Doğumum, Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışı’nın yıldönümüne denk düşmüş bir tarihin hatırlatmasıdır: Bu topraklarda hiçbir kazanım gökten inmedi, hepsi mücadeleyle, bedelle, inatla kuruldu.
Bugün ise o kurucu iradenin üzerine çöken bir karanlıkla karşı karşıyayız. Cumhuriyetin birikimleri sistemli biçimde tasfiye edilirken, emeğin, aklın ve kamunun yerine dogma, piyasacılık ve itaat dayatılıyor. Siyasal İslamcı iktidar blokunun yürüttüğü bu süreç bir “yönetim krizi” değil, açık bir sınıf saldırısıdır. Kamusal olanın tasfiyesi, halkın yoksullaştırılması ve toplumsal hafızanın silinmesi aynı programın parçalarıdır.
Tam da bu yüzden, bugün ihtiyaç duyduğumuz şey nostalji değil; yeni bir kurucu irade, yani sosyalist bir yeniden kuruluş perspektifidir. Cumhuriyetin ilerici mirasını savunmanın tek gerçek yolu, onu emekçi sınıfların iktidarıyla ileriye taşımaktır. Yarım kalan ne varsa tamamlamak, çürütülen ne varsa yeniden ayağa kaldırmak zorundayız.
Bu bilinçle doğum günümü hatırlayan, arayan, yazan, selam gönderen tüm dostlara, arkadaşlara ve yoldaşlara içten teşekkür ederim. Bu sadece bir yaş günü değil; ortak bir hafızanın, ortak bir mücadelenin ve geleceğe dair ortak bir iddianın selamlaşmasıdır.
Yolumuz uzun, ama yönümüz nettir.

YORUMLAR