Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Süleyman Hacıbektaşoğlu
Süleyman Hacıbektaşoğlu

“Antisemitist miyiz? Hayır. Siyonizme ve emperyalizme karşıyız”

 Antisemitizm halk düşmanlığıdır; Siyonizm ise emperyalizmle kurulan bir iktidar projesidir. Bizim mücadelemiz bir halka karşı değil, halkları savaşın ateşine süren egemenlere karşıdır.

**”Antisemitist miyiz? Hayır. Siyonizm’e ve emperyalizme karşıyız”**

Dünya yine eski bir senaryonun sahnesi.

Füzeler konuşuyor, ekranlar yanıyor, diplomasi masaları savaş haritalarına dönüşüyor. Bugün İran, İsrail ve ABD ekseninde büyüyen gerilim bize bir kez daha hatırlatıyor: Bu savaşlar halkların savaşı değildir.

Bu savaşlar egemenlerin savaşlarıdır.

Her savaş egemenlerin çıkarları uğruna hayat bulur ama maalesef halklar arasına da ister istemez düşmanlık tohumları eker. Bugün 7.gününde ABD, İsrail ve İran savaşı. Çocuklar ölüyor, siviller ölüyor, suçsuz, bu savaştan hiç bir çıkarı olmayan insanlar ölüyor savaş sayesinde ceplerini dolduranlar  köşklerinde yaşamaya devam ediyor.

Sokaklar yine halkların birbirine karşı öfkesi ile örgütlenir. Yahudi’ye ölüm ! Müslümana ölüm ! diye. Çok doğru bir söz vardır ; “savaşta önce gerçekler ölür” diye. İşte bize düşen görev din, milliyetçilik paravanı ile gizlenen, öldürülen bu gerçekleri ortaya çıkarmaktır.

Önce şunu açık söylemek gerekir: Antisemitizm insanlık suçudur. Yahudi halkına yönelik düşmanlık, tarih boyunca pogromlardan soykırımlara uzanan karanlık bir mirasın parçasıdır. Bu mirasın karşısında durmak, insanlık onurunu savunmanın en temel koşullarından biridir.

Aynı şekilde İsrail Siyonizm’inin dün Gazze’de yaptığı soykırımı, bugün İran’da öldürdüğü 170 kız çocuğunun insanlık suçu olduğunu söylemek gibi.

Ama tam da burada bilinçli bir karartma yapılır.

Siyonizm’e yönelik eleştiri ile Yahudi düşmanlığı aynı şeymiş gibi gösterilmeye çalışılır.

Değildir.

Gazze savaşı sırasında İsrail halkının Siyonizm’in barbarlığına Tel Aviv sokaklarında kukla İslam ülkelerindeki halklardan daha büyük ve kalabalık tepkiler verdiğini de unutmayalım. Hem de bazı ülkelerde hükümetlerinin organizasyonları ile yapılmadı.

Siyonizm, tarihsel olarak yalnızca bir kimlik veya inanç meselesi değil, Ortadoğu’da emperyalist dengelerle kurulan bir devlet ve iktidar projesidir. Bugün İsrail devletinin izlediği militarist ve yayılmacı politikalar bu projenin en sert biçimlerinden biridir.

Bu nedenle Siyonizm’e karşı çıkmak, bir halka karşı olmak değildir. Tersine, halkların eşitliği ve barışı için verilen bir mücadeledir.

Bugün İran’a yönelik saldırılar da aynı denklem içinde okunmalıdır. Bu savaşın adı demokrasi değildir. Bu savaşın adı insan hakları değildir. Bu savaş enerji yolları, ticaret hatları, askeri üstünlük ve küresel güç dengeleri savaşıdır.

Bir tarafta ABD emperyalizmi ve onun bölgesel müttefikleri vardır.

Diğer tarafta kendi halklarını baskı altında tutan, ama aynı zamanda emperyalist kuşatma altında olan bölgesel iktidarlar.

Bu tablo bize Marksizm’in en basit gerçeğini tekrar hatırlatır: Egemenler savaşır, halklar ölür.

İranlı işçiler bu savaşın tarafı değildir.

İsrailli emekçiler bu savaşın tarafı değildir.

Filistinli halk da, Amerikan emekçileri de bu savaşın tarafı değildir.

Taraf olanlar egemen sınıflardır.

Silah şirketleri, enerji tekelleri, jeopolitik hesapların başındaki iktidarlar.

Bu yüzden sosyalistlerin tutumu nettir.

Biz Yahudi halkına karşı değiliz.

Biz İran halklarına karşı değiliz.

Biz hiçbir halka karşı değiliz.

Biz halkları birbirine düşman eden iktidarlara karşıyız.

Çünkü tarih bize şunu defalarca göstermiştir:

Milliyetçilik, mezhepçilik ve din savaşları çoğu zaman sınıf gerçekliğinin üzerine çekilmiş bir perdedir.

O perdenin arkasında ise aynı düzen vardır.

Sermaye.

Bugün ihtiyaç olan şey yeni savaş cepheleri değil, halkların ortak sesidir. Çünkü dünyanın neresinde olursa olsun, işçi sınıfının kaderi ortaktır.

Ve o kader bize tek bir cümleyi tekrar tekrar hatırlatır: Halkların kurtuluşu, halkların kardeşliğinden ve işçi sınıfının iktidarından geçer.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER