Haber: Gençağa KARAFAZLI-Esra Nur PERVAN
(TRABZON)- Trabzon Emek ve Demokrasi platformu, 7-8 Temmuz’da Ankara’da gerçekleşecek NATO Zirvesi öncesi NATO’yü protesto yürüyüşü düzenledi. Trabzon’da Emek ve Demokrasi Platformu’nun düzenlediği NATO karşıtı eylemde, çok sayıda kişi Maraş Caddesi’nde bir araya geldi. Açıklamada “Emperyalizme karşı bağımsızlık monarşiye karşı halk iradesi için NATO’YA hayır” pankartı açılarak “Kahrolsun ABD emperyalizmi”, “NATO defol bu memleket bizim” , “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz “, “Katil ABD iş birlikçi AKP”, “katil ABD Ortadoğu’dan defol” , “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek” sloganları atıldı. Kitle Atatürk Meydanı’na yürüdü. Atatürk Meydanı’nda yapılan basın açıklamasını Trabzon Emek ve Demokrasi Platformu Başkanı Muhammet İkinci okudu.
NATO’nun 79. kuruluş yıldönümü, Ankara’da bir zirveyle kutlanacak. Ankara Valiliği adeta olağanüstü hal ilan etti”
Konuşmasına ülkenin yer altı ve yer üstü kaynaklarının ranta dönüştürülmesine karşı yükselen isyanı hatırlatarak başlayan Muhammet İkinci, “Sömürüyü, eşitsizliği, adaletsizliği, ötekileştirmeyi; insanın insana kurduğu bu düzeni unutmayalım. Bu düzeni teşhis edecek açıklamaları, konuşmaları çok yaptık. Ülkemizin nasıl sömürüldüğüne, kaynaklarımızın nasıl ranta dönüştürüldüğüne, yerin altında ve üstünde olan tüm değerlerin nasıl Amerikan dolarına endekslendiğine dair çok ama çok isyan ettik. Bugün bu isyanımızın ne kadar önemli olduğunu ve arkasında yatan güçlerin sopasının kim olduğunu konuşmak için buradayız.Bir barbarlık örgütü olan, emperyalizmin silahlı gücü olan, savaş aygıtı olan NATO’nun 79. kuruluş yıldönümü, temmuz ayında Ankara’da bir zirveyle kutlanacak. Ankara Valiliği adeta olağanüstü hal ilan etti.13 gün boyunca her türden barışçıl gösteri, eylem, açıklama ve toplantı yasaklandı.Başkent adeta sahibine yabancılaştırıldı, yasaklandı.

“Ülkemizin başkentinde emperyalist haydutlar elini kolunu sallayarak gezebiliyorlar hak arayan öğretmenlerimiz yerlere sürükleniyor”
Bir soru soralım ve cevabını şimdi değil, bir başımıza kaldığımızda düşünelim:
Nasıl olur da kendi ülkemizin başkentinde emperyalistler, NATO’cular, haydutlar, dünyanın kanını emenler elini kolunu sallayarak gezebiliyorlar da; bu ülkenin eğitimcileri, öğretmenleri hakkını aradığında, açlıkla, sefaletle yaşamaya itiraz ettiğinde; hele ki o öğretmenler bu ülkenin gençlerini, çocuklarını yetiştirirken, bu ülkenin geleceğini inşa ederken yerlere yatırılıyorlar?Yürümeleri yasaklanıyor, gözaltına alınıyorlar.
Bu ülkenin madencilerine sıra geldiğinde barikatlar kuruluyor, sokaklar abluka altına alınıyor. Her kim hakkını arıyorsa önüne yasaklar konuluyor. Ama sıra NATO’ya geldiğinde, ülkemizi dikensiz gül bahçesine çevirmek istiyorlar. Toplumun %70’i yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Karşımızda toplumsal desteğini yitirmiş, çürümeye yüz tutmuş ve meşruiyetini kaybetmiş bir iktidar bulunuyor. İşte bu iktidar, emperyalistlerin ve NATO’cuların gözüne girme hevesiyle hareket ediyor. Başkentte uygulanan bu yasakların, halka yönelik bu ablukanın başka bir izahı olamaz.
Bir zirve toplanıyor ve bu zirvede yeni planlar, kanlı planlar yapılıyor. Ülkemize de yeni görevler veriliyor. Ülkemizde mevcut NATO üsleri yetmezmiş gibi şimdi kolordu düzeyinde bir karargâh kurulma kararı veriliyor. Süreç işliyor. Aynı şekilde İstanbul’da bir deniz unsuru komutanlığının kurulması yönünde bizzat Savunma Bakanlığı tarafından açıklama yapılmış bulunuyor. Kendisini bu sömürge valisi zanneden Tom Barak, üstelik bu halka “hayırsever monarşi” önermesi yapma cüretini ve hadsizliğini gösterdi. İşte dostlar, bugün NATO’ya “dur” demek, NATO’yu bu topraklarda istememek; aynı zamanda monarşi heveslerine ve emperyalist odaklara karşı en güçlü cevabı vermek demektir.

“Bu ülke, emperyalist odakların ülkesi değil bu ülke, 68’lerde 6. Filoya secde edenlerin değil; 6. Filoyu denize dökenlerin ülkesidir”
Ülkemizin bağımsızlık onurunu sonuna kadar savunacağız. Bu ülke, emperyalist odakların ve onların işbirlikçilerinin ülkesi değildir. Bu ülke, 68’lerde 6. Filoya secde edenlerin değil;6. Filoyu denize dökenlerin ülkesidir. Bu ülke, idam sehpalarında “Kahrolsun emperyalizm! Yaşasın tam bağımsız Türkiye!” diyenlerin ülkesidir. Bu ülke, mazlum milletlere örnek olacak şekilde antiemperyalist bir savaşı kazanıp cumhuriyeti kuran, saltanatı yıkan insanların ülkesidir. Bu ülke, “Bağımsızlık benim karakterimdir” diyen Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının ülkesidir.
Buradan tekrar edelim: Ülkemizi Amerikan emperyalizminin cephe ülkesi zannedenlere sözümüz olsun: Biz emperyalizme karşı asla kayıtsız kalmayacağız. Bağımsızlık bayrağını bu ülkenin meydanlarında, sokaklarında, okullarında, iş yerlerinde; nerede nabzımız atıyorsa orada yükselteceğiz. Bu ülke hiçbir emperyal gücün arka bahçesi olmayacak. Bu toprakların kaderi Washington’da, Brüksel’de, NATO karargâhlarında çizilemez. Ülkemizin geleceğine bizler, emekçiler karar verecek. Okullarda, fabrikalarda, tarlalarda; yaşamın her alanında üreten nasırlı eller, aydınlık dimağlar karar verecek. Memleketimizin her köşesinde NATO karşıtı bağımsızlık bayrağını göndere çekmek için hazırlık yapanlara, yolları arşınlayanlara, asla vazgeçmeyenlere selam olsun. Kahrolsun emperyalizm. Kahrolsun NATO. Yaşasın tam bağımsız Türkiye. Bu memleket bizim” ifadelerini kullandı

