“Karadeniz’in kaderi değişecek” demek kolay… Peki nasıl?
Hayati Yazıcı, İyidere Lojistik Limanı’nın “Karadeniz’in kaderini değiştireceğini” söylüyor. Kulağa büyük, iddialı ve heyecan verici geliyor. Ancak ortada ciddi bir eksiklik var: Nasıl değişecek?
Siyasette sıkça duyduğumuz bu tür iddialı, hamasi söylemler artık kimseyi tatmin etmiyor. Çünkü insanlar artık slogan değil, somut plan görmek istiyor.

Sayın Yazıcı’ya sormak gerekiyor:
Gerçekten bu proje bölgenin kaderini nasıl değiştirecek?
- Bu limana hangi ülkelerden, hangi ürünler gelecek?
- Buradan hangi pazarlara, hangi mallar gönderilecek?
- Bu ticaretin hacmi ne olacak?
- Bölge insanına doğrudan nasıl bir ekonomik katkı sağlayacak?
Daha da önemlisi:
Bu projenin olmazsa olmazı olan raylı sistem altyapısı ne durumda?
Liman var ama demiryolu yoksa, bu proje nasıl tam kapasite çalışacak?
Kısacası kamuoyu artık şu netliği bekliyor:
“Şu mal şu ülkeden gelecek, burada işlenecek ve şu ülkelere gönderilecek.”
Bu kadar açık, bu kadar somut bir tablo ortaya konulmadan yapılan açıklamalar ne yazık ki sadece iyi niyetli temenniler olarak kalıyor.

İşte Sayın Yazıcı’nın açıklamasından öne çıkanlar:
“İyidere Lojistik Limanı ve Lojistik Merkez projesi, Rize’mizin ve Karadeniz Bölgemizin ticaret potansiyelini daha da güçlendirecek. Bölgesel kalkınmaya ivme kazandıracak bu yatırım, aynı zamanda bölgemizin jeostratejik önemini artırarak Türkiye’nin lojistik gücüne önemli katkı sağlayacaktır.”
Ayrıca projenin yalnızca Rize’ye değil, tüm Karadeniz Bölgesi’ne ve Türkiye ekonomisine katkı sunacağı, uluslararası ticaret koridorlarında önemli bir merkez haline gelmesinin hedeflendiği ifade ediliyor.
Ancak tüm bu ifadeler, yine aynı soruyu gündeme getiriyor:
Somut olarak nasıl?
Bölgenin kaderi gerçekten değişecekse, bu değişimin detaylarını, yol haritasını ve gerçekçi hedeflerini duymak istiyoruz. Çünkü büyük sözler değil, büyük ve uygulanabilir projeler güven verir.

YORUMLAR