Yalçın Küçük vefat etmiş.
Onu ilk gençlik yıllarımdan itibaren yakından takip ederdim. İstanbul ziyaretlerimi onun konferanslarına ayarlamaya çalışırdım. Solun en güçlü olduğu yıllardı ve Yalçın Küçük’ün toplumun her kesimini sarsıcı görüşleri vardı.
Onun hınca hınç dolu salonlardaki heyecanlı konuşmaları hala gözümün önünde. Boynundaki kırmızı kaşkol adeta ona yapışmış gibiydi ve boynundan hiç çıkmazdı.Kalpak ise vazgeçilmeziydi.
Yalçın Küçük, Leninist referanslardan beslenen ama kendini o çerçeveyle sınırlamayan, daha eklektik ve Türkiye merkezli bir sol düşünce geliştirmeye çalışan bir isimdi.
Onun en belirgin özelliği, olaylara yüzeyden bakmak yerine arka planı sorgulayan, görünmeyeni görünür kılmaya çalışan yaklaşımıydı.
Siyaset, devlet yapısı ve uluslararası ilişkiler üzerine geliştirdiği yorumlar çoğu zaman tartışma yaratmış, ancak bu tartışmalar aynı zamanda düşünsel bir hareketlilik de doğurmuştur. Kendi çizgisini başkalarının kalıplarına uydurmayan tavrı, onu hem eleştirilen hem de dikkatle takip edilen bir figür haline getirmişti.
Cesur çıkışları, alışılmışın dışında analizleri ve kendine has üslubuyla Türkiye’de fikir üretmenin ne denli çetin ama gerekli olduğunu hatırlatan bir isimdi.
Onun için Öcalan’ın akıl hocası diyenler vardı. Kimileri de ona deli teorisyen derdi.
Çok üretkendi. Hemen her konuda bilgisi olan araştırmacı bir akademisyendi ve orijinal düşüncelere sahipti. O nedenle hemen herkes onun eserlerinden yararlanırdı.
Düşüncelerinin çoğuna katılmasam, abartılı iddialarda bulunan bir düşünür olduğunu düşünsem de bugüne kadar yazdıklarından çok yararlandım.
Yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı dilerim.

YORUMLAR