Sosyalistler;
Üçüncü Çıkış Yolunu/Cepheyi Yaratmalı, Yaratabilmeli..
Bu konuyla ilgili Sendika org. da uzunca bir yazının özetini sizlerle paylaşıyorum. Okumanızı öneriyorum..
“Marksizmin temel önermelerinden biri şudur:
İşçi sınıfının kurtuluşu kendi eseri olacaktır. [12] Bu ilke yalnızca ekonomik mücadele için değil siyasal mücadele için de geçerlidir. İşçi sınıfının bağımsız siyasal hattı, hiçbir burjuva partiye ve hiçbir düzen içi liderliğe devredilemez.
Sosyalist hareketin görevi düzen muhalefetinin sol kanadı olmak değil, düzen muhalefetinden de iktidar blokundan da bağımsız bir sınıf odağı yaratmaktır.
Bugün karşı karşıya olduğumuz tehlike tam da bu ilkenin ve laiklik gibi temel devrimci mevzilerin aşınmasıdır.
Eğer sosyalistler kendi tarihsel görevlerini CHP içindeki belirli bir liderliğin veya onun Yeni Parti girişiminin başarısına bağlarlarsa, eğer sosyal demokrasi ile sosyalizm arasındaki sınırı belirsizleştirirlerse, eğer sınıf bağımsızlığı ve ilkesel laiklik yerine düzen içi bloklaşmaların ve pragmatik sağcılaşmanın mantığını benimserlerse, ortaya çıkacak sonuç devrimci siyasetin güçlenmesi değil, sosyalist hareketin ideolojik ve örgütsel olarak sosyal demokratlaşması olacaktır.
Dolayısıyla güncel tartışmanın özü CHP’nin iç dengeleri ya da Özgür Özel’in Yeni Parti’si değildir; sosyalist hareketin geleceğidir”..
Burada anlatılmak istenen herkes kendi siyasal yolunda ilerlemeli, adımlar atmalı..
kendi birlikteliğini ve cephesini yaratmalı..
Dar siyasal angajmanlar, birlik diye ‘gelin bize katılın’ senaryoları sosyalist harekete birşey kazandırmayacağı gibi, enerjisini de tüketiyor..
Oysa, neredeyse ‘sosyal demokrat liberal siyasete’ Angaje olmuş, Umut bağlamış bir sol ortaya çıktı adeta..
Kitlenin umutlarını da o yöne doğru kaydırmışlardır. İşte tehlike burada..
Olması ve yapılması gereken şuydu;
Sosyalist Sol, Emek hareketleri, kendi içerisinde birlik olup, siyasette bir Üçüncü yol ve Cephe yaratabilmeliydi..
Örgütler bu konuda samimiyetlerini ortaya koyabilmeleriydi..
Küçük/büyük, sen/ben demeden bir araya gelip, asgari bir program oluşturup çıkış yolu yaratılabilmeliydi..
Bu neden olmadı..?
Çünkü, sosyalist solda, eski geleneksel reflekslerle hareket edilerek, ‘küçük olsun benim olsun’ mantığı güdülmeye devam ediyor..
Bu anlayışı, emekli sendikal örgütlenmede de görüyoruz..
Herkes birlikten söz ediyor ama birlik olmayı şöyle tarif ediyorlar;
‘bize katılın’ ..böyle birliktelik olur mu..?
Hadi tartışalım bakalım..
Kimler neler söyleyecek

YORUMLAR