Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Süleyman Hacıbektaşoğlu
Süleyman Hacıbektaşoğlu

Alper Öztaş bu yazısında Öcalan’ın Marksizmden kopuşu..

Alper Öztaş bu yazısında Öcalan’ın Marksizmden kopuşunu ve nedenlerini gayet iyi anlatırken eleştiri çubuğunu da sosyalistlere, Marksistlere büküyor. Öcalan’ın perspektifindeki kuramsal hataları işaret etmek kolay; zor olan, bu hataların aynasında kendi düşünsel yoksulluğumuzu görmek gerektiğini de belirtiyor.
Marksist literatürü dogmaların müzesine çevirip, pratiğin sıcak basıncına rağmen kuramsal üretimi yıllardır erteleyen bizler, bu yazıyı bir çağrı gibi duymalıyız, kulak arkası etmemeliyiz. Okuyup geçerek iyi bir yazı diyerek arşive kaldırmamalıyız.
Öcalan’ın tarih okumasındaki sakatlıkları teşhir ederken, Marksist düşüncenin kendi evindeki tozları da kaldırmak gerekiyor. Çünkü çöl, yalnızca karşıtın toprağında değil; bizim mahallenin dar sokaklarında da sessizce büyüyor.
Diyalektik, masaüstü bir dekor değil; hareket halinde, yeniden sınanan, yeniden kurulan bir düşünme pratiğidir. Bunu unuttuğumuz her an, eleştirdiğimiz kuramların içine bize tanıdık gelen gölgeler düşüyor.
Öztaş’ın yaptığı şey, Marksist teoriye bir güzelleme değil; tersine, teorinin yeniden üretimi için bir alarm çağrısıdır. “Eleştirel odağı dışarıya tutarken, içeride körelmek” işçi sınıfının mücadelesine verilmiş en büyük zararlardan biridir. Kuramı felsefeye havale eden tembellik de, Marksizm’i slogan düzeyine sıkıştıran dar pratikçilik de bu zararın iki yanıdır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey, başkalarının yanlışından doğruluk devşirmek değil; kendi düşünsel yanılgılarımızla yüzleşecek bir özgüven ve dürüstlüktür.
Öcalan’ın anarşist yorumu nasıl ki tarihsel materyalizmin sınavından geçemiyorsa, biz de dogmatik kabullerimizin gölgesinde teoriyi yeniden üretemeyiz. Bu yüzden dogmatik kabulletimizi yeniden sorgulsmslıyız.
Bir devrimci hareketin kuramsal cesareti yoksa, politik cesareti de kısa vadeli bir parlamadan ibarettir. Bugün hem teorinin hem siyasetin oksijenini artırma zamanıdır.
Bu yazı bu yüzden değerlidir:
Sadece Öcalan’ı değil, bizi de eleştiriyor.
Bizim de zincirlerimizi gösteriyor.
Ve belki de en önemlisi, zincirin nerede ses çıkardığını işaret ediyor. Hareket edersek zincirlerimizin sesini duyarız.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER