Trabzon da maden tepkisi “bize ‘eşkıya’ dediler, ‘çapulcu’ dediler ama biz , toprağımızdan, dağlarımızdan vazgeçmedik”
Haber. Selda KARAFAZLI
Görüntü:Gençağa KARAFAZLI
(TRABZON)- Trabzon Emek ve Demokrasi Güçleri ile Derelerin Kardeşliği Platformu, bölgede planlanan maden arama, taş ocağı ve HES projelerine karşı kitlesel basın açıklaması gerçekleştirdi.
Yaşam savunucuları, Trabzon Meydan Atatürk Parkı’nda gerçekleştirdikleri kitlesel basın açıklamasında Karadere’den Uzungöl’e kadar uzanan doğa talanına ve şirketlerin faaliyetlerine karşı tepkilerini dile getirdiler. Eyleme insan hakları savunucuları yanı sıra 2 gün önce görevinden alınan CHP Trabzon eski il başkanı Mustafa Bak ile bugün görevinden alınan CHP Trabzon il kadın kolları başkanı Zerrin Yavuz katılarak destek verdi.

“BİZE ‘EŞKIYA’ DEDİLER, AN GELDİ BİZE ‘ÇAPULCU’ DEDİLER AMA BİZ BU HAKLI DAVAMIZDAN, TOPRAĞIMIZDAN, DAĞLARIMIZDAN VAZGEÇMEDİK”
Trabzon’da Demokrasi Güçleri ve Derelerin Kardeşliği Platformu tarafından Atatürk meydanında, “Trabzon satılık değildir! Derelerimizi, yaylalarımızı, ormanlarımızı ve yaşamı savunuyoruz” sloganıyla düzenlenen basın açıklamasında Demokrasi güçleri adına konuşan Muhammet İkinci, “Çeyrek asra aşkın zamandan beri Karadeniz’e yönelik bir saldırının ardı arkası kesilmiyor. Yaşam alanlarımıza, dağlarımıza, ormanlarımıza, sularımıza hunharca saldırılıyor. Öyle bir saldırı ki sadece ağaçları, kuşları, börtü böceği değil, insanlarımızı da toprağa verdiğimiz bir süreci yaşadık.
An geldi bize ‘eşkıya’ dediler, an geldi bize ‘çapulcu’ dediler ama biz bu haklı davamızdan, toprağımızdan, dağlarımızdan vazgeçmedik. Metin hocamızı aldılar bizden, sonra Kibar Yaşar arkadaşımızı katlettiler ama biz onların davasını asla, asla terk etmedik. Bu meydanlarda ‘dağlarımıza, yaşam alanlarımıza el uzatmayın’ dedik, ‘buradayız’ dedik, ‘çakır halk’ dedik.
‘Bu davanın sahibi şirketler değil, sömürücüler değil; bu topraklarda yaşayan halktır’ dedik. Ama bir gözü karalık, sermayeyi, sermayenin kolluğu gibi görev yaptırılmak istenen polis zoruyla, kolluk zoruyla dağlarımıza, yaşam alanlarımıza bir kez daha çökmek istiyorlar. Hiçbir hukuk tanımadan bunu yapmak istiyorlar.
O nedenle biz yine, yine bir uyarıyı yapmak, bir hukuksuzluğu açığa çıkarmak ve her şeye rağmen bu ülkede katledilen hukuku da kazanmak üzere ve bütün haykırışımıza rağmen bu ülkenin gerçek sahibinin kim olduğunu bir kez daha ifade etmek üzere bir aradayız.” Dedi
Gümüşhane sınırlarında yer almasına rağmen etkilerinin Araklı Karadere Vadisi ile çevresindeki yerleşimleri doğrudan etkileyeceğini vurgulayan Derelerin kardeşliği Platform adına açıklamayı yapan Şener Şengün şunları söyledi:
Şengün, “Bugün burada yalnızca bir çevre sorunu için değil, yaşam hakkımızı, geleceğimizi ve çocuklarımızın yarınını savunmak için bir araya geldik. Trabzon’un dört bir yanında aynı senaryo yeniden sahnelenmektedir. Gümüşhane sınırları içerisinde bulunan ancak etkileri doğrudan Araklı Karadere Vadisi’ni, Örenler, Gezge ve Salmankaş başta olmak üzere bütün vadiyi etkileyecek maden sahasında, Limak Holding bünyesindeki Altınordu Maden firması tarafından hukuka aykırı biçimde sondaj çalışmaları başlatılmıştır. Kamu kurumlarının gerekli izinleri olmadan, yalnızca valiliğe verilen bir dilekçeye dayanılarak yollar açılmakta, derin sondajlar yapılmaktadır. ÇED süreci tamamlanmadan yürütülen bu faaliyetler açıkça hukuka aykırıdır.”
“YENİ MADEN RUHSATLARI VE TAŞ OCAKLARI GÜNDEMDE”
Karadere Vadisi boyunca yeni maden ruhsatları verildiğini ve yeni projelerin planlandığını öne süren Şengün, Hayrat, Sürmene, Maçka ve Çaykara’da da benzer süreçlerin yaşandığını vurgulayan Şengün , “Üstelik Karadere Vadisi boyunca yeni maden ruhsatları verilmiş, yeni sondaj ve işletme sahaları planlanmıştır. Bölgede hâlihazırda faaliyet gösteren taş ocaklarına ilave olarak yeni taş ocağı ve maden projeleri de gündemdedir. Yetmiyor… Hayrat ilçesi Ancumah Vadisi’nde iptal edildiği söylenen HES projesi, bu kez ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararının arkasına saklanılarak yeniden hayata geçirilmek istenmektedir. Sürmene’de, Maçka’da, Çaykara Uzungöl’de, Karaçam yaylalarında yeni maden ve enerji projeleri için sondaj başvuruları yapılmakta; birçok bölgede gerekli izin süreçleri tamamlanmadan şirketler fiili durum yaratmaktadır.”
“BU ARTIK MÜNFERİT BİR OLAY DEĞİLDİR”
Taş ocaklarının Trabzon’un birçok ilçesinde doğaya zarar verdiğini öne süren Şengün, “Maçka başta olmak üzere Trabzon’un birçok ilçesinde yıllardır faaliyet gösteren taş ocakları da doğayı, su kaynaklarını ve yaşam alanlarını geri dönülmez biçimde tahrip etmektedir. Yeni taş ocağı ruhsatlarıyla bu yıkımın bütün Trabzon’a yayılmak istenmesi kabul edilemez. Taş ocakları yalnızca bulundukları ilçelerin değil, tüm Trabzon’un ortak sorunudur. Bu artık münferit bir olay değildir.Bu,Trabzon’un tamamına yönelmiş örgütlü bir doğa talanıdır.”

TRABZON HALKINA ORTAK MÜCADELE ÇAĞRISI
Açıklamasının devamında Trabzon’un farklı ilçelerinde yaşanan çevre sorunlarının ortak bir mesele olduğunu dile getiren Şengün, “Buradan tüm Trabzon’a çağrıda bulunuyoruz. Araklı’nın sorunu yalnızca Araklı’nın değildir. Hayrat’ın sorunu yalnızca Hayrat’ın değildir. Sürmene’nin, Maçka’nın, Çaykara’nın, Dernekpazarı’nın, Of’un, Köprübaşı’nın, Tonya’nın, Düzköy’ün, Vakfıkebir’in, Akçaabat’ın, Beşikdüzü’nün, Şalpazarı’nın sorunu birbirinden ayrı değildir. Bir vadinin kaybetmesi, bütün Trabzon’un kaybetmesidir.”
“YAŞAM SATILIK DEĞİLDİR”
“Hiçbir şirket, hiçbir holding, hiçbir siyasi güç halkın yaşam hakkından daha büyük değildir. Bizler doğayı sermayenin kâr alanı olarak gören anlayışa teslim olmayacağız. Suyumuzu da, toprağımızı da, ormanlarımızı da, yaylalarımızı da sonuna kadar savunacağız. Çünkü biliyoruz: Su yaşamdır. Toprak yaşamdır. Orman yaşamdır. Yaşam satılık değildir. Maden şirketlerine, HES şirketlerine ve doğayı sermayeye teslim eden politikalara karşı; hukukun, bilimin ve halkın yanında durmaya devam edeceğiz. Trabzon susmayacak. Vadiler teslim olmayacak. Yaşam kazanacak.” İfadelerini kullandı

