Seçimlere kadar muhalefet görünüp, seçimlerde dün demediğine yandan kapı kulpu olan Yeniden Refah Partisi’nin Muğla İl Başkanı Fatih Kocabıyık, DEM Parti’nin açıklama yaptığı alanı sirkeli su ve Arap sabunuyla yıkadıklarını, bu uygulamayı 40 gün sürdüreceklerini söylemiş..
Muğla deyince şu an yeğenimin üniversitesinde okuduğu bu kentte yapılan kız öğrenci yurdunu halen telefonsuz olduğu yani o güzelim yurt yapılırken, telefonun daha bağlanmadığın bilmeyen, bu sözde siyasilerin içinde bulunduğu kentin sorunlarını dile getirip, söyleyemeyen sözde muhalefet yakasında bulunan bu partinin ve utanmadan birde eşinin Kürt kökenli olduğunu ifade eden söz de İl Başkanının inandığını düşündüğüm dininin bile sirkenin ‘hem övülen bir gıda (katık) hem de bereket vesilesi olarak önemli bir yere sahiptir’ dediğini bilmediklerini görüyordum..
Ve, şimdi Azerbaycan’da gündeme taşınan ve ‘Bir millet, ki devlet’ diyenlerin arasına giren başörtüsünü siyasallaştırdılar diye eleştirilen yakada olan bunları suçlarcasına, ‘Onlar inanıyorsa ben inanmıyorum’ diyerek, camileri boşaltanların çoğaldığının belirtildiği bir zamanda aynı dinin bu tür ırkçı zihniyetti ret ettiğini de bilmedikleri gibi o partinin İl Başkanını da onu anında, hemen, geç kalmadan görevden almayan Genel Başkanını Allah’a havale edip, geçiyorum..
Onca belediye, iş yerinden sonra Halk TV’ye kayyım atamakla fon ve gidenin geri gelmediği söylenen Yemen’e asker gönderme gündemini unutturup, değiştirmek isteyenleri de geçip, asıl konuma, gördüğüm rüyaya gelmek isterken, savunması bile verilmeyen İmamoğlu gibi belediye başkanı hapiste olan, kız kulesini özlediğim Üsküdar Belediyesinde yaşananların baş aktörlerinden olan bir siyasinin trafik kazası kurbanı olduğunu haber alıyorum.
Ve şu an bulunduğum ve ‘İhanet ettik’ denen 39 ilçeli İstanbul’u sel, sular bastığını, aralarında Ardahanlı bir dernek başkanında olduğu insanların yanında arabaları, ev ve işlerini alıp götüren sellerin oluştuğu ilçelerin Yeniden Refah Partisi düşüncesinde olanların yönetiminde olduğunu görüyor, gerek selde, gerekse kazada hayatlarını kayıp edenlere üzülüyorum..
Şimdi memleketim Damal İlçesinin Belediye Başkanının da onca belediye başkanı gibi tutuklanıp, görevden el çektirildiğini dakika başı değişen gündem haberleri yakalayabildiğim gündemle ilgili böyle kısa bir özetle verdikten sonra şimdi gelelim kendimin özel gündemine ve bugünkü yazıma..
Siz okurlarımın büyük bölümünün de içinde bulunduğu toplumun Pazartesi sendromunu bende yara, bere içinde atlatıp, kendimce uğurlu saydığım Salı’ya ve ardından sel aldı denen Çarşamba, Perşembe derken hazır mesajlarla diğer günler hayırsızmışçasına diğer günlerden farklı olmayan bu güne, ‘hayırlı olsun..’ denerek kutlanan Cuma’dan sonra ‘Cumartesi yazılarım” başlığı ile özel yazılarıma konu başlığı ettiğim Cumartesi’ye kendimi atarım..
Ve adına; ‘Özel hayat anlatılır mı? adlı kitabımda yeniden yayınlamayı düşündüğüm ve adına, ‘Cumartesi Yazıları’ dediğim yani yaşananlar hiç yaşanmamışçasına unutanları sağından, solundan ele aldığım yazılarıma iç dünyamı aktarırım..
Ve, ‘Ne kadar saklarsanız saklayın, kendinizi kandırsanız da ama yaşandı.. İnanmıyorsan en yakınında içinde olduğu topluma sorun..’ dediklerimle yaşananları unutanları bende unutmak için son bir yıldır ‘Cumartesi yazılarım’ başlığında yenilerini yazmamak için direniyorum..
Çünkü, o yazılarımı yazarken gerek geride kalan her hafta içinde gerekse ‘Yaşandı, bitti ne olmuş ki?’ denerek geride kalan özellerimi de okurlarımla paylaşmak istercesine bilgisayarın tuşlarına hızla değil, sakince, dikkatlice hatta bir sevgiliyi okşarcasına dokunur, bir volkan misali gibi patlamak için direnen iç dünyamı siz okurlarla paylaşmaya çalışırdım..



YORUMLAR