Av.Osman Süzen’in kaleme aldığı “Uygarlığı Getiren Erdem Çoğulculuk ve Türkiye Tecrübesi: Sümer’den 21. Yüzyıla ve Meclis’te Başlayan Umut” başlıklı yazıyı aynen yayınlıyoruz
Devletler orduyla kurulabilir. Ama devletin bir uygarlığa dönüşmesi farklılıkları yaşatabilme ve geliştirebilme becerisi ile olur. Sümer’den Akad’da, Akad’dan Zagroslar’a, buralardan Avrupa ve yeni dünyada uygarlığı yakalayanların bize gösterdiği budur. Ve Chomsky’den Wallerstein’a kadar bu konuda kafa yoran düşünce adamlarının vardığı yer de budur. Uygarlığı getiren sihir çoğulculuktur. Bu anlamda Meclis’e gelen Çerçeve Yasa Türkiye‘de yeni bir başlangıç için umudumuzun fidesi olmuştur.
1. Çoğulculuk Nedir? Çoğulculuk “hosgörü”den fazlasıdır. Hosgörü katlanmaktır. Çoğulculuk ise “farklılığı zenginlik saymak”tır. Çoğulculuğun 3 temel olmazsa olmaz ölçütü var: Çoğulculukta Farklı dil, inanç, kimlik inkâr edilmez. İkinci olarak bu farklılık ve kimlikler anayasa ve yasayla güvenceye alınır.
Çoğunluğun 3. Koşulu karar alma süreçlerinde bu farklılığı temsil eden gruplar karar masasında olur.
Asimilasyonun tek tip fukaralığına karsı çoğulculukta ahenk içindeki seslerin, kokuların, renklerin zenginliği vardır. Çoğulculuk “çok sesli tek vatan” kurar.
2. Çağdaş Düşünürler Çoğulculuk erdemini Nasıl Açıklıyor? Charles Taylor: Ahlak ve – Adalet erdeminde, Will Kymlicka Siyaset ve Demokrasinin devamlılığında, Immanuel Wallerstein Çoğul aktörlerin rekabetinde Noam Chomsky: Bilim ve Özgürlükte olduğunu söylüyor.
3. Tarihin İlk Deneyi: Sümer, Akad, Babil. Sümerler yazı ve matematiği ile bir uygarlık kurdular.
Akadlar bu yazıyı ve dili inkar etmeden kendilerine entegre ederek Sümer uygarlığını devam ettirdiler. Babil tek hukuk + çok kültürü denedi. Mezopotamya 3000 yıl zirvede kaldı çünkü farkı yok etmedi, kullandı.
4. SSCB Örneği Tek parti, tek ideoloji, tek ulus. Her türlü düşüncenin yasaklanması. Sonuç 1991: Ekonomi çöktü, 15 devlete bölündü. Çoğulculuğu inkâr etti, kaybetti.
5. Neden Sihir İşliyor? Farklı fikirler daha iyi çözüm üretir.
Hatalar tek merkezden değil, çok merkezden düzelir.
Tarihsel hafızanın çoğulculuğu. Farklı hafızalar birleşince toplum dirençli olur. Geçmişi bir tek geçmiş üzerinden okumak kırılmalar yaratır.
6. Bugün çoğulculuğun hikmetine eren topluluklar: Kanada, İsviçre, Hindistan. Tanınma + Özerklik + Katılım = Uygarlık.
7. Türkiye: Çoğulculuktan Vazgeçmenin Bedeli ve Yeni Bir başlangıca umut yürüyüşü.
Osmanlıda: Lütuf olarak verilen Çoğulculuk Tanzimat ve Meşrutiyet dış baskıyla geldi, kurumsallaşmadı.
Cumhuriyet ise zorunlu iskan, 6-7 Eylül 1955, Kültür-Sanatta asimilasyon, dil yasakları, tek tip düşünce özgürlüğü, çoğulculuğun inkârı ile yaşanan can kayıpları, ülkenin fakirleşmesi ve tüm kaynakların tek tip insan yaratmaya dönük planlar için heba edilmesi oldu. Doğmamış çocuklarımız borçla doğdu. Sonuçta ekonomi, kültür ve siyasette ülkenin ve ülkeyle birlikte hepimizin kaybetmesi ile sonuçlandı Ama tarih tekerrürden ibaret değil. Bugün 2026’da Türkiye farklı bir eşikte. Meclis’e, örgüt ile yürütülen görüşmeler neticesinde bir Çerçeve Yasa geldi. Bu yasa tek basına sihir değil. Ama 100 yıldır ertelenen bir şeyin ilk adımı. Bu yasa, devletin “tek tip” ısrarından vazgeçip “çok sesli tek vatan” fikrini konuşmaya başladığının ilanıdır. Çoğulculuk için bir başlangıçtır. Eksikleri olabilir, tartışmaları olacaktır.
Ama önemli olan yönüdür.
Umudu Büyütmeliyiz. Bir yasa tek basına kardeşlik getirmez. Yasa sadece kapıyı aralar. Bu kapıyı yine Çoğulculuk anlayışı ile tam açmalıyız. Günesin bütün renkleri ile içeriye girmesine katkı sunmalıyız. Bu umut 3 alanda büyütülmeli. Siyasette Güven inşa etmeliyiz. Çerçeve yasa genel kurulda geniş mutabakatla çıkmalı. Muhalefet-iktidar, farklı kimlikler bu yasanın sahibi olmalı. Çünkü yarım kalan barış, yeni çatışma doğurur. Toplum korkmadan konuşmalı. Barış çabası toplumsallaşmalıdır.
Okullarda, kahvelerde, televizyonda. “Öteki”ni düşman değil komsu olarak görme zamanı. Ortak Hafıza Komisyonları kurulmalı. Konuşulmayan her şey, konuşuldukça zehir olmaktan çıkar. Hukuku bastan yeniden kurumsallaştırmalıyız.
Bu çerçeve yasa bir başlangıç. Arkasından geçmişte çatışma nedeni yapılan dil bir suç unsuru olmaktan çıkartılmalı, dilin kamusal alanda görünür olmasını sağlayan düzenlemeler yapılmalıdır. Siyaset ve demokrasi üzerinde tüm vesayet ve iktidar odaklı kanuni ve fiili bariyerler kaldırılmalı. Tüm inançlara eşit statü sağlayan yeni bir anlayış kabul edilmedir.
Sümerlerin yarattığı değerler Akkad’da yasatılarak çoğulculuk sihriyle yaratılan uygarlığın daha da gelişmesini sağladılar. Babil Çoğulculuk sihriyle hukuk yazdı. SSCB bu sihri reddedince çöktü. Bugün Türkiye, Meclis’e gelen bu Çerçeve Yasa ile aynı sihri denemeye hazırlanıyor. Bu ilk adımdır. Mükemmel değildir. Ama yön doğrudur ve umut vericidir. Ordu imparatorluk kurar. Ama ordu uygarlık kuramaz.
Yasa tek basına barış getirmez. Ama yasa barısın önünü açar. Uygarlığı getiren sihir Çoğulculuktur.
Ve o sihir, bu Meclis’te başlayan süreçle birlikte büyürse, Anadolu’nun 5000 yıllık kardeşlik ruhu yeniden yeşerecektir.
