Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Ahlak adına beden denetimi

Kadınların sesi yerine kıyafetlerinin konuşulduğu, müzik eleştirisinin yerini ahlak zabıtalığının

Kadınların sesi yerine kıyafetlerinin konuşulduğu, müzik eleştirisinin yerini ahlak zabıtalığının aldığı tartışmalar bize ne anlatıyor?

Şarkıcı Gülşen sahne kıyafetleri nedeniyle defalarca hedef gösterildi. Bazı isimler Gülşen’i doğrudan hedef alan açıklamalar yaptı; sahne kostümleri ahlak ve toplumsal değerler ekseninde tartışıldı.

Hadise de benzer süreçlerden geçti. Verdiği konserlerin ardından sahne kıyafetleri ve dans performansları düzenli olarak tartışma konusu edildi.

Geçtiğimiz yıl genç kadınlardan oluşan Manifest grubu tartışmaların merkezine yerleştirildi. İstanbul’daki konserlerinin ardından grup hakkında ‘hayasızca hareketler’ ve ‘teşhircilik’ iddialarıyla resen soruşturma başlatıldı. Tartışmaların odağında yine sahne kostümleri ve dans performansları vardı.

Bu akımın son kurbanı genç piyanist Pelin Su Yavuz oldu.

Ahlak adına beden denetimi - Resim : 1

18 yaşındaki genç kız Boston Pops ödülünü kazandı, Symphony Hall’da sahneye çıktı. Aynı anda iki piyano çaldığı performansı milyonlarca beğeni aldı. Ancak…

Ortada soruşturma ya da yasak çağrısı olmasa da yorumların önemli bölümü genç müzisyenin tekniği, yorumu veya müzikal başarısı yerine görünümü üzerine yoğunlaşıyor…

Ahlak adına beden denetimi - Resim : 2
Pelin Su Yavuz

 

Ahlak adına beden denetimi - Resim : 3
Pelin Su Yavuz’un performansına yapılan yorumların birkaçı

Farklı kadınlar, benzer eleştiriler: Neden kadın müzisyenler söz konusu olduğunda müzikten önce beden konuşuluyor?

Neden kadınlar yaptıkları müzik yerine kıyafetleri üzerinden değerlendiriliyor?

Neden Ebru Gündeş örneğinde olduğu gibi tarzlarını maskülen çizgiye kaydırmak zorunda kalıyor?

Sosyolog Hilal Özçetin’in ölümünden sonra yayımlanan ‘Ahlakı Giyinmek: Türkiye’de Cinsel Ahlak Üzerine Bir Deneme’ adlı çalışması, bu soruları yanıtlama açısından önemli bir çerçeve sunuyor. Özçetin’e göre kıyafet, yalnızca bireysel zevkin ya da estetik tercihin konusu değil; toplumsal cinsiyet rejimlerinin, ahlak anlayışlarının ve iktidar ilişkilerinin görünür hale geldiği alanlardan biri. Kadınların ne giydiğinin, ne kadar örtündüğünün ya da ne kadar görünür olduğunun, modern Türkiye tarihinde sürekli ahlaki ve siyasal anlamlarla yüklendiğini görüyoruz.

Ahlak adına beden denetimi - Resim : 5
Hilal Özçetin

Kadın bedeni, bireysel bir varoluş alanı olmaktan çıkarak kolektif kaygıların taşındığı sembolik bir zemine dönüşüyor.

Bu yüzden kadın sanatçıların sahne kostümleri etrafında ortaya çıkan tepkileri yalnızca muhafazakar hassasiyetlerle açıklamak yetersiz kalır. Asıl mesele, erkek egemen dilin kadın görünürlüğünü sürekli yorumlanabilir, tartışılabilir ve sınırlandırılabilir bir alan olarak kurması… Kadın sanatçının kıyafeti, erkek sanatçınınkinden farklı olarak çoğu zaman estetik değil ahlaki bir meseleye dönüştürülüyor. “Çok açık”, “çok iddialı”, “çok dikkat çekici”, “gençlere kötü örnek” gibi ifadeler kadın bedeninin kamusal alandaki yerini tarif etmeye, daraltmaya ve hizaya çekmeye çalışan bir dilin parçaları…

Müzik alanındaki tartışmaların nedenlerinden biri de müziğin tarihsel olarak yalnızca estetik bir faaliyet olmaması… Fransız düşünür Jacques Attali, ‘Noise: The Political Economy of Music’ adlı kitabında müziğin toplumsal düzenle kurduğu ilişkiye dikkat çekiyor. Attali’ye göre müzik, toplumların gelecekteki dönüşümlerini önceden haber veren, iktidar ilişkilerini görünür kılan ve bu nedenle sürekli denetlenmek istenen bir alandır.

Ahlak adına beden denetimi - Resim : 6
Jacques Attali

Attali’nin yaklaşımı, kadın sanatçıların neden bu kadar sık bedenleri üzerinden tartışıldığını anlamayı da kolaylaştırıyor. Çünkü sahne yalnızca sesin duyulduğu bir yer değil; bedenin de kamusal görünürlük kazandığı bir alan. Şarkı söyleyen, dans eden ya da piyano çalan kadın bedeni yalnızca görülmüyor, kendi iradesiyle görünür olmayı seçiyor.

Erkek egemen toplumlarda huzursuzluk yaratan şey de çoğu zaman bu görünürlüğün kendisi.

Kadınların da zaman zaman kadın sanatçıları aynı gerekçelerle eleştirmesi, erkek egemen kültürün olmadığı anlamına gelmez. Tam tersine, toplumsal normların nasıl işlediğini gösterir. Foucault’nun tarif ettiği iktidar tam da böyle çalışır: Kurallar yalnızca yukarıdan dayatılmaz; zamanla içselleştirilir ve bireyler tarafından yeniden üretilir. İnsanlar yalnızca denetlenen değil, aynı zamanda birbirlerini denetleyen öznelere dönüşür.

Dolayısıyla kadın sanatçıların sahne kıyafetleri üzerine yürüyen tartışmaları bireysel beğenilerin çatışması olarak görmek eksik kalır.

Gülşen, Hadise, Manifest ya da Pelin Su Yavuz örneklerinde tartışmanın merkezine müzik değil beden yerleşiyor. Kadınların sesi, emeği ve üretimi geri plana itilirken; müzik eleştirisinin yerini ahlak zabıtalığı, sanat değerlendirmesinin yerini ise beden denetimi alıyor.

 

Gözde Sula

Yemek Tarifleri deneme bonusu casino siteleri deneme bonusu veren siteler