Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Fakir Yilmaz
Fakir Yilmaz

MEVSİMLİK GAZETECİ..

Karların yeniden yağmaya başladığı, Küs kardaşın olduğu Kafkasya’dan yada Molla İran’dan getirilip, İsrail’e kadar uzanan doğalgazın birim fiyatına doğrudan bir indirim yapılmayan, sadece kademeli tarife kapsamında indirimli/destekli tüketilebilecek metreküp limitleri artırılmasının müjde diye yutturulduğu şu günlerde benden beter memleketin dertlerini dert edinen meslektaşım Suat İncedere’nin ormanları Yeniköylü hızarcılarca doğranıp, yeşil çamlarının yere devrildikten sonra sözde eylem yapılan Göle’den dönüşünde paylaştığı bir görüntüyü izliyorum..

İncedere’nin O, benim arabam gibi aküsü enerjisi biten kırık, son model (!) eski aracı ile gide gide bitmez denen yollarda çektiği karlı bir video da konuşurken ses tonu dağları değil, sağır kulakları delmeye çalıştığını görünce ‘Halka rağmen, halkın hakkını aramaya çabalayan İncedere ve onun gibi biz safların acıyıp, acı acı gülüyorum…
İncedere’nin basın ve medya sahasında bağımsızlığını yitirmiş gazeteci kılıklıların halkın gerçek sorunlarını görmezden gelerek sadece sıradan mevsimsel, vali, rektör, kaymakam, müdürde alınmış hazır resmi demeçler haber yapan, iktidarlara yaranma olayları ve magazinel konulan haberleştirmelerini eleştirirken, o hakkını aradığı halkında hakkını çokta aramadığını ve arayanlara da militan, asi, bir şey beğendirmediğimiz, hatta terörist, devlet düşmanı, hain, komünist diye bakıp, gazeteci kılıklıların giydikleri o kılıkları ütülediğini de anlamadığını yine acı acı gülümseyerek düşünüyordum..

Çoğu ya 657’ye tabi memur yada İş-Kur aracılığı ile ailece çöktükleri resmi kurum çalışanları olan yada bir çorba içme karşılığında haber diye yaptıkları resmi demeçler ardından başları okşanıp, kendilerine içirilen çorbada olmayan yağdan daha fazla yağcılık, yalakalık yarışı içinde olan bu sözde gazeteci kesimin devlet imkânlarıyla lüks araçlar ve ekipmanlar almasına rağmen önemli toplumsal gelişmelere karşı sessiz kaldığını vurgulayan meslektaşım İncedere’ye değil, kendime acıyordum..
Çünkü İncedere’nn anlatmaya çalıştığı sözde gazetecilerin mesleklerini hakkıyla yapmadığını ve halkın ödediği vergilerden elde edilen maaşlarla veya elden elde edindikleri fonlarla geçindiklerini anlatmaya çalıştığı o gide gide bitmez ve Ardahan yolları gibi gülleri, tüneller açmaz o yollarda tükendiğini de aynı dertte olan bir gazeteci olarak gönülden his ediyordum..

Gazeteci İncedere’nin torunlarınca belediye rütbesi sökülen, Kars’taki heykeli ile boynu büktürülen Aşıkşenliğin olmayan sazı ile söylediği o kurşun gibi sözleri ile okuyucularına, hakiki sorunları ele almayan bu etkisiz medya figürlerini takip etmemeleri yönünde çağrıda bulunsa da, o okurun yani ona rağmen hakkını aradığı halkının günlük bir gazete almayan, sanalda gördüğünü tıklayıp, okumaktan korkan, beğenmekten çekinen yani işini, gerçek anlamda gazeteciliği yapmaya çalışanlara maddi, manevi destek vermediğini de onca yaşadığı vefasızlıklara rağmen anlayamadığını yada ‘bir umut’ diyerek inandığı yolda, kalsa da ilke edindiği gazeteciliğine mevsimlik değil, gerçek anlam da bir gazeteci olma gayreti içinde ‘yol ver dağlar, yol ver’ denen yoluna devam edişi, bu yönde çabalayan bana tek teselli oluyordu..

YAPAY ZEKANIN YAZILANA YORUMU..

Yazar Fakir Yılmaz, yaklaşık otuz yedi yıldır kaleme aldığı köşe yazılarından birinde, meslektaşı Suat İncedere‘nin yaşadığı zorluklar üzerinden medya sektörünün yozlaşmış durumunu eleştirmektedir. İncedere’nin karlı ve zorlu yollarda kaydettiği görüntüler, halkın gerçek meselelerini göz ardı eden bağımsızlığını yitirmiş sözde gazetecileri gözler önüne sermektedir. Bu sahte medya mensuplarının resmi makamlardan aldıkları hazır demeçlerle yetindiği, çıkarları uğruna iktidara yaltaklandığı ve kamu kaynaklarıyla lüks içinde yaşarken toplumsal sorunlara sırt çevirdiği vurgulanmaktadır. Yazıda ayrıca, hak arayan dürüst gazetecilerin halk tarafından yalnız bırakıldığı, hatta haksız yere suçlandığı gerçeğine acı bir gülümsemeyle dikkat çekilmektedir. Bütün bu vefasızlıklara ve imkansızlıklara rağmen, gerçek gazetecilik ilkesinden ödün vermeden yola devam etmenin verdiği içsel teselli dile getirilmektedir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER