HABER: Gençağa KARAFAZLI
(RİZE) Rize’nin Pazar ilçesine bağlı Balıkçı Köyü açıklarında kurulmak istenen kafes balık çiftliği projesine karşı bölge halkının başlattığı direniş 54’inci gününe ulaştı. Kadınlar Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslendi , ““Ocaklarımızı söndürmeyin bizim gidecek başka yerimiz yok ”
Rize’nin Pazar ilçesine bağlı Balıkçı Köyü açıklarında kurulmak istenen kafes balık çiftliği projesine karşı bölge halkının başlattığı direniş 54’inci gününe ulaştı. Özellikle balıkçı kadınların öncülüğünde sürdürülen çadır nöbeti, verilen sözlere rağmen somut bir adım atılmaması üzerine kararlılıkla devam ediyor.
Kuzuoğlu Grup ile Günvak 1 ve Günvak 2 tarafından hayata geçirilmek istenen projeye karşı çıkan köylüler, daha önce Valilik, Kaymakamlık ve AK Parti Rize milletvekilleri tarafından projenin uygulanmayacağı ve denize bırakılan kafesin kaldırılacağı yönünde söz verildiğini hatırlattı. Ancak aradan geçen 54 güne rağmen herhangi bir gelişme yaşanmaması, bölge halkında güvensizlik yarattı.
Zelek Limanı açıklarında bırakılan kafesin hâlâ kaldırılmaması tepkilere neden olurken, geçim kaynaklarının tamamen balıkçılık olduğunu vurgulayan köylüler, projenin hayata geçirilmesi halinde ekonomik olarak büyük zarar göreceklerini ve göç etmek zorunda kalabileceklerini ifade etti.
Liman girişinde kurdukları çadırda nöbet tutan balıkçı kadınlar, yaptıkları basın açıklamasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenerek “Ocaklarımızı söndürmeyin” çağrısında bulundu. Açıklamaya bölgedeki kadın balıkçıların yanı sıra, Pazar’da 15 yıl belediye başkanlığı yapmış olan eski AK Parti Belediye Başkanı Ahmet Basa da destek verdi.

Kadın balıkçılar adına açıklama yapan Hacer Yurtseven ise proje için hazırlanan ÇED raporunun yanıltıcı olduğunu öne sürerek, “Bu proje ve rapor, halkın aldatılması için balıkçılığı olmayan bir köyde hazırlanmıştır. Üç yıldır bilimsel ve hukuki mücadele veriyoruz ancak sesimiz görmezden geliniyor” dedi.
“ÇED RAPORU, HALKIN ALDATILMASI İÇİN BALIKÇILIĞI OLMAYAN BİR KÖYDE DÜZENLENDİ”
Yurtseven, “Bugün bu bölge halkına kumpas olarak kurulmuş merdiven altı kafes balıkçılığı projesinin 3’inci yılı. Bu 3’inci yılda halkın ve vicdan sahibi herkesin direnişi ve desteğiyle bugüne kadar bu akıl dışı ve vicdansız projenin hayata geçirilmesi engellenmiştir. Bu proje ve projeye uygun kılan ÇED raporu, halkın aldatılması için balıkçılığı olmayan bir köyde düzenlenmesi vicdan sahiplerinin olmaması için yeterlidir. Madem bu proje için balıkçı köyünün rızası gerekiyor, neden bu projeye balıkçı köyüne bir ÇED raporu çıkarılmadı? Bakınız, bu vicdansız ve uygunsuz projenin durdurulması için 3 yıldır ÇED raporunun eksiksiz ve yetersiz yapıldığı için yapmış olduğumuz onlarca görüş, üniversitelerden alınmış bilimsel görüşler, gözükmez eller tarafından örtbas edilmiştir.”
“HAKKIMIZI BEDELİ NE OLURSA OLSUN HEP BİRLİKTE SAVUNACAĞIZ BU KONUDA İRADEMİZ NETTİR”
Halkın iradesinin üstünde bir irade olmadığını ve mücadelelerinde haklı olduklarını vurgulayan Yurtseven, “Gece gündüz, kar kış, yağmur çamur demeden liman girişlerinde nöbetler tutulmuş ve tutulmaya devam etmektedir. Yine bugün denizimize atılmış 1 adet kafesin 54’inci günü. 54 gün önce Rize Valimiz Sayın İhsan Baydaş Bey’in talimatı ile Pazar Kaymakamımız Hamza İnan Bey toplumun ve kameraların önünde ‘…’ diyerek kısa süreliğine geçici kurulmasının isteğini makbul karşılamıştır. Boş kafesi burada kurmak isteyenlerin niyetlerini çok iyi anlıyor, okuyor ve biliyoruz. Halkın devleti ve milleti ile olan bütünlüğüne zeval vererek eylemlerden nemalanmayı hayal edenler, kurdukları kumpaslarda yok olacaklarını göremeyecekler kadar kör ve zavallı olduklarını bilmiyorlar. Halkı ve vicdan sahibi herkesi susturabileceklerini umut ediyorlar. Toplumun sinir uçlarıyla oynayıp devlet ile karşı karşıya getirmek isteyenlerin şüphe elbette sonu elbette hüsran olacaktır. Biz halk olarak bu oyunlara gelmeyeceğimiz gibi, haklı davamızda bir adım dahi geri atmayacağımızı tüm kamuoyuna dekte ediyoruz. Bizler davamızda hem Hak indinde hem de temiz vicdanlarla haklıyız. Hakkımızı da bedeli ne olursa olsun geçmişte olduğu gibi ileride de hep birlikte savunacağız. Bu konuda irademiz nettir. Halkın iradesinin üstünde bir irade olmadığını biliyoruz. Bu nedenden dolayı yetkililerden iki şey talep ediyoruz: Birinci talebimiz: Devlet sözü diye verilen sözün tutulmasını ve kurulan kafesin derhal kaldırılması ve haksız ve adaletsiz projenin iptal edilmesini, İkinci madde ise: Bu gerçekleştirilemiyor ise en kısa zamanda içinde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile belirlediğimiz heyet ile görüştürülecek, bizzat halkın iradesini Cumhurbaşkanımıza anlatmanın yollarının açılmasını talep ediyoruz.Eğer söz konusu isteklerimizden hiçbirisi gerçekleşmez ve cebren kafesler kurulur ise eylemlerimizi devam ettireceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.” Dedi

“AYLARDIR PSİKOLOJİMİZİ BOZDULAR”
Çocuklarının tedirginlik duymadan temiz denizde yüzdüğünü vurgulayan kadın yurttaş, “Yeni geldik buraya, çocuklarımla birlikte denizdeydik. Oradan buraya geldik. Evimiz şu anda denizimizde yüzüyor çoluğumuz, çocuğumuz. Hiçbir şekilde engellenmeden… Hastalık yok, hiçbir şey yok. Tedirgin olmadan giriyorlar ama diyorlar ki ‘Seneye biz bu denize girebilecek miyiz?’ Bunun kaygısındalar. Yani nereye kadar bu? Kafesi kurdular, kaldırmıyorlar. ‘Artık biz istemiyoruz’ diye diye anlatamıyoruz bir türlü. Halen buradayız, mücadelemize devam ediyoruz. Tüm psikolojimizi zaten aylarca boyunca bozmuşlar, felaket yani.”

“KÖYÜME GERİ GELDİM KAYIK ALDIM ÇOCUKLARIMLA BALIKÇILIK YAPMAK İSTİYORUM”
Uzun süre köyünden uzak yaşadığını ve kayık alıp çocuğuyla balıkçılık yapacağını vurgulayan balıkçı kadın, “Ben de burada doğdum, büyüdüm. 10 senedir gelmedim köyüme, Geri geldim çok güzel olmuş köyüm. 10 seneye bakarsak, bugüne bakarsak çok güzel olmuş. Kayık aldım, ruhsat aldım. Balıkçılık yapmak istiyorum, eşimle beraber, çocuklarımla beraber balıkçılık yapmak istiyorum ve bu kafesi istemiyoruz.”

“KARADENİZ KADINLARINI HAFİFE ASLA ALMANIZI TAVSİYE ETMİYORUM”
Buradaki insanların balık tutarak karnını doyurduğunu tek geçim kaynaklarının balıkçılık olduğunu belirten bir başka kadın, “Hem ekmek teknesi burası, buradaki halkın tek geçim kaynağı balıkçılıktır. Ne yiyip ne içecek bu insanlar? Başka bir kaynak yok. Çünkü burası sahil köyü. Sahil köyünde yapılabilecek tek şey limanımız ve balıkçılığımız. Hem insan balık tutarak karnını doyuruyor hem geçimini sağlıyor hem ailesini geçindiriyor. Başka yapacak başka bir iş alanı da yok çünkü. Lütfen ve lütfen bunu ciddiye alın ve kesinlikle bu işi burada bırakın ve unutun. Bu halk size asla ve asla buna izin vermeyecektir. Bu Karadeniz kadınlarını hafife asla almanızı tavsiye etmiyorum. Hiç bildiğiniz gibi değildir yani. Kesinlikle buna asla müsaade etmeyecektir. Bunların uyuyan içlerindeki iyi niyeti dışarıya çıkarttırmayın. Kesinlikle buna asla ve asla izin vermeyeceğiz.” Dedi

“SAYIN CUMHURBAŞKANIM SİZE SESLENİYORUM BU YAŞTAN SONRA BU İNSANLAR MEMLEKET Mİ DEĞİŞTİRSİNLER”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenen kadın balıkçı , “Sayın Cumhurbaşkanımıza seslenmek istiyorum. Balıkçı Köyü’ndeki kafes balıkçılığını yapmasının ısrarla sebebini biz bir türlü anlayamıyoruz. Çünkü bizim köyümüzde balıkçılıkla beslenip, balıkçılıkla geçiniyorlar. Çoluk çocuk hepsi beraber… Bunları nereye götüreceksiniz? Sayın Cumhurbaşkanımız, size sesleniyorum; lütfen bizim sesimizi duyabilir misiniz? Bir yanıt verebilir misiniz? Biz eylemlerimizi daha büyük ve kadınlar olarak daha bir baskın olarak Ankara’ya kadar yürütmelimiyiz? Yani bu eylemler, bu kadınlar, kadınlarımız günahtır. Karadeniz kadınlarımız da çok emektar kadınlarımızdır. Denizden balık tutarak besleniyorlar, geçim sağlıyorlar. Çocuklarını okutacaklar, çocuklarını yetiştirecekler. Başka geçim kaynakları yok ki! Bu yaştan sonra memleket mi değiştirsinler? İkinci iş mi arasınlar? Nereye göçsünler? Peki nasıl kalacaklar evlerinde? Ocakları nasıl tütecek? Geçim kaynakları ellerinden alınırsa yaşama nasıl umutla bakacaklar? Sayın Cumhurbaşkanım, sizden rica ediyorum, size güveniyorum. Ben buradan sesleniyorum; artık bu sesleniş tarzım biraz daha değişti, her türlü şeyleri konuştuk, her türlü açıklamayı yaptık. Pazar Balıkçı Köyü kadınları bizler dik duruşumuzdan asla ve asla ödün vermeyeceğiz. Bunu böyle bilin.” İfadelerini kullandı

“KUZUOĞLU ZENGİNLİĞİNE ZENGİNLİK KATACAK DİYE BU KADAR İNSANIN ÇOLUĞUN ÇOCUĞUN YAŞLISININ GENCİNİN RIZKINI ÇALMAYIN”
Kafes balıkçılık projesi hayata geçtiğinde çocuklarının rızkından keserek aldıkları kayıklarının çürüyeceğini vurgulayan bir başka kadın balıkçı , “Biz kafes balıkçılığını neden istemediğimizi bir de gözlerinizle görün diye şu görüntüye bir bakın. Bakın şu denizin üstündeki bütün gemiler, kayıklar… Burada kafes balıkçılığı olduğu an itibarıyla hepsi limanın üstünde çürümeye mahkum olacak. Bu denizde yapılmış, görmüş olduğunuz kayıklarımızı biz çay toplayarak, çocuğumuzun, çoluğumuzun rızkından keserek, gezmemizden, yememizden, giyinmemizden, içmemizden keserek, yaptık ve az bir para değil. Bu kayıklar, üstünde olan ağlar kolay kazanılmadı. Hepsi para bunların, hepsi milletin emeği, ekmeği. Buraya kafes balıkçılığı olduğu an itibarıyla gözlerimizin önünde çürüyecekler. Tekrar diyorum; burada kafes balıkçılığı olduğu an itibarıyla iki köyün, Balıkçı Köyü halkının geçimi, rızkı, çoluğumuzun, çocuğumuzun tamamıyla kesiliyor. Ocaklarına ateş düştü, benim ocağıma ateş düştü. 3 tane çocuğum var, okutuyorum. Ne olacak kafes balıkçılığı olunca? Nasıl geçimimizi sağlayacağız. İnsanların ocağına ateş düştü. Etmeyin, eylemeyin. ‘Cumhurbaşkanımla konuşulacak’ diyorlar. Ben Cumhurbaşkanıma sesleniyorum. İnsanlar çok mağdur, insanların ekmeğiyle oynanıyor. Kuzuoğlu zenginliğine zenginlik katacak diye, parasına tekrar para katacak diye etmeyin, eylemeyin. Bu kadar insanı, bu kadar çoluğunu çocuğunu, eşini, yaşlısını, gencini, çoluğunu çocuğunu, rızkını çalmayın, almayın. Biz mücadelemize devam edeceğiz.”

“BİZİM TEMİZ DENİZİMİZİ KİRLETİYORLAR KAFES BALIKÇILIĞI İSTEMİYORUZ”
DMD hastası Mahir Mert, temiz denizlerin kirletileceğini bu nedenle kafes balıkçığına karşı olduğunu belirterek şunları söyledi, “Burası Balıkçı Köyü. Biz geçimimizi balıkçılıkla yapıyoruz. Dedem hep balığa gidip bizi geçindiriyor, bize para gönderiyor. Biz kafes balıkçılığı kesinlikle istemiyoruz. Bizim denizimizi kirletiyorlar. Denizimiz temiz olmalı, tertemiz denizi kirletiyorlar.”

“MORAL VERMEYE GELDİM”
15 yıl boyunca AK Parti Pazar belediye başkanlığı görevini sürdüren eski belediye başkanı Ahmet Basa, “Moral vermeye geldik biz. Her zaman balıkçı halkı bizim kardeşlerimizdir… Onlara moral vermek için geldik. Umarım vatandaşlarımızın isteği olur. Moral vermek için onlarla beraber oldum” dedi


