Diğer 6 günün hayırsızmışcasına, ‘Hayırlara vesile olsun’ diye mesajlarla anılan Cuma günü yazımı yazıp, pazar günü çok önemli iki ismi konuk edeceğim Tempo TV’de ki canlı yayın programım ‘Gazetecilerle Gündem’ en hazırlanırken bugünkü konum adeta birer aile faciası olan okul baskınları ve ardından yaşananlar olacaktı ki; Son dakikada gördüğüm iki haber olmayan şekeri mi arttırıp, kanımı beynime vurduruyordu..
Ve o iki haber beni ülkede ki birinci gündemden alıp, yıllar önce yazdığım bir yazıma götürüyordu..
Çünkü, gördüğüm ilk haber, ‘Gergelioğlu açıkladı: Aile Bakanı Mahinur Göktaş’tan inanılmaz sözler..’ başlıklı haberdi..
Ve o haberde; Kadınların doğum iznini 16 haftadan 24 haftaya çıkaran ve 15 yaş altına sosyal medya yasağı getiren düzenlemeleri içeren kanun teklifinin görüşüldüğü TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu toplantısına katılan DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, kanun teklifinde eksiklikler olduğunu belirterek hükümetin aileye yönelik politikalarını sert sözlerle eleştirdi.
Gergerlioğlu, cezaevlerindeki bebek ve çocuklarla ilgili Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile yaptığı görüşmeyi aktararak çarpıcı bir iddiada bulundu.
Şu anda 891 bebeğin annesiyle birlikte cezaevinde bulunduğunu söyleyen Gergerlioğlu, bu durumu Bakanlıkla görüştüğünü belirtti. Görüşmede Bakan’ın “Onlar teröristlerin çocukları, Adalet Bakanlığı ilgilensin, bana ne” şeklinde ifadeler kullandığını iddia eden Gergerlioğlu, “Kulaklarım duydu bu lafları” şeklindeydi..
Gergelioğlu’nin beni bir hayli geren bu iddiasını ve haberi okurken okuduğum ikici haberde, ülkemde ailelerin ağladığı, yüreklerine yandığı bir zamanda, ‘Lez Kadınlar Oluşunu’ başlıklı yazım dolaysıyla davalık olduğum Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı, başında olduğu bakanlığın Senegal’de olduğunu ve bakanlık olarak orada açtıkları sosyal hizmet merkezinin ziyaretinde Urfa veya Maraş’ta, en son bir gencin daha intihar ettiği, İl Milli Eğitim Müdürlüğünün mezarlık duvarı dipli kapısıyla ünlü ve uyuşturucu mafyanın eline düştüğü bizzat uyuşturucu derneği başkanı Uğur Kaçar tarafından ilan edilen memleketim Ardahan’da değil, Afrikalı çocukların başını okşuyordu..
Neyse;
‘Bu İslam Ordusu Nerede Çıktı?’ diye bana soracak olursanız eğer, bu soruyu bana değil Erzurum’dan sade bir öğretim üyesiyken Cengiz Çapan’a sorun derim..
Çünkü bu fikir kendi elinde olan imkanı altın tepsi misali alıp, gittiği Erzurum’dan Ardahan’da getirip, vekil adayı edip, sonrasında adeta piyangodan 4 kez milletvekili çıkan Orhan Atalay’ın fikri idi derim..
Çünkü, ‘Dershaneler KCK’dan daha tehlikeli’ diyerek Erdoğan’a ‘paralel korkusu veren dönemin Ardahan AK Parti Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay’ın başını çektiği ‘İslam İşbirliği” fikri sonradan ‘İslam Ordusu’ fikri olarak ortaya atılmış ve bu yönde başlatılan girişimler şu an bulunduğum ve bizim Ardahan derneklerinin, federasyonlarının kaz, saz geceleri gibi İstanbul’da yapılan toplantılarla sıkça gündeme gelmişti..
Ve demokrasiyi düşman gören, biyatın bir kişiye tapma olarak algıladığı anlayışları hüküm ettiği ve hemen hepsinde ya savaş yada iç savaşın yaşandığı bu ülkelerin kuracağı söylenen ordunun bütçesinden önce bizim delegesi aidat ödemekten zorlandığı ama fesatlıktan reyting yaptığı Ardahan stk’ları gibi daha 160 Milyon Dolarlık bütçesine para bulamadığı da bizzat Erdoğan tarafından kamuoyuna deklere edilirken ha bugün, ha yarın kurulacağı söylenen ama şu izim Hanaklılar, Posfluları federasyonları gibi hala kurulmayan bu ordunun kiminle savaşacağı da cevaplandırılamamıştı..
Çünkü bu orduyu kuranların hiç birisinin Hristiyan orduları ile savaşmadığı gibi ya komşu ülkesiyle yada kendi halkıyla savaştığı da bir gerçektir..
Libya, Irak, Lübnan, Filistin, Gazze ve Suriye’den sonra İran diyen İsrail’e karşı kurulacak denilse de kimsenin inanmadığı bu ordunun 3 Milyona yakın elamanı olacağı ama 3 kuruşluk silahı olmadığı da diğer bir gerçek olarak bu fikri ortaya atanların karşına çıkmıştı..
Ama asıl amacın mevcut orduları mana edip, halkına değil ordulara bütçeleri aktaran aynı ülkelerin şimdi de bu ordu aracılığıyla düşman olarak gördüğü Hristiyan ülkelere yeni kaynaklar aktarmaktan öteye geçmeyeceği de kesin gibidir..
Çünkü başta silah teknolojisi olmak üzere hiç bir alt yapıya yatırım yapmayan bu ülkelerin değil ordu, bölük bile kuramayacakları bugün yarın ortaya çıkacak..
Bununla yetinmeyip, ‘Hele gelin siz bu orduyu kime karşı kuruyorsunuz?’ diyecek olan ABD ve AB ülkelerinin bu ülkelerin başına saracağı yeni belaların da bir orduya da hazır olun..
Ki 60 yıldır kapı eşiğinde bekletildiğimiz değil, istenen hak, hukuk, adalet gibi kriterleri yerine getirmek isteyip, eşekten öteye atmadığımız AB’nın yeni haçlı, pardon Avrupa ordusu kurma ordusu haberleri bizi zaten yalanlamıyor gibi..
Ha unutmadan Orhan Atalay ile başlayan bugünkü yazım onla bitsin..
Çünkü oda kendi memleketinde ki ordu birlikleri küçültüp, geri çekilirken, yaylaları başta olmak üzere bir çok köyle, hatta kendi ilçesi su sorunu yaşarken o da; 3 dil bilen, Fransa doğumlu olduğundan hem Fransız, hem Türk olarak çift pasaportlu Aile Bakanı gibi uzaklarda hem su kuyusu açıyordu, hem de ordular kuruyordu..
YORUMLAR