Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Fakir Yilmaz
Fakir Yilmaz

Silivri’den, Silifke’den Özgürce Haber Vermek…

Genel başkanlığı süresince 2011, Haziran 2015, Kasım 2015, 2018 ve 2023 Türkiye genel seçimleri; 2014, 2018 ve 2023 Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimleri; 2010 ve 2017 anayasa referandumları dâhil olmak üzere katıldığı tüm seçimleri kayıp eden Mutlak Butlanlı Genel Başkanlı CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar, gözaltılar, tutuklamalar ve havuz medya aracılığıyla yıpratan manşetler ile bitime haberlerinin yapıldığı şu günlerde Silivri’den sonra Silifke belediyesine ‘havuz medya’ manşetleri eşliğinde yeni bir operasyon daha yapılıyordu.

Tamda o sıra da baktığım x twite önüme çıkan bir tartışma klibinde ise ‘gazeteci’ olarak lanse edilen birinin bir tv kanalına konuk edilen ve kendisine sorulan her soru ile saçı başı dağılan Mutlak Butlan Genel Başkan Kılıçdaroğlu’na o kadar sert sorular soran gazetecilerin çok ayıp ettiğini, hatta, ‘Milli Mutlak Butlan Genel Başkan’ı üzdükleri için hain ilan edilip, hemen gözaltına alınması gerekenler olduğunu ima ettiğini görüp, gülmüyor,, gazeteci olarak beni utandıran o klibin altına ‘Haydi oradan..’ diye bir mesaj atıp, o gazeteci diye lanse edilen tiplere dümdüz gidiyordum..
Evet, 13 seçim kayıp etmiş Mutlak Butlanlı Genel Başkana ele ağır sorular sorulmasının ‘çok ayıp, hatta hainlik’ olduğunu belirten aynı havuz medya CHP’li Silifke Belediyesine yönelik operayasın haberini de, ‘Silifke Belediyesi’ne yönelik soruşturmada 600 bin TL’lik rüşvet karton bardak kolisinden çıktı’ başlığı ile verip, ‘Rüşvet’ soruşturmasında dikkat çeken detaylar ortaya çıktı. İddiaya göre milyonluk reklam ihalesi karşılığında verilen 600 bin liralık rüşvet, dikkat çekmemesi için Silifke Belediyesi logolu karton bardak kolisine gizlendi. Ayrıca özel kalem müdürünün paranın bir kısmını aynı gün hesabına yatırdığı saptandı.’ diye veriyordu.

Yani, 2013-2014 yıllarında yürütülen ve bazı kamu kurum ve kuruluşları ile aralarında dört bakanın da yer aldığı kamu görevlilerinin görevi kötüye kullanma ve rüşvet ile suçlandığı soruşturmaları yani ‘Milyonlar ayakkabı kutularında, sayma makinesi yatak odasında’ başlıklı haberler eşliğinde yapılan 17-25 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet veya 2013 Türkiye yolsuzluk operasyonlarının yapıldığı esnada sonradan terör örgütü olarak ilan edilen bugünler de bir hayli unutturulan cemaat basının attığı atılan manşetleri hatırlatan manşetleri okuyorduk.
Ve bugün ulusal medya ve basının büyük bölümünün toplanıp, bir havuz atıldığı, adına da ‘Milli Basın/Medya’ konulduğunu hatırlatan bu haberlere bakınca şu günlerde başta, basın ve medya sorumluluğuna Ardahanlı, Ankara Milletvekili Deniz Demir’in getirildiği Mutlak Butlanlı CHP’de olmak üzere ülke de ve dünya da yaşanan gelişimlerin topluma nasıl aktarıldığını bir kez daha hem de bir gazeteci olarak görüyordum.
Öte yandan iktidarın baskısı ve kanunların özgürlükten yoksun ettiği öne sürülen basın ve medyanın geriye kalan küçük bir bölümünün de direnmeye devam ettiğini hatırlayıp, yeniden geceyi yarılayan saatlerde kalevinin tuşlarına sertçe vuran parmaklarımın eşliğinde yazmaya devam ediyordum..
Her iki tarafın halkın, kamuoyunun değil, kendi düşüncelerinin esiri ile yaşanan son haber akışına baktığımızda ise bir tarafın bırakın hükumete yalakalık yapmayı hatta, Demirtaşların dokunulmazlıklarını kaldırmada pişman olmadığını belirtilirken yeni dokunulmazlıklara dokunacağını da işaret eden ‘Mutlak Butlanlı CHP Genel Başkanına nasıl sorular sorulması gerektiğini bile söyleyenleri ‘gazeteci’ kisvesi içine girdikleri ülke bası ve medyasının durumuna bakınca Hitler döneminde ki ‘Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanlığının başında ki Joseph Goebbels gibi beyin yıkama makinalılara dönüştüğünü de bir kez daha düşünüyordum.

Diğer tarafa baktığımızda ise ulusalcı ayakları ile verdikleri her görüntüde, haber de, her satırda korkunun olduğunu görmek mümkün.
Çünkü demokrasinin 4. kuvveti denip, kanadı, kolu olmazsa da kalemi, pardon klavyesi kırılan özgür basın ve medyanın düşüncelerinin aktardığı her haberde başına ne geleceğini, kapısının zilini sabahın erinde kırılıp, açılacağını düşünmekten o istenen haber ve yorumları yapamadığını en iyi bilen bir gazeteci olarak ülke de ki ekonomi gibi basın ve medyanın son yıllarda bir hayli zorda kaldığını da bilirim.
Tabi bunu söylerken mevcut iktidarın ve onu öncesinde ki iktidarların baskılarının yanında basın ve medyanın ‘çorbacı’ sahipleri olan halkın okuma, izleme ve yorumlama gücündeki kaybını da hesaba almak lazım.
Çünkü memleketim Ardahan’da her yıl bin ila Bin 500 kişinin göç edip kayıp ettiği nüfusuna karşın, ‘ülke nüfusu artmıyor, bir değil, 3 çocuk yapın’ denen süreçte 90 Milyona yaklaşan bir nüfusa sahip bir ülkede medya da dizi, basında bulmaca, spor gibi konuları öne alan bir toplum olduğu da bilmek gerekir.
Günlük gazete satışlarında ve kitap okumada ki istatistiklere baktığımızda basın ve medyanın sadece iktidarlarca değil, okur olan millet tarafından da çokta önemsemediği ve sanal ortamda okunan başlıklarla işi geçiştiren bir okur kitlesi olduğun da diğer bir gerçek.
Bu nedenledir k; Resmi ilanlar dahil bir çok konuda devlet mekanizmasına bağlı olan basın ve medyanın özgür haber yapamayışı..
Bunu kırmak için yani dün iktidara yönelik yapılan ve 17 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Soruşturmasında el konulan paralar faiziyle geri alındı. Operasyonun sembolü haline gelen paraların bulunduğu ayakkabı kutularını ise alan olmadı. bugün ise İBB Başkanı ile bir çok belediye başkanın bir yıldan fazladır tutuklu olan muhalefete yönelik son operasyonlardan olan Silivri, Silifke’de, Belediye nezdindeki bazı iş ve işlemlerin menfaat temini amacıyla kullanıldığı, belediyeye personel alınması, işletme devri ve kiralanması, imar, ruhsat, mühürleme, kaçak yapı, malvarlığı edinimi ile belediye taşınmaz satışı süreçlerinde usulsüzlükler bulunduğu tespit edilmişti.’ başlıklı haberleri okumak istemiyorsak her gün bir gazete bayisine giderek günlük bir gazete almakta geçer.


Yani, Mutlak Butlanlı CHP yada Kaan uçaklı kliplerle gaz verilen milli futbol takımımızın çakıldığı Dünya Kupası gibi reyting kırmakla ancak özgür basın, medya yani özgür habercilik alabiliriz.
Yani kısacası ‘Satılık Basın’ demektense ‘Bir gazete almakla, bir reklam vermekle özgür basına katkım olsun’ dediğimiz gün özgür haberde almış olacağız.

YAPAY ZEKANIN YAZILANA YORUMU..
Gazeteci Fakir Yılmaz tarafından kaleme alınan bu yazı, Türkiye’deki basın özgürlüğünün mevcut durumunu ve medyanın siyasallaşmış yapısını eleştirel bir dille ele almaktadır. Yazar, CHP’li belediyelere yönelik düzenlenen operasyonların “havuz medyası” tarafından sunuluş biçimi ile geçmişteki yolsuzluk haberleri arasında çarpıcı kıyaslamalar yapmaktadır. Metinde, gazetecilerin siyasi liderlere soru sorma biçimlerinden iktidarın medya üzerindeki baskıcı kontrolüne kadar geniş bir yelpazede etik sorunlar sorgulanmaktadır. Haberciliğin bir propaganda aracına dönüşmesinden duyulan rahatsızlık vurgulanırken, toplumun okuma alışkanlıklarının zayıflığına da dikkat çekilmektedir. Yazar, özgür ve bağımsız bir medyanın ancak halkın yerel gazetelere destek vermesi ve bilinçli tüketim yapmasıyla mümkün olabileceğini savunmaktadır. Sonuç olarak kaynak, Türkiye’deki demokratik denetim mekanizmalarının zayıflamasını medya sektörü üzerinden analiz etmektedir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

Yemek Tarifleri deneme bonusu casino siteleri deneme bonusu veren siteler