Hopa’da NATO Tartışması: “Türkiye’ye Biçilen Rol” Söyleşisi Yoğun İlgi Gördü
Haber: Yarensu Ustabaş
(ARTVİN) –Artvin’in Hopa ilçesinde bu yıl 22’ncisi düzenlenen Hopa Kültür, Sanat ve Deniz Festivali kapsamında dikkat çeken bir söyleşi gerçekleştirildi. Festival programı çerçevesinde Hopa Parkı’nda düzenlenen “NATO’nun Türkiye’ye Biçtiği Rol” başlıklı etkinlik, katılımcıların yoğun ilgisiyle karşılandı.
Söyleşiye, Sendika.org editörü Ali Ergin Demirhan ile Evrensel Gazetesi yazarı Kavel Alpaslan konuşmacı olarak katıldı. Etkinliğin moderatörlüğünü ise Abdullah Aydın üstlendi. Program boyunca konuşmacılar, Türkiye’nin NATO ile ilişkilerinin tarihsel sürecini ele alarak, bu süreçte Türkiye’ye yüklenen siyasi, askeri ve stratejik roller üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Etkinliğe Hopa Belediye Başkanı Utku Cihan’ın yanı sıra çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katılım sağladı
“BUGÜNKÜ NATO PROTESTOLARIYLA GEÇMİŞTEKİ PROTESTOLAR ARASINDA CİDDİ FARK SÖZ KONUSYDU”
Söyleşide söz alan Evrensel Gazetesi yazarı Kavel Alpaslan, Türkiye’nin NATO içindeki rolüne dair değerlendirmelerinde, “2000’lerin başındaki işte NATO zirvesine giden, oradaki protestolara katılan dostlarla birlikte. Çok daha farklı bir atmosfer söz konusuydu o zaman. Sadece sosyalist partilerin hareketlerinin olmadığı, aynı zamanda sendikaların da yoğun bir şekilde katıldığı bir süreç yaşandı o günlerde. Ben de işte bu bir aydır NATO gündemiyle ilgili biraz araştırırken o dönemin haberlerini falan karıştırmaya başladım. O dönemki çıkan haberler, işte nasıl protestolar yapıldı, öncekindeki ruh hali nasıldı gibi. Yani inanılmaz sayıda mesela sendikanın o dönemde çok aktif bir şekilde NATO karşıtı protestolarda yer aldığını görüyoruz, örgütleyicisi olduğunu görüyoruz. Bu anlamda belki de bugünkü NATO protestolarıyla ilgili de ciddi bir fark söz konusuydu.
Son dönemde yani benim dikkatimi çeken bir şeyi belki ekleyebilirim. Detaylı olarak çok bir analiz yapma, analiz kısmını açamasam da Trump’a benzer bir soru yöneltildi bu zirvede. Hani siz böyle böyle diyorsunuz, F-35’lerin mesela Türkiye’ye verilebileceğini ya da verileceğinden söz ediyorsunuz ama işte Netanyahu’nun bu konuda bir muhalefeti söz konusu. Artık hani danışıklı dövüş mü, değil mi, başka bir konu ama en azından basına yansıyan kesiminde böyle bir şey söz konusu. Siz ne düşünüyorsunuz gibi sorular vardı. Bunun haricinde de genel olarak hani Türkiye ile İsrail arasındaki açıklama düzeyindeki tartışmaların NATO’yu nasıl etkilediği, etkileyip etkilemediği soruldu. İlk soruya Trump’ın yanıtı şu oldu: Hani ‘Evet, aralarında bir anlaşmazlık var. İşte Erdoğan Netanyahu’yu sevmiyor, Bibi’yi sevmiyor ama yine de mesela İsrail, biz İran’a saldırdığımızda ya da İsrail’de Gazze soykırımı başladığında (tabii o böyle demese de) savaş başladığında Gazze’de bir şey yapmadı. Biz öyle istediğimiz için hiçbir şey yapmadı, bu hikâye ye katılmadı’ gibi bir açıklaması oluyor kabaca, basitleştirerek söylüyorum hatırladığım kadarıyla. Bu da aslında Türkiye’nin oynadığı rolü belki de bu kriz içerisinde gösteriyordu.”
“ERDOĞAN’IN FİLİSTİN DOSTLUĞU SIRF BU KÂR İHTİYACI, EMPERYALİST ÇIKARLARIN İHTİYAÇLARI DOĞRULTUSUNDA DA”
Sendika.org editörü Ali Ergin Demirhan , “Biz çökmeyen, direnen, emperyal sisteme direnen İran gibi, direniş ekseni gibi unsurların boyun eğdirilmesi için… Yani İran savaşında gördüğümüz mesele, Gazze savaşında gördüğümüz mesele ve burada da sınırı yok. Soykırım yapılır, bir çocukların, yüzlerce çocuk bir okulda öldürülür, on binlerce insan öldürülür ve burada kimsenin, işte Erdoğan’ın Filistin dostluğunu biliyorsunuz, hiçbir hükmü de kalmaz. Sırf bu kâr ihtiyacı, emperyalist çıkarların ihtiyaçları doğrultusunda da…
Bir başka şey daha var ihtiyaç duydukları; sadece askeri direnişi dizginlemek, uluslararası sahada ihtiyaçlarını karşılamak vesaire değil. Sonuçta toplumlar da, halklar da dayatılan bu hem ekmeğinize el uzatılan hem de özgürlüğünüze el uzatılan bu sistemde kendini ifade edebilecek alan olarak sadece sokakları buluyor. Bütün dünyada böyle bu. Aslında biz Ukrayna Savaşı’nın sonuçlarını, işte gıda enflasyonunu söylüyordu, ayçiçek yağının artık lükse dönüşmesiyle ve ekmeğin 1 liradan 15-20 liraya fırlamasıyla birkaç yıl içerisinde görmüştük.” İfade etti
