Her gün, her sabah gazete bayisinden bir gazete almayan, işi düşmeden arayıp, sorulmayan, reklam başta olmak üzere o çok istenen demokrasinin dördüncü kuvveti denerek desteklemek için abone olunmayan gazete ve gazetecilere, ‘Satılık Basın’ denilen 85 milyonluk ülkede beş yüz binin spor, magazin, kalan beş yüzü bulmaca, at yarışı olmak üzere topu, topu iki milyon gazete satılırsa,
Bu yetmez, Milliyetçi, Kürtçü, Solcu, Sağcı, Muhafazakâr denerek ayrıştırılan gazetecilerin o ‘Böl, Parçala, Yönet’ anlayışını taşıyanlara hizmet edercesine birbirine karşı düşmanca tavırlar içine girip, toplum adına yazılması gerekenleri yazmayıp, birbirlerini eleştirdiği “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” hesabı meslektaşlarını bile göremeyen bir anlayışa gazetecilik denirse,
Dün dokunulmazlıklarının kaldırılmasına katkı sunup, sonrada Ankara’dan İstanbul’a yürüyenler gibi bugünde onca tutuklu ve yerlerine kayyum atanmış siyasiler varken ve ne acıdır ki onların bileşenleri diye vekil olmalarına rağmen susanların Bolu’dan sonra yürüyüşe çıkılırsa,
Tatbiki sadece gazetecinin saçı kazılır o da yetmez üç maymunun oynandığı bu duyarsızlığın, iki yüzlülüğün, bukalemunculuğun orta direğini birilerde böyle kırar, Nesimiden bu yana derisini bile yüzmeye devam eder…
Çünkü aşağıdaki iki habere baktığımız da bu yaşananlardan yani gazetecilik başta olmak üzere demokrasiyi daraltan, hapseden, basın ve medyayı susturan anlayışın nedenini azda olsa anlarsınız.
Ve asıl suçun kimde olduğuna değil, ‘Susma, sustukça sıra sana gelecek’ sözüne sağır, kör olan gazetecilere, aydınlara, sivil toplum örgütlerine, siyasilere bakmanız gerekir.
Evet, ‘yerel, Ulusal’ diye ikiye bölenlerden farklı düşünmeyip, dün yaşananlara ‘Terörist, Anarşist Gazeteciler’ deyip, bugün yaşananlara ‘Milliyetçi, Muhafazakâr Gazeteciler’ başlığı koyanlara da sıranın sarı öküze geldiğini anlamayanların başında yine gazeteciler gelir bu ülkede.
Yani Ankara’daki bombalı saldırıya ilişkin yaptığı değerlendirmeler sonrası iktidara yakın isimlerin hedefi haline gelen, gözaltına alınarak adliyeye götürülen ve yayın yaptığı programı yayından kaldırılan Ayşenur Arslan savcılıktaki ifadesinin ardından serbest bırakıldığı aynı gün kamuoyuna açıklanan bir raporda 4 gazetecinin daha tutuklandığı, 268 habere erişim engeli getirildiği bildirilen ülkede sığınmacı haberleri nedeniyle daha yeni tutuklanan iki gazetecinin de saçları kazınmış.
Peki bunun nedeni, suçlusu sadece gerçeklerin yazılmasından, söylenmesinden rahatsız olanlar iktidar olmayı devlet olarak algılayıp, baskı gücünü arkasına alan siyasiler mi?
Bana sorarsanız ‘hayır der ve bu yaşananların başta biz gazeteciler olmak üzere aydınlar, siyasiler, stk’lar, sarılaştığı net olan sendikalar yani bu toplum fertlerinin iki yüzlülüğü hatta yılan dokunmadıkça bukalemunlaşanlardır derim.
İnanmıyorsanız bu iddiamın, görüşümün olanların açık sebebi aşağıdaki iki haberde saklıdır… Çünkü DGF’nin yayınladığı raporun haberinde yer alan gazetecilerin yaşadıklarını en güzel anlatan diğer haber ‘Tutuklu Türk Milliyetçisi Gazeteciler Süha Çardaklı ve Batuhan Çolak’ın Saçları Kazındı
Sığınmacı haberleri nedeniyle tutuklanan Türk milliyetçisi gazeteciler Süha Çardaklı ve Batuhan Çolak’ın saçları kazındı.’ haberinde saklıdır..
Evet zaten okuma özürlü topluma anlatacaklarımızı daha çok uzatmadan o iki habere yer verip, bu ülkenin asıl diğer önemli bir sorununun iki yüzlülüğün daniskasını anlayın, görün derim..
İşte O haberler..
**DFG raporu: Eylül ayında dört gazeteci tutuklandı, 268 habere erişim engeli getirildi
Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), “Eylül Ayı Gazetecilere Yönelik Hak İhlalleri Raporu”nu yayınladı. Raporda, tutuklu gazeteci sayısı 63’e yükselirken, 7 gazeteciye 5 yıl 9 ay 15 gün ceza verildiği belirtildi. Raporun değerlendirme kısmında, gazetecilere dönük hak ihlallerinin bitmek bilmediği belirtilerek, her geçen ay yeni hak ihlalleriyle karşılaşıldığı kaydedildi.
Tüm bunlara karşı doğruların peşinde koşmakta ısrar eden gazetecilerin mesleklerinin onurunu korumak ve halkın haber alma hakkını savunmak için direnmeye devam ettiğinin belirtildiği raporda, “Eylül ayı içerisinde gazetecilerin yaşam ve güvenliğine dönük ihlaller yoğun bir şekilde devam etti.
Gözaltına alınan ve tutuklanan gazetecilerin yanında gazeteciler tehdit edildi, kötü muameleye maruz kaldı. Birçok kez haber takip etmeleri engellendi. Düşünce ve ifade özgürlüğü alanında yine ihlale maruz kalanların başını gazeteciler çekiyor. Haklarında soruşturmalar başlatıldı, davalar açıldı, cezalar verildi. Bu ay içerisinde çok sayıda gazeteci yine mahkeme kapılarındaydı. Süren yargılamalarla gazeteciler yaptıkları iş, gösterdikleri çaba nedeniyle mahkeme kapılarında süründürüldü” denildi.
TUTUKLU GAZETECİ SAYISI 63’E ÇIKTI..
Mezopotamya Haber Ajansı’nda yer alan habere göre, raporda, Eylül ayında tutuklu gazetecilerin duruşmasının görüldüğü hatırlatılarak, şunlar kaydedildi: “Eylül ayında 4 basın çalışanı tutuklanarak cezaevine konuldu. Böylece hapishanelerdeki gazeteci sayısı 63’e yükseldi. Bildiğiniz üzere derneğimizin Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu halen tutuklu bulunmakta. Eylül ayının sonlarına doğru hakkındaki iddianame hazırlandı ancak henüz yargılanacağı mahkeme ve duruşma tarihi netleşmedi. Benzer bir durum birlikte tutuklanan Mezopotamya Ajansı Editörü Sedat Yılmaz için de geçerli. Eylül ayı içerisinde önemle üzerinde durduğumuz tutuklu gazetecilerden Abdurrahman Gök, M. Şah Oruç, Remzi Akkaya ve Hamdullah Bayram’ın duruşmaları vardı ve maalesef hiçbiri tahliye edilmedi. Ekim ayının ilk günlerinde tutuklu Tele 1 televizyonu Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ hakkında açılan davanın ilk duruşması görülecek.
Bu vesileyle Yanardağ’ın derhal tahliye edilmesine yönelik talebimizi yineliyoruz.”
CEZAEVİNDE İHLALLER SÜRÜYOR’
Cezaevlerinde gazetecilere yönelik ihlallerin hala sürdüğünün ifade edildiği raporda, “Aralarında eşbaşkanımız Dicle Müftüoğlu’nun da bulunduğu gazetecilerin dört duvar arasında dahi birçok ihlale maruz bırakılmaları AKP iktidarının gazetecilerden ne kadar korktuğunun göstergesidir. Hasta olmasına rağmen hapishanede tutulmaya devam edilen Yazar Celalettin Can, fenalaşarak hastaneye kaldırılmış, daha sonra cezaevine geri gönderilmiştir. Onurlu bir duruşun sahibi olan ve bir hukuksuzluğa başkaldırarak Özgür Gündem gazetesi ile dayanışma gösteren Can’a reva görülen muamele kabul edilemezdir ve Can’ın bir an önce özgürlüğüne kavuşmasını istiyoruz” diye belirtildi.
12 GAZETECİ GÖZALTINA ALINDI
“Toplumu dizayn etmek için, yaşanan olumsuzlukların görünmesini engellemek için, gerçekleri karanlıkta bırakmak için gazetecilere yöneliyorlar ve bu konuda maalesef yeterli bir direnç ortaya çıkmıyor” denilen raporda, “Bu nedenle her ay olduğu gibi yeniden çağrıda bulunuyoruz; bu hukuksuzluklara karşı sesimizi daha gür yükseltelim ve daha demokratik, yaşanabilir bir ülke için, özgür bir medya/özgür bir toplum için haykıralım” denildi. Raporda, 12 gazetecinin gözaltına alındığı, 4 ‘ünün tutuklandığı, 3 gazetecinin kötü muameleye maruz kaldığı, 10 gazetecinin haber takibinin engellendiği, cezaevinde hapishanelerde 6 gazeteciye dönük ihlal, 6 gazeteci hakkında soruşturma, 7 gazeteciye 5 yıl 9 ay 15 gün ceza, 848 gün adli para cezası verildiği, 11 yayın yasağı, 164 sosyal medya içeriği ve 268 habere erişim engeli getirildiği yer aldı.
TUTUKLU GAZETECİLERİN LİSTESİ
“Abdurrahman Gök–Mezopotamya Ajansı Editörü, Ahmet Metin Sekizkardeş-Zaman gazetesi, Ahmet Uzan-Sabah Egeli Gazetesi Haber Müdürü, Ali Aşikar-Azadiya Welat Gazetesi, Ali Ünal-Zaman Gazetesi Köşe Yazarı, Aytekin Gezici-Gazeteci-Yazar, Baran Karadag – Azadiya Welat Gazetesi çalışanı, Barış Pehlivan – Gazeteci, Batuhan Çolak – Aykırı haber internet sitesinin Genel Yayın Yönetmeni, Celalettin Can – Yazar, Cengiz Doğan – Mavi ve Kent Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni, Çetin Çiftçi – Bugün Gazetesi Parlamento Muhabiri, Derya Ren – JINNEWS Muhabiri, Devrim Ayık – Özgür Halk Dergisi Çalışanı, Dicle Müftüoğlu – Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eşbaşkanı, Dilan Oynaş – Azadiya Welat Gazetesi Çalışanı, Elif Ersoy – Yürüyüş Dergisi Yazı İşleri Sorumlusu, Eray Gözütok – Atılım gazetesi dağıtımcısı, Ercan Gün – Fox TV Haber Müdürü, Erdal Süsem – Eylül Dergisi Editörü, Erol Zavar – Odak Dergisi Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü, Ferhat Çiftçi – Azadiya Welat Gazetesi Antep Temsilcisi, Fırat Can Arslan – Mezopotamya Ajansı (MA) Muhabiri, Furkan Güngör – Haber Report Yöneticisi, Gültekin Avcı – Bugün Gazetesi Köşe Yazarı, Hamdullah Bayram – Yeni Yaşam Gazetesi Çalışanı, Hasan Taşar – TRT Ankara Muhabiri, Hatice Duman – Atılım Gazetesi Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü, Hüdaverdi Yıldırım – Can Erzincan TV Haber Editörü, İbrahim Karakaş – Yeni Yaşam Gazetesi Çalışanı, İsmail Çoban – Azadiya Welat Gazetesi eski Yazı İşleri Müdürü, Kadir Koç – Gazeteci, Kenan Karavil – Radyo Dünya Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Baransu – Taraf Gazetesi Yazarı, Mehmet Şah Oruç – Gazeteci, Mehmet Gündem – Gazeteci, Melih Gasgar – Cihan Haber Ajansı Balıkesir Muhabiri, Merdan Yanardağ – TELE1 Genel Yayın Yönetmeni, Miktat Algül – Mezitli FM Genel Yayın Yönetmeni, Mikail Barut – Gazeteci, Murat Çapan – Nokta Dergisi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü, Murat Verim – Gazeteci, Mustafa Gök – Ekmek ve Adalet Dergisi Ankara Temsilcisi, Mustafa Ünal – Zaman Gazetesi, Nadiye Gürbüz – ETHA Editörü, Osman Çalık – Samanyolu Haber Radyo Yayın Yönetmeni, Özden Kınık – TRT çalışanı, Özlem Seyhan – Gazeteci, Recai Morkoç – Cihan Haber Ajansı Antalya Bölge Bürosu Editörü, Remzi Akkaya – Kameraman, Rıfat Söylemez – Adana Haber Gazetesi Sahibi, Sami Tunca – Mücadele Birliği Dergisi Yazı İşleri Müdürü, Sedat Yılmaz – Mezopotamya Ajansı Editör, Semih Elitaş – Azadiya Welat Gazetesi Çalışanı, Serkan Sedat Güray – Burç FM Program Yapımcısı, Sertan Önal – Halkın Günlüğü Gazetesi, Sibel Mustafaoglu – Azadiya Welat Gazetesi Çalışanı, Süha Çardaklı – Ajans Muhbir Yöneticisi, Taner Talaş – Gazeteci, Turgut Usul – TRT Muhabiri, Tülay Canpolat – Sabah Gazetesi Ankara Muhabiri, Zafer Özcan – Bugün Gazetesi Ekonomi Editörü, Ziya Ataman – Dicle Haber Ajansı (DİHA) Muhabiri.”
Ve ikinci amma çok çok milliyetçi haber..
**Tutuklu Türk Milliyetçisi Gazeteciler Süha Çardaklı ve Batuhan Çolak’ın Saçları Kazındı..
Sığınmacılara ilişkin haber yaptıkları için hukuksuz bir şekilde tutuklanan Türk milliyetçisi gazeteciler Süha Çardaklı ve Batuhan Çolak’ın saçları kazındı.
Cumhuriyet’e konuşan Batuhan Çolak’ın avukatı Ömer Furkan Dağ, “Kişilerin alışılmışın dışında bir saçı yoksa ya da toplum sağlığını tehdit eden bir durum yoksa böyle bir uygulama yapılamaz. Bu insan haklarına aykırı bir durum. Aynı zamanda ülkemizdeki kanunlar da da bunu yasaklıyor. Bu ‘rutin’ bir uygulama haline gelemez. Batuhan ve Süha’nın saçları da alışılmışın dışında ya da toplum sağlığına olumsuz etki edecek bir saç değildi. Tutuklanmanın getirdiği şokla saç kesimi yapılırken neden diye soramamışlar.
Operasyon düzenlenen 27 kişi içerisinde en bilinir kişiler olan Batuhan ve Süha için böyle bir uygulama yapılmış olması hukuki olarak ilerleyen bir süreç değil. Hükumetin sığınmacı sevdasının sonuçlarından başka bir şey değil. Burada bir gözdağı verilmek isteniyor” dedi.
Bugün medyada yer alan tutuklu iki gazetecinin cezaevinde saçlarının rıza dışı kesilmesi olayıyla ilgili 27.09.2023 tarihinde @ctekurumsal ve @ankaracbs ‘na yazılı olarak başvuru yapılmış olup süreç titizlikle takip edilmektedir. pic.twitter.com/ZGHv4PugzM
İşte budur bugün başta gazeteciler olmak üzere toplumun büyük bir kesiminin neden bunları yaşadığı. Yani sen dün yaşananlara Kürtçü, Solcu, Anarşist, Ulusalcı deyip görmezden gelirsen yaşananları sıranın sarı öküze yani benden daha çok Milliyetçi olan sana gelir, gelmekle kalmadı saçlarını bile kazıttır, yine de ‘geçmiş olsun, sen olmasan da, biz hep yanındayız bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın dese de insanlığın’ dediğim sevgili meslektaşım..
YORUMLAR