Piyanist ve besteci Olcay Saral: “Of’un tarihinde ilk kez gerçekleşecek bu tarihi akşamı beraber yaşayalım”
HBAER- SÖYLEŞİ : Gençağa KARAFAZLI- Özlem EMİR
(TRABZON)- Piyano, bağlama ve kemençe aynı sahnede buluşuyor. Piyanist ve besteci Olcay Saral, 26 Ağustos’ta Of’ta gerçekleştireceği “Bir Piyano Efsanesi” konseri öncesinde müzik yolculuğunu, piyanoya olan yaklaşımını, genç müzisyenlere ilişkin düşüncelerini ve gelecekteki projelerini anlattı. Saral, tüm hemşehrilerini konsere davet ederek, “Bu topraklarda doğmuş olmanın gururuyla, bazılarınıza göre evlat, bazılarınıza göre kardeş, arkadaş ve abi olarak o tarihi akşamı birlikte yaşamak istiyorum” dedi.

Of, 26 Ağustos akşamı müzik adına özel bir buluşmaya ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.
Of Folklor Derneği tarafından organize edilen “Bir Piyano Efsanesi” konseri, 26 Ağustos 2026 Çarşamba günü saat 20.00’de Of Spor Salonu’nda gerçekleştirilecek.
Piyanist ve besteci Olcay Saral’ın sahne alacağı gecede piyano, Anadolu’nun geleneksel müzik kültürünün önemli enstrümanlarından bağlama ve kemençe ile aynı sahnede buluşacak. Konserde bağlamalarda Semih Saral, kemençelerde ise İrfan Seyhan yer alacak.
Piyano ezgileriyle Anadolu’nun kadim müzik mirasının bir araya geleceği programda, farklı müzik kültürleri özel bir yorumla dinleyicilere sunulacak.
Konser öncesinde Piyanist ve besteci Olcay Saral ile müzik yolculuğunu, piyanoyla tanışmasını, sanat anlayışını, genç müzisyenlere ilişkin düşüncelerini, Anadolu’ya ve Karadeniz’e dair projelerini ve 26 Ağustos akşamında Of halkına vermek istediği mesajı konuştuk.
“Piyanoyla tanıştığımda beni çok etkiledi”
Piyanoyla tanışmanız nasıl oldu? Müzik yolculuğunuzun başlangıcını biraz anlatır mısınız?
Küçük yaşlardan beri müziğe olan ilgim elektronik orgla başladı. Ailemin de desteğiyle konservatuvar sınavları öncesinde piyanoyla tanıştım. Piyanoyla ilk karşılaşmamın bende bıraktığı etkiyi hiç unutamam. O dönem benim için yeni bir dünyanın kapısını açmıştı.
Piyanonun sahip olduğu ses genişliği ve ifade imkânları beni çok etkiledi. Zaman içerisinde bu enstrümanın yalnızca bir müzik aleti olmadığını, kendi başına çok büyük bir anlatım dünyasına sahip olduğunu fark ettim.
Piyanist olmaya karar verdiğiniz dönüm noktası neydi?
Piyanonun tek başına bir orkestra gibi, en tiz seslerden en kalın seslere kadar çok geniş bir alanda etkili olabileceğini hissettiğim dönem benim için önemli bir dönüm noktasıydı.
Bunun yanında piyanistliğin yalnızca icracı olmak anlamına gelmediğini, aynı zamanda besteci kimliğiyle de çok önemli bir ifade alanı sunduğunu fark ettim. Piyanonun hem icra hem de beste açısından sunduğu imkânlar beni bu alana daha fazla yöneltti.
“Bir müzisyen sadece müzikten beslenmemeli”
İlk kez sahneye çıktığınız günü hatırlıyor musunuz?
Bir müzisyenin ilk sahnesi aslında birkaç aşamada gerçekleşiyor. Yeni başladığınızda sadece ailenize ve yakın çevrenize yönelik çaldığınız küçük sahneler oluyor. Daha sonra amatör denilen dönemdeki sahneler, ardından büyük festivaller ve konser salonları geliyor.
Bunların hepsini tek tek hatırlamak belki mümkün değil ama hepsi hafızamda asla unutulmayan anılar olarak yer alıyor. Her bir aşama son derece önemli ve aslında sonu olmayan bir deneyim.
Müzik hayatınızda sizi en çok etkileyen kişi kim oldu?
Tek bir kişi değil elbette. Benim düşünceme göre bir müzisyen ya da sanatçı yalnızca bestecilerden etkilenmemeli. Resimden, edebiyattan, tarihten, coğrafyadan, fizikten, sosyolojiden ve teolojiden de beslenmeli.
Kendim açısından da durum böyle oldu. Müzik sanatı adına tarihin nitelikli piyanist ve bestecilerinden etkilendim. Özellikle piyano gibi bir enstrümanı anlamak ve tanımak adına bu önemli.
Bazı isimleri özellikle belirtmeden geçemem. Örneğin Aydın Esen, piyanist-besteci kimliğiyle dünya çağdaş müziğinin öncülerinden biridir. Türk müziği bestecisi ve piyanisti İsmail Hakkı Özkan da benim için önemli isimlerden biridir. Her ikisinin de üzerimde emeği ve etkisi fazladır.
“Yetenek tek başına yeterli değil”
Bir piyanist için yetenek mi, disiplinli çalışma mı daha önemli?
Yetenek kişiyi bir yere kadar götürebilir. Fakat bu yeteneği pekiştirecek disiplinli ve farkındalığı yüksek bir çalışma olmazsa kişi tam anlamıyla bir enstrümantist olamaz.
Ben yetenek ve disiplinin yanına bilgi ve hedefi de ekliyorum. Çünkü müzikte yalnızca yetenekli olmak yeterli değil. Ne yaptığınızı bilmeniz, nereye ulaşmak istediğinizi belirlemeniz ve bunun için düzenli çalışmanız gerekiyor.
“Gençlerin doğru ve gelecekçi bilgiye ulaşması önemli”
Türkiye’de genç müzisyenlerin karşılaştığı en büyük zorluklar sizce neler?
Teknoloji ve erişilebilirlik çağında olmamıza rağmen gençlerin en büyük zorluklarından biri doğru, gelecekçi ve gerçek bilgiye ulaşabilmek.
Müzik yalnızca duygulara ulaşmaz. Bilinci, bilgiyi ve düşünceyi de etkiler. Bu nedenle yeni formüllerle genç müzisyenlerin ufuklarının ve hayallerinin genişlemesi çok önemli.
Gençlerin sadece mevcut olanı takip etmesi değil, yeni olanı araştırması, farklı disiplinlerle ilişki kurması ve kendi dünyasını oluşturması gerektiğini düşünüyorum.
“Birçok projem kâğıt üzerinde ve stüdyomda tamamlandı”
Önümüzdeki dönemde gerçekleştirmek istediğiniz en büyük projeniz nedir?
Çok sayıda projem var. Birçoğunu da kâğıt üzerinde ve stüdyomda tamamladım. Sadece zamanı geldiğinde duyulacaklar.
Bunlardan bir tanesinden bahsedebilirim. “Karadeniz Dev Dalga” isimli bir projem var. Kemençe ve tulumun solist olduğu, 22 kişilik orkestra için bestelediğim bu projede Anadolu’nun kemençe ve tulum enstrümanlarıyla dünya müziğinin yeni ve gelecekçi yapısını bir araya getirmeyi amaçladım.
Bu projenin benim için başka bir anlamı daha var. Tüm Türkiye Cumhuriyeti gençlerinin açık kaynaktan eserin notasına ulaşabilmesini, eseri çalışabilmesini ve orkestraya katılabilmesini istiyorum.
Kendi kendini yenileyen ve yıllarca çalınabilen bir yapı oluşturmak istiyorum. Böylece eser yalnızca benim ortaya koyduğum bir çalışma olarak kalmayacak, gençlerin katılımıyla sürekli gelişen ve yaşayan bir müzik projesine dönüşebilecek.
“Başarılarını henüz başarmadan önce seni aşağı çekecek her şeye karşı daha yapıcı ol”
Bugünkü aklınızla müziğe yeni başlayacak olsaydınız kendinize ne söylerdiniz?
“Başarılarını henüz başarmadan önce seni aşağı çekecek her şeye karşı daha yapıcı ol.”
Bunu kendime söylerdim.
“Hayatım boyunca yalnızca bir bestecinin eserlerini çalacak olsaydım…”
Hayatınız boyunca sadece bir bestecinin eserlerini çalabilecek olsaydınız kimi seçerdiniz?
Kendi eserlerimi…

“Dinleyicinin salondan kendine has bir fikirle ayrılmasını istiyorum”
Sizi dinleyenlerin konserinizden ayrılırken hangi duyguyu yanlarında götürmesini istersiniz?
Yenilenme hissini… Yeni bir dönemi ve bunun başlangıcını hissetme duygusunu, buna şahit olma heyecanını istiyorum.
Ayrıca her bir dinleyicinin kendine has bir fikirle salondan ayrılmasını isterim. Konserden çıkan herkesin aynı şeyi hissetmesi ya da aynı şeyi düşünmesi gerekmiyor. Müziğin kişide farklı düşünceler ve duygular oluşturabilmesi çok önemli.
“Anadolu Geçitleri, geçmişten geleceğe uzanan bir bağ”
“Anadolu Geçitleri” eserinizde size ilham olan duyguları nasıl tarif edersiniz?
Coğrafi olarak geçitler şehirleri, bölgeleri ve fiziki alanları birbirine bağlayan yapılardır.
“Anadolu Geçitleri” eserimde ise bu kadim toprakları, üzerinden geçen tüm medeniyetlerin ve günümüzden geleceğe uzanan, değişen ve dönüşen dünyanın zamanına bağlanan geçitler olarak düşündüm.
Hatta bunu tüm kâinatın, yani kozmosun zamanına uzanan bir bağlantı olarak ele aldım. Anadolu’nun taşıdığı tarih, medeniyetler ve kültürel birikim benim için bu eserin temel ilham kaynaklarından biri oldu.

“Of’un tarihinde ilk kez gerçekleşecek bu tarihi akşamı beraber yaşayalım”
26 Ağustos Çarşamba günü saat 20.00’de Of Spor Salonu’nda önemli bir konser gerçekleştireceksiniz. Hemşehrilerinize buradan neler söylemek istersiniz?
Özellikle şunu belirtmek istiyorum: O salonda, sahnede sadece bir sanatçı, piyanist ve besteci değilim.
Bu topraklarda doğmuş olmanın gururuyla, bazılarınızın evladı, bazılarınızın kardeşi, bazılarınızın arkadaşı, bazılarınızın abisiyim.
Güzel memleketim Of’un tarihinde ilk kez gerçekleşecek bu tarihi akşamı beraber yaşayalım.
Tüm hemşehrilerimi, civar köylerden, mahallelerden, kasabalardan, il ve ilçelerden gelecek bütün hemşehrilerimi bütün kalbim ve sevgimle konsere davet ediyorum.Sevgi ve saygılarımla…
