Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

‘Özel savaş politikalarına ve erkek devlet şiddetine son’

AMED – Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, kadınların kamusal alanlardaki varlığını
AMED – Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, kadınların kamusal alanlardaki varlığını hedef alan güvenlikçi politikalarına dikkat çekerek, erkek egemenliği besleyen şiddet düzenin yaratıldığına değinildi.
Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, şüpheli kadın ölümlerini, üniformalı erkek şiddetini ve devlet destekli çetelerin baskısına karşı mücadele yollarına ilişkin Çand Amed Kongre Merkezi’nde açıklama gerçekleştirdi. “Şüpheli ölüm değil kadın cinayeti! Üniformalı erkek şiddeti ve cezasızlık son bulsun” pankartı açılırken sık sık “Jin jîyan azadî” sloganlarının atıldığı açıklamada basın metnini inisiyatif üyesi Berfin Atlı okudu.
Berfin Atlı, Amed’e barışın inşasında kadınlar olarak sorumluluk almak için geldiklerini belirterek, “Kürt halkının yıllardır haber almayı bekledikleri sevdiklerinin, dostlarının, evlatlarının taziyelerinin kurulduğu bir zamanda burada olmanın ağırlığıyla bu acıyı paylaşıyoruz ve baş sağlığı diliyoruz” dedi.
‘ÜLKENİN HER YERİNDE KADINLAR ÖLDÜRÜLÜYOR’
Devletin gücünü arkasına alan erkeklerin, onlarla işbirliği yapanların, kaybolan veya başına ne geldiği gün yüzüne çıkarılmayan kadınlardan bahsetme sorumluluğu hissettiklerini belirten Berfin Atlı, “Ülkenin her yerinde kadınlar öldürülüyor, erkek şiddetine uğruyor, çetelerin hüküm sürdüğü koşullarda istismara uğruyor. Ama burada bunun bağlamı, koşulları, silahlı erkeklerin devlet tarafından kitlesel olarak konuşlandırılma biçimi ve gerekçeleri oldukça farklı. Burada bu cinsel şiddet, bir savaş silahı. Dolayısıyla tam da savaşın şiddetinin silahlı çatışma sahasından, üniformalı erkekler eliyle gündelik hayatın içine sızmasını, kadınların bedenine, hayatına saldırarak yapısal hale gelmesini engellemek için, gerçek bir barış için bununla mücadele etmenin şart olduğuna inanıyoruz” diye belirtti.
‘BU GRUPLAR GÜÇLERİNİ NEREDEN ALIYOR’
Amed’te 90’lı yıllarda taban bulmaya çalışan Hizbullah’ın bugünlerde dans eden, havuza girmek isteyen, kafelere giden, kamusal alanda görünür olan kadınların hedef seçildiğini söyleyen Berfin Atlı, “2015 sonrası artan ve 2023’te özellikle Sur’da görünür hale gelen radikal İslamcı gruplar; kadınların evlerini, işyerlerini basıyor, kıyafetlerine karışıyor ve kadınları tehdit ediyor. Kadınların bulunduğu kamusal alanlara ve özel yaşam alanlarına yönelik saldırıları düzenleyenler hakkında herhangi bir yaptırım uygulanmazken soruyoruz: Bu gruplar güçlerini nereden alıyor?” şeklinde konuştu.
‘AYŞE TOKYAZ HAYATTA OLABİLİRDİ’
Adli soruşturmaların yetersizliği ve cezasızlık politikalarının yeni kadın cinayetlerine alan açtığını, ihraç polis Cemil Koç örneğinden bildiklerini ifade eden Berfin Atlı, “Temmuz 2023’te Amed’de 8. kattan düşerek hayatını kaybettiği iddia edilen Türkmenistan vatandaşı Ejegül Ovezova’nın, Cemil Koç tarafından şiddete maruz bırakıldığını gösteren görüntüler bulunmasına rağmen dosya, intihar denerek kapatıldı. Cemil Koç, Temmuz 2025’te İstanbul’da Ayşe Tokyaz’ı katletti ve aralarında polislerin de bulunduğu erkeklerden oluşan bir suç ağıyla Ayşe’nin bedenini ortadan kaldırdı. İki yıl önce etkin bir soruşturma yürütülseydi Ayşe Tokyaz bugün hayatta olabilirdi” ifadelerini kullandı.
‘ROJİN KABAİŞ’E NE OLDU?’
Rojin Kabaiş’in kaybolmasının ardından yürütülen arama ve soruşturmanın etkin yürütülmediğine dair kaygılarının derinleştiğini belirten Berfin Atlı, “Rojin’in bedeninde iki erkeğe ait DNA izlerinin tespit edilmesi, otopsi incelemelerinde yalnızca hastanelerde  bulunan ilaçların Rojin’in bedenine ne zaman ve nasıl girdiğine ilişkin belirsizliğin hala giderilememesi, dosyadaki soru işaretlerini daha da büyüttü” dedi.
KAMUSAL ALANLARDA KADININ VARLIĞI HEDEF ALINIYOR
Berfin Atlı, Amed’de yaşananları birbirinden bağımsız kadın ölümleri ya da münferit şiddet vakaları olarak görmediklerini söyledi. Berfin Atlı,  kadınların kamusal alanlardaki varlığını hedef alan baskılar, güvenlikçi politikalar, savaş koşullarında cinsel suçların normalleştirilmiş olması ve erkek egemenliği besleyen şiddet düzeni yarattığını belirterek inisiyatif olarak taleplerini yineledi:
“* Kadınların söz ve karar sahibi olduğu bağımsız hakikat komisyonları kurulmalı ve savaş suçları belgelenmelidir
* Kayıp kadınlar ve şüpheli kadın ölümlerine ilişkin dosyalar yeniden ve etkin biçimde incelenmeli; kadın örgütleri sürecin her aşamasında yer almalı ve mahkemelere müdahil olarak katılmalıdır
* Koruculuk sistemi, kayyım rejimi ve militarist güvenlik politikaları son bulmalıdır
* Kadınları ve gençleri uyuşturucuya ve fuhuşa sürükleyen suç ağları; kamu görevlileri ve kollukla olası bağlantıları da dahil olmak üzere araştırılmalıdır.”
‘ERKEK DEVLET ŞİDDETTİNE SON’
Barış, özgürlük ve eşitlik mücadelesinde yitirdiklerinin hesabını sormayı ve onları unutturmayacaklarını belirten Berfin Atlı, “Üzeri örtülmek istenen ‘hakikatin’ peşinde adaleti aramaya devam edeceğiz. Kürdistan’dan başlayarak, zorla kaybedilen, şüpheli şekilde yaşamını yitiren ve faili meçhul bırakılan tüm kadınlar, LGBTİ+’lar ve kız çocukları için adalet mücadelemizi sürdürüyoruz. Biz, buradan duyduklarımızın takipçisi olacağımızı ve bu suç şebekelerinin açığa çıkarılması, gerçek bir barış için, Amed’de yaşayan kadınların ve öğrencilerin yanında olacağımızı duyuruyor; kadınların özgürlüğü için özel savaş politikalarına ve erkek devlet şiddetine son diyoruz!” dedi.