HABER: Selda KARAFAZLI
(RİZE) – Karadeniz kıyılarında faaliyet gösteren balıkçılar, balık çiftliklerinin yayılması, çevre kirliliği ve denetimsizlik nedeniyle mesleklerini sürdüremez hale geldiklerini söylüyor. Su ürünleri kooperatiflerinin temsilcileri, kıyı balıkçılığının alanlarının daraltıldığını, denizin kullanımının balıkçılar aleyhine yeniden şekillendirildiğini ifade ediyor.

Rize-Artvin Su Ürünleri Kooperatifleri Bölge Birliği Başkanı Barış Zaman “Türkiye’de balıkçılıkla ilgili ciddi sıkıntılar yaşadıklarını, “Ağ kurduğumuz, ağ sardığımız, rızkımızı taşıdığımız alanlar devasa çiftliklerle örümcek ağı gibi sarılmış durumda. Artık bunu işgal olarak görüyoruz kıyı balıkçılığı bitti” dedi.
Denizler kirleniyor, yaşam alanları korunmuyor
Rize-Artvin Su Ürünleri Kooperatifleri Bölge Birliği Başkanı Barış Zaman balıkçıların yaşadığı sorunlarla ilgili şunları söyledi, “Türkiye’de balıkçılıkla ilgili sıkıntılar çözülmeye çalışılsa da sürdürülebilir balıkçılığın temel nedenlerinden biri balığı korumaktır. Ancak bu iş sadece balıkçılarla olmuyor. Evsel atıklardan tarım atıklarına kadar her şey denize akıyor ve bu da çevre kirliliğine büyük ölçüde neden oluyor. Bunların düzenlenmesi, biyolojik arıtmadan geçirildikten sonra denize salınması gerekiyor. Fakat maalesef ülkemizde böyle bir çalışmanın olduğunu sanmıyorum. Varsa da benim bilgim yok. Bu arıtmanın mutlaka yapılması gerekiyor. Yani mesele sadece balık tutmamak değil, yaşam alanlarını da çevre kirliliğinden korumak zorundayız”
“Mera alanlarımız fiilen işgal edildi”
“Devasa balık çiftlikleri örümcek ağı gibi bütün Karadeniz’i işgal etmeye başladı”
İskandinav ülkelerinde küçük ve büyük balıkçıya zarar vermeden işler yapıldığını Türkiye’de bu işler bu süreçlerin çok yavaş ilerlediğini vurgulayan Zaman, “Şimdi herkes bu gece denize çıkacak, rızkını arayacak. Siz de çekimler yaptınız, insanlar can siparane şekilde çalışıyor. Çoluk çocuğunun geleceği için, ekmek için, rızık için mücadele ediyorlar. Denize çıkanlar, somon ve alabalık çiftliklerinden yer bulabilirlerse ağ serecek, rızkını arayacak. Bizim mera alanlarımız işgal edildiği sürece onlarla çatışma gibi bir durumumuz olmaz. Biz defalarca yetkililere bilgi verdik. Sadece Doğu Karadeniz değil; Batı ve Orta Karadeniz’deki çiftlikler için de söylüyorum. Küçük ve büyük balıkçının mera alanlarında bu tür yapıların olması balıkçıyı ciddi şekilde sıkıntıya sokuyor. Ağ kurduğumuz, ağ sardığımız, rızkımızı taşıyıp evimize götürdüğümüz yerlere bakıyorsunuz; devasa çiftlikler, devasa yapılar örümcek ağı gibi bütün Karadeniz’i işgal etmeye başladı. Artık bunu bir işgal olarak görüyorum. Çünkü onların istediği her şey oluyor ama balıkçının istediği olmuyor. Biz diyoruz ki: “Bunu 70–80 metre derinlikte yapın.” Bunun örnekleri İskandinav ülkelerinde var. Küçük ve büyük balıkçıya zarar vermeden bu işler yapılabiliyor. Ama maalesef ülkemizde süreçler çok yavaş ilerliyor”

“Sahibimiz yok, kıyı balıkçılığı göz göre göre bitiriliyor”
“Sahibimiz yok. Ticari amaçlı balıkçılar tamamen ortadan kaldırılmak isteniyor”
Babadan kalma balıkçılık mesleğini 55 yıldan beri sürdürdüğünü kıyı balıkçılığının bittiğini evine kuru ekmek götürdüğünü dile getiren Rize Eminettin Mahallesi Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Ali Köseoğlu, “En büyük sorunumuz, başımızda yetkili bir merci olmaması. Hepsine tek tek dilekçe yazdım, toplantı istedim. Bugüne kadar hiçbirisi bizimle toplantı yapmadı. Valinin yanına en az 20–30 defa çıktım, toplantı sürekli ertelendi.
Sahibimiz yok. Ticari amaçlı balıkçılar tamamen ortadan kaldırılmak isteniyor. Bunun başka alternatifi yok. Çünkü biz trilyonlar kazanan insanlar değiliz, eve kuru ekmek götürüyoruz. İşimiz sadece balıkçılık. Bize “gidin kahvede oturun” diyorlar. Şimdi burası zenginlerin yeri oldu. Vali bey bana böyle söyledi. Ben de kendisine dedim ki: “Sayın Valim, burayı bir kooperatife teslim ettiniz de mi zenginlerin yeri oldu?” Girişe kapı koymaya çalıştım, tarım müdürü beni durdurdu. Sonra video çekmeye başladım. Kapı koydular ama kapı çalışmıyor. Ne yazık ki biz ticari kıyı balıkçıları bitmek üzereyiz. Şu an gerçek anlamda ticari balıkçılık yapan 1083 kişi var, yaklaşık 6000 sandal bulunuyor. O sandallar kimin? O insanlar oltayla balık tutuyordu, evini geçindiriyordu. Onlardan yıllık 300–500 bin lira kira istendi. Mecburen kayıklarını sattılar. Oltayla tuttukları 1–2 kilo balıkla ne yapabilirlerdi?” ifadelerini kullandı

“Balıkçı barınakları devlet eliyle kafe ve restorana çevriliyor”
Kıyı balıkçılığının yok edildiğini kafes balıkçılığında üretilen balıkların ise Türkiye’de değil yurt dışına satıldığını öne süren Rize Sınırlı Sorumlu Merkez Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Mesut Rakıcı, “Rize’de gerçek balıkçılık yapanların sayısı ortada. Denetim olmadığı, sahibimiz olmadığı için bu noktaya geldik. Halk görüyor; kıyı balıkçılığı ortadan kaldırılıyor. Balıkçı barınakları devlet eliyle kafe ve restorana çevriliyor. Yapacak bir şeyimiz kalmadı. İnşallah halk gördüğüne sahip çıkar da bu günlerden kurtuluruz. Kıyı balıkçılığı yok oluyor. Kafes balıkçılığında üretilen balıklar Türkiye’de satılmıyor, Türk halkına verilmiyor; yurt dışına gidiyor. Türk halkı kapısının önündeki denizden faydalanamıyor. Sonumuzu halk belirleyecek. Ben buna inanıyorum”

