Merhaba
September 30, 2026 Kategoriler: BAŞKA DERGİDEN Yazarlar: Başka DERGİ’den
MERHABA
Trabzon’dan başlıyoruz.
Denize sırtını dönmeyen, dağa yüzünü çevirdiğinde kendisini vadilerin, ormanların, derelerin içinde bulan bir kentten… Yağmurun sokağın sesine karıştığı, yokuşlarının insanı biraz yorduğu ama her köşesinde başka bir hikâyenin önüne çıktığı bir kentten. Meydan’dan Pazarkapı’ya, Ortahisar’dan Boztepe’ye; denizi doldurulmuş, dereleri borulara alınmış, dağları maden sahalarıyla kuşatılmış ama hâlâ sesini kaybetmemiş bir coğrafyadan sesleniyoruz.
Ama yalnız Trabzon’a değil.
Türkiye’ye ve ulaşabildiğimiz her yere…
Çünkü Başka Dergi’yi bir kentin içine kapanmak için çıkarmıyoruz. Trabzon bizim başladığımız yer. Dünyaya baktığımız pencere burası. Yaşadığımız yerin derdini anlatırken memleketin derdini, memleketin derdini konuşurken dünyanın derdini konuşmak istiyoruz. Edebiyatı, şiiri, sanatı, felsefeyi, bilimi, ekolojiyi, tarihi birbirinden koparmadan; hayatın kendisi nasıl iç içeyse öyle yan yana getirmeye çalışıyoruz.
Tam da böyle bir zamanda başlıyoruz.
Sanatın, düşüncenin, sözün daraltılmak istendiği; sanat mekânlarının kapılarının kapatıldığı, sanatçıların, yazarların ve düşüncesini söylemekten vazgeçmeyenlerin üzerine giderek daha fazla baskının çöktüğü günlerde…
Bir sanat evinin kapısına kilit vurulduğunda yalnızca bir bina kapanmaz. Bir buluşma yeri, bir tartışma zemini, başka türlü düşünme ihtimali de susturulmak istenir. Biz buna karşı başka bir kapı açmak istiyoruz.
Bir yer kapanıyorsa iki yer açılsın.
Bir ses susturuluyorsa on ses konuşsun.
Bir şiirin önü kesiliyorsa yüz şiir dolaşsın insanların arasında.
İnatla çoğalmak istiyoruz.
Çünkü kültür ve sanat bizim için yaşamın kenarında duran bir süs değil. İnsanların dünyayı anlamasının, sorgulamasının ve değiştirmesinin yollarından biridir. Bir roman bazen yıllardır söyleyemediğimiz şeyi söyler. Bir şiir bir meydan konuşmasından daha uzun yaşayabilir. Bir resim, tarih kitaplarının anlatamadığı bir dönemi tek bir bakışla önümüze koyabilir. Felsefe bize soru sormayı, bilim doğayı anlamayı, mücadele ise değiştirmeyi öğretir.
Başka Dergi biraz da bunların yan yana gelebileceği bir yer olsun istiyoruz. İlk sayımıza baktığımızda ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılıyor.
Oktay Rifat’la şiirin sokağına çıkıyoruz. Şiirin yalnız büyük sözlerden değil, gündelik hayatın küçük ayrıntılarından da doğabileceğini yeniden hatırlıyoruz. Gassan Kanafani ve Edward Said üzerinden sürgünün, yurdundan koparılmanın ve edebiyatın direnişle kurduğu ilişkinin izini sürüyoruz. Turgenyev’in Babalar ve Oğullarında eskiyle yeninin kavgasına bakıyoruz. Hegel’den Marx’a, Marx’tan Gramsci’ye uzanan düşünce tartışmalarında bugünün dünyasını anlamaya çalışıyoruz. Vincent Van Gogh ‘ un tablosuyla emeğin, yoksulluğun ,ve insanın kendisine ve ürettiğine nasıl yabancılaştığını ,sanatta nasıl görünür hale geldiğini konuşuyoruz. Hayat progresif olmalı diyoruz.
Kuantuma da yer var bu sayfalarda, iklim krizine de.
Planlı eskitmeye, tüketim çılgınlığına, yapay zekâ çağında emeğin durumuna da…
Trabzon’un tarihine, Karadeniz’in insanına, yaylalarına, sokaklarına, şiirlerine de…
Çünkü biz hayatı bölmelere ayırarak anlamıyoruz. Bir tarafta sanat, başka tarafta siyaset; bir tarafta bilim, öbür tarafta emek diye duvarlar çekmenin hayatın kendisine pek uymadığını düşünüyoruz. Aynı insan sabah işe gider, akşam şiir okur; çocuğunun geleceğini düşünür, doğasının talan edilmesine öfkelenir, bir romanın kahramanında kendisini bulur. Dergimiz de biraz böyle olsun istiyoruz.
Bu işe bütünüyle acemi de başlamıyoruz.
Daha önce BKS Dergi çevresinde edindiğimiz bir yayıncılık deneyimimiz var. BKS’nin yayın hayatına şimdilik ara verilmiş olması, orada biriken emeğin, dostluğun ve deneyimin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Orada öğrendiklerimizi yanımıza aldık. Neyi yapabildiğimizi, nerelerde eksik kaldığımızı, bir dergiyi ayakta tutmanın yalnızca yazı toplamaktan ibaret olmadığını gördük.
Başka Dergi biraz da o birikimin yeni koşullarda başka bir yola çıkmasıdır.
Ama eskisinin tekrarı değildir.
Yeni insanlar gelsin istiyoruz. Yeni yazarlar, yeni şairler, gençler, ilk kez kalemini sınayacak olanlar… Adı bilinenlerin yanında henüz adı hiçbir yerde yayımlanmamış insanlar da bu sayfalarda olsun. Çünkü kültür dünyasının sürekli aynı isimler etrafında dönmesinden yana değiliz.
Bir işçinin, bir öğrencinin, bir öğretmenin, bir emeklinin, bir köylünün söyleyecek sözü varsa bu derginin kapısı ona da açık olmalı.
İlk sayımız için yazılarını, şiirlerini, düşüncelerini bizimle paylaşan bütün yazar ve şairlere bu nedenle ayrı ayrı teşekkür ediyoruz. Bir derginin gerçek sahibi yalnızca künyesinde adı yazanlar değildir. Yazısını gönderen, eleştiren, öneride bulunan, bir arkadaşına ulaştıran, sosyal medyada paylaşan, gecenin bir saatinde bir yanlışımızı haber veren herkes o derginin oluşmasına katkıda bulunur.
Daha yolun başındayız. Eksiklerimiz olacak. Yanlışlarımız olacak. Öğreneceğiz.
Ama bir konuda baştan anlaşalım: Bu dergi yalnızca güzel cümlelerin yan yana getirildiği bir vitrin olmak istemiyor. Yaşadığımız çağın sorularından kaçmayacağız. Eşitsizliği konuşacağız. Emeği konuşacağız. Kadınları, gençleri, doğayı, kentleri, savaşları, göçleri, kültürü ve özgürlüğü konuşacağız.
Ve bütün bunları yaparken edebiyatın, sanatın ve düşüncenin özgür alanını korumaya çalışacağız.
Trabzon’dan başlayıp dünyanın herhangi bir yerindeki insana ulaşabilecek küçük bir pencere açıyoruz. Belki bugün yalnızca küçük bir dergiyiz. Ama bazen büyük değişimler çok küçük yerlerden başlar.
Bir şiirden.
Bir öyküden.
Bir sorudan.
Bir itirazdan.
Bir araya gelmekten.
Başka Dergi de böyle bir araya geliş olsun.
Çünkü hâlâ inanıyoruz:
Başka bir dünya mümkün.

YORUMLAR