Bir yandan uydu üzerinde yayın yapan ulusal tv TEMPO TV’de atı yıla yakındır her pazar kesintisiz olarak canlı olarak yayınladığımız, ‘Gazetecilerle Gündem’ adlı yayınımıza konuk daveti ve hazırlıkları diğer yandan
reklam ve desteklerinizle, ‘yerelden ulusala daha özgür gazetecilik..’ şiarıyla kurban bayramı öncesi, okur ve destekçilerimizden mesaj toplamaya çalıştığımız bir sırada İstanbul İBB baskın, soruşturma, tutuklama operasyonları ardından bu kez başkent Ankara’da yerel bir mahkemenin verdiği karar, siyaset arenasında parçalanarak, merkezin milyar dolarlarını da yakıyor..
Evet, yerel bir mahkemenin, ‘Kararları kesindir, itiraz bile edilemez..’ denen YSK’yı, YSK’nın onayı ile yok sayıp, aldığı karar ile barışın, kardeşliğin hatırlandığı bayramı kara getirdiği CHP’yi izlerken, bizde gazete olarak bu konuda uzman, bilen, ağ, siyah demeden önümüze gelen her CHP’liden görüş, almaya ve kendimizin bakış ve yorumlarını da ekleyip, okurumuza haber, yorum olarak sunmaya çalışıyoruz..
Ve, dili, ‘bilinmeyen’ denen Kürt sorununu çözme adına ‘yeni’ denen ama bir yıldır bir adım ileri gitmediğiyle eleştirilen süreç gibi aylarca tartışılan ‘Mutlak Butlan’ kararının Kılıçdaroğlu lehine sonuçlanması ardından bende, hemen yani kısa süre içinde ele aldığım, ‘Özgür Özel bu oyunu bozabilir..: başlıklı yazımı yazıp, xtwit yoluyla başta Özel’e olmak üzere, Kılıçdaroğlu ve CHP’li bildiğim tüm üst, alt kişi ve kimliklere yollamıştım..
‘Özgür Özel’in ne yapacağını bilmem ama ben, ‘Gazeteci Fakir Yılmaz olarak şahsen katılmadığım ve demokrasiye, Anayasaya, YSK’ya, seçme ve seçilme hakkına aykırı bir durumdur’ dediğim Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Butlan kararının ardından, ‘Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum. Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum. Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!’ diye xtwit atan Özgür Özel’e benden bir öneri vadedeceğim.’ demiştim..
Ve; ‘Sayın Özgür Özel..
Gel sen birilerinin yapamadığı büyüklüğü yap ve demokrasiye, seçme, seçilme hakkına ve partin olan CHP’ye daha çok zarar verilmemesi ve Adalet Bakanının da içinde olacağı tüm dünyanın şaşıracağı bir karar al ve Kılıçdaroğlu’nu , Grup Başkanı olarak ara..’ diyerek, Özel’e ‘ara’ dediğim Kılıçdaroğlu’na şöyle de demiştim..
‘Sayın Genel Başkanım çekinme, çık gel, grup başkanı olarak seni genel başkan olarak genel merkezin merdivenlerinde karşılayacağız. Patimizin birleri tarafından değil, kendi tarafımızca yönetileceğini, CHP’lilerin hep birlikte, el ele vermesiyle CHP’ye sahiplenelim ve ‘çay koy usta yeniden başlıyoruz’ diyerek kaldığımız yerden mitinglerimize, erken seçimi isteyen vatandaşa birlik olduğumuzu ortaya koyup, onlarında bizimle bir olmasını isteyip, hep birlikte güzel olacak günlere, yıllara doğru yürüyelim’ demesini istemiştim..
Evet..
Özgür Özel Kılıçdaroğlu’nu aradı mı?
Aradı..
Dediklerimi Kılıçdaroğlu’na dedi mi?
Dediğini söyledi ve Grup Başkan vekilliğine vekillerin onayı ile döndü mü?
Dediğimi dediğini belirtip, Başkan vekilliğine de razı oldu mu?
Oldu..
Peki şimdi sıra kimde?..
Ve O ne yaptı?
CHP İstanbul İl Başkanlığına kayyum olarak atanan hemşerim, Göleli Gürsel Tekin gibi önce kendisine yakın, yalaka tayfası badi gard tipi sözde partilileri ardından polisi CHP’ye gönderip, partisinin kapı bacasını, kırdırıp, biber gazı eşliğin de Özgür Özel ile arkadaşlarını gözyaşı ve ter, kan içinde dışarı attırdı..
Ve; Dün kendisine demediğini bırakmayanları oluşturduğu havuz medyanın sevindiği, dünyanın üzüldüğü manzarayı hepimize yaşattı..
Evet.. Bu ve diğer buna benzer onca yazımı okuyan sizi bilmem ama Yapay Zekânın bu yazıma yorumu da aynen şöyle..
Yazar Fakir Yılmaz, bu metinde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içerisindeki güncel siyasi gelişmeleri ve yargı kararlarının parti yapısı üzerindeki etkilerini ele almaktadır. Özellikle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen “Mutlak Butlan” kararı sonrasında yaşanan karmaşayı değerlendiren yazar, Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu arasındaki ilişkiye dair çözüm önerilerini sunmaktadır. Metinde, muhalefetin birlik içerisinde hareket etmesi gerektiği vurgulanırken, geçmişteki parti içi krizler ve demokratik haklara yönelik müdahaleler eleştirel bir dille hatırlatılmaktadır. Yazar, CHP yönetiminin dış müdahalelere karşı dirençli olması gerektiğini savunarak, siyasi etik ve parti içi barış temalı bir çağrıda bulunmaktadır. Sonuç olarak kaynak, Türkiye’deki muhalefet siyasetinin yargı ve iç çekişmelerle nasıl bir sınav verdiğini kişisel bir perspektifle özetlemektedir.
YORUMLAR