Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Özgür Özel “12 Eylül. Kanlı, faşist bir darbenin 46’ncı yılındayız”

Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın tutuklanması ve yönetimin el değiştirmesinin

Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın tutuklanması ve yönetimin el değiştirmesinin ardından YENİ Parti sokağa indi. Özgür Özel’in çağrısıyla Üsküdar İskele Meydanı’nda bir araya gelen binlerce vatandaş, “Karar Milletindir” mitinginde buluştu.

Üsküdar’da seçilmiş Belediye Başkanı Dedetaş’ın tutuklanıp görevden uzaklaştırılmasının ardından tartışmalar sürerken YENİ Parti, Üsküdar İskele Meydanı’nda “Karar Milletindir, Üsküdar Milletindir” mitingi düzenledi.

YENİ Parti'den Üsküdar'da 'Karar Milletindir' mitingi - Resim : 1

ÖZGÜR ÖZEL KONUŞTU

YENİ Parti lideri Özgür Özel, saat 19.40’ta parti otobüsünün üzerine çıkarak vatandaşları selamladı. Özel, konuşmasına Grup Yorum’un “Açlığın Yürüyüşü Büyüyor” şarkısından dizelerle başladı.

Özel’in açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

“ÜSKÜDAR’DAN TÜM DARBECİLERE MEYDAN OKUYORUZ”

“Bu meydan herhangi bir meydan değildir. Bu meydan tarihin doğru tarafında duranların meydandır. Bu meydan zulme direnenlerin, irade hırsızlığına karşı iradesini savunanların, seçtiklerinin arkasında duranların, iftiracılara inat arkadaşlarını, dostlarını satmayanların meydanıdır. Bu meydana güç verenlere, ses verenlere, nefes olanlara selam olsun. Bu meydandan, halktan, milletten değil de iktidardan ve yargısından meşruiyet arayanlara yazıklar olsun. Değerli Üsküdarlılar, değerli Üsküdar’ın güzel insanları, YENİ Parti olarak tüm darbelere karşıyız. Tüm darbelere karşı olduk, olmaya devam edeceğiz. Bana yapılınca ‘kötü’, başkasına yapılınca ‘iyi’ diyenlerden olmadık. Hiçbir darbenin arkasında durmadık. Hiç sevmediğimize de yapılsa sandığa saygıdan, millete saygıdan tüm darbelere karşı çıktık; çıkmaya devam edeceğiz. Bugün, 12 Eylül. Kanlı, faşist bir darbenin 46’ncı yılındayız. 12 Eylül’ü yapanlara da 15 Temmuz’u yapanlara da 19 Mart’ı yapanlara da 21 Mayıs’ı yapanlara da yazıklar olsun. Yöntem değişiyor, isim değişiyor, asker değişiyor ama asıl mesele hiç değişmiyor. Millet seçiyor, birileri milletin yerine karar vermeye, birileri milletin seçtiğine değil de kendi istediğine karar vermeye, birileri sandığa hükmetmeye, sandıkta verilen kararı çeşitli zorlarla değiştirmeye karar veriyor. Buradan, Üsküdar’dan bütün darbecilere meydan okuyoruz. Amasya Tamimi’nden beri, Gazi Mustafa Kemal’in kurduğu Meclis’in duvarına nakş ettiği gibi ‘Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir.’ Milletin egemenliğini yok sayanlara, milletin rızasıyla alamadığı bir ilçeyi alabilmek için milletin seçtiği pırıl pırıl insanlara iftira atanlara, bir Cumhuriyet kadınını, Sinem Dedetaş’ı haksız yere tutuklayanlara, hepsine bugün buradan söyleyecek sözümüz var. Üsküdar’ın söyleyeceği söz var. Günü gelince bu milletin, bu darbecilerle görecek hesabı var.”

“‘ERDOĞAN’IN İLÇESİ’ DENİLEN YERDE HELAL OYLA SEÇİMİ KAZANDIK”

“Değer Üsküdarlılar bu güzel ilçenizi 35 yıl hiç kazanamadık. Ama hiçbir zaman sizi, Üsküdar’ı, Üsküdarlıları suçlamadık. Hiçbir zaman sandıkta kazanamadığımız bir belediyeyi baskıyla, tehditle, hileyle ele geçirmeye çalışmadık. Üsküdar’ın gönlüne girmek için sabırla çalıştık, doğruyu aradık, Sinem Dedetaş’ı aday gösterdik. Üsküdar, bu güzel Üsküdar karar verdi. Sinem Dedetaş’a 157 bin kişi oy verdi burada, 157 bin kişi. Sinem Dedetaş’ın aldığı oy aşağıda ellerde. Rakibi Hilmi Türkmen’e verilen oy 133 bin. 157 bin orada, 137 bin burada. Şimdi Sinem Dedetaş cezaevinde, seçimi kaybedenler belediyede başkanlık makamında. Yazıklar olsun. Millet istedi, biz ‘Erdoğan’ın ilçesi’ denilen, ‘Erdoğan’ın kalesi’ denilen, ‘Erdoğan için en önemli’ denilen yerde bir Cumhuriyet kadınıyla Üsküdar’ın tertemiz kararıyla ve helal oylarıyla bu seçimi kazandık. Şimdi buradan Erdoğan’a sesleniyorum. Bu mu senin demokratlığın, bu mu senin cesaretin, bu mu senin gücün? Yazıklar olsun. Ey Erdoğan, duyuyor musun? Üsküdar’ı duyuyor musun? Sandığı duymadın, meydanı duyuyor musun? Sana sesleniyor Üsküdar.”

“SİNEM DEDETAŞ BAŞKANIMIZA İFTİRA ATILDI”

“Değerli Üsküdarlılar, şimdi aslında sizin bildiğiniz, bizim bildiğimiz her birimizin en derinden yaşadığı, tanık olduğu bu süreci dosta bir daha hatırlatmak, dost olmayanın utanacağını değilse de milletin gözü önünde teşhir olmasının önemine inanarak yaşananları bir kısa hatırlatmak isterim. Burada yaşanan milli irade hırsızlığını, bu belki de yılın en güzel günlerinden birinde Türkiye’nin, dünyanın en güzel şehirlerinden birinin, en güzel ilçelerinden birinde burada tarih önünde bir kez daha kayda geçirmek isterim. Valilik ve adliye koridorlarında yaşanan kumpas, dünya siyaset tarihinde ve dünya hukuk tarihinde görülmemiş bir rezalettir. Önce sizin seçtiğiniz, kararı sizin verdiğiniz belediye başkanımız Sinem Dedetaş‘ı haksız, hukuksuz, ispatsız, mesnetsiz bir şekilde sadece tutuklayabilmek için iftiralar attılar, gözaltına aldılar, haksız bir tutukluluk yaptılar.”

“ÜÇÜNCÜ TURDA BÜYÜK BİR İHANET GÖRDÜK”

“Ardından 5 Ağustos günü apar topar belediye başkanvekililiği seçimine giriştiler. Birinci tur tamam, ikinci tur tamam, üçüncü turda bir büyük ihaneti gördük. Bir büyük ihanetle o gün belediye meclis üyesi olarak güya bizimle birlikte olan, bizim listelerimizden seçilmiş olan dört kişinin tavır değiştirdiğini gördük. Aslında daha fazlasını, altıyı hedeflemişlerdi. Onun için o kumpası kurmuşlardı. O oyun o gün için tutmadı, yarıda kaldı. Gösterdiğimiz belediye başkanvekilimiz seçildi partimizin oylarıyla, son turda seçildi. Ancak kötülük durmadı. Ne yaptıklarını biliyorlardı, daha fazlasına hazırlandılar. Bitmiş bir oylamaya itiraz edip sonucu bu kadar net olan bir seçimde , bu kadar açık olan bir seçimde buldukları bir mahkemeye, Üsküdar Belediye Başkanvekili seçimini iptal ettirdiler ve yeniden bir seçim kararı aldılar. Bu kez seçim 5 Eylül günü yapılacaktı ancak bu tasarlama, bir yerlerde öyle hazırlanmıştı ki seçimin yapılmasından üç gün önce, önce üç belediye meclis üyemizi gözaltına aldılar. Dört gün gözaltı süresi var, o dakika seçimi iptal ettirip valinin yetkisinde en erken üç, en çok 10 gün varken üçüncü gün sabaha gözaltındakiler oy kullanamayacağı bir saate, güne apar topar seçimi koydular. O gün grubumuz meclise gitmeyerek, çoğunluğu sağlatmayıp seçimi Salı gününe bıraktığında bu kez o üç arkadaşımızdan ikisini tutuklayarak sırf seçimde oy kullanmasınlar diye özgürlüklerinden alıp cezaevine koydular.”

“İSTANBUL VALİSİ, BAK NE YAPMIŞSIN”

“Bu süreçte dört, daha önceki seçimde çeşitli yöntemlerle devşirdikleri kişiyi partilerine geçirip, iki tutukluyu içeride tutup seçimin yapılacağı gün içinde şöyle bir karar aldılar, İstanbul Valisi diyor ya hiç utanmadan, sıkılmadan eleştirilere ‘Ben ne yapmışım?’ diyor. Bak ne yapmışsın? İçeride belediye meclis üyeleri pazara kadar duracak diye cumartesiye seçim koymuşsun. YENİ Parti İl Başkanı Özgür Çelik, partisinin hakkını ve hukukunu, Dedetaş’ın hakkını ve hukukunu, Üsküdar’ın hakkını ve hukukunu savunamasın diye ‘Grubu bulunmayan parti, belediye binasına giremez’ diye yazı yazmışsın. Sonra biz buna karşı aslanlar gibi parti disiplini içinde, görev bilinci içinde duran üç arkadaşımıza grup kurdurmuşuz başkan ve parti seçimlere girebilsin diye. O İstanbul Valisi yeni yazı yazmış, ‘Hiçbir parti girmeyecek’ diye. Bir de soruyor İstanbul Valisi; ‘Ben ne yapmışım?’ Ne yapacaktın? AK Parti’nin ampul bayrağı ile İstanbul’da şehir turu mu atacaktın? Yazıklar olsun. Seni ‘devletin valisi’ diye o makamlarda oturup da hükümetin valisi olana, AK Parti’nin il başkanından çok AK Parti’ye çalışan valiye yazıklar olsun. Türkiye’de görevini devlete sadakatle yapan kaymakamlara, valilere sözüm yok. Ama gün gelecek devran değişecek. Keser dönecek, sap dönecek. O gün AK Parti’nin il başkanlığını yapanlar hesap verecek.”

“ÜSKÜDAR HER ŞEYİ BİLİYOR”

“Tarihe utançla geçecek bir iş yaptılar. Dört transfer, iki tutuklamayla yaptırdıkları oylamada ‘Seçim kazandık’ diye övündüler. Şimdi Üsküdar’ın güzel insanlarının şahitliğinde şunu söylüyoruz. Birçok şey konuşuldu, bunların hepsini satır satır yazdık. Gittik, adliyeye suç duyurusunda bulunduk. Buradan Üsküdar’da AK Parti’ye, MHP’ye oy vermiş ama ‘Yalandan korkarım, haramdan korkarım’ diyen kim varsa ona söylüyorum tarih önünde. Ahmet Başbaydar, ‘Terör örgütü üyeliğinden ceza alan, 15 yıldır İngiltere’de olan oğlumu getirme sözü verdi Adalet Bakanlığı’ diye 40 kişinin önünde itirafta bulundu. Cumhuriyet Başsavcılığı, eğer adının başındaki ‘Cumhuriyet’ adını hak edeceksen Ahmet Başbaydar’ı çağıracaksın, oğlunun durumuna bakacaksın, 40 kişinin şahitliğini dinleyeceksin, görevini öyle yapacaksın. Hüseyin Kazan, ‘Oğlum tutuklu. iyi halden yararlandırmıyorlar, hapisten çıkamıyor’ derken 5 Ağustos’ta içeride, eylüle gelince dışarıda. Bunu da yazdık suç duyurusunda. Bunu da çağıracaksın, sonuna kadar araştıracaksın, bu milletin karşısına ondan sonra çıkacaksın. Ayhan Aydın… Ben kime ne anlatıyorum? Üsküdar her şeyi biliyor, her şeyi. Belediye meclis Üyesi Ayhan Aydın, arkadaşımızı arıyor, telefonda ağlayarak, ‘Savcı tutuklamayla tehdit etti. ‘Amine Cansu Çelik’i aldık, tutukladık. Seni de alır, koyarız’ dedi. Hasta, engelli çocuğum var, engelli eşim var. Ben ne yapayım?’ diyor. Ertesi sabah savcı çağırıp soruyor. ‘O gün kafam çok karışıktı, ne dediğini bilmiyorum’ diyor. Bunlar altyazıya ‘İddiaları kabul etmedi’ diye yazıyorlar. Tahsin Usta, ailesinin reddettiği Tahsin Usta. Hani herkesin bazına bakıyorsunuz ya. Birinci, ikinci, üçüncü derece yakınına bakıyorsunuz ya. Buradan oraya baz çıksa ‘Eşleşti’ diyorsunuz ya. Eşleştirin bakalım Tahsin Usta’yı kimlerle, nelerle. Haydi bakalım, haydi bakalım.

Onur Bayav, çalıştığı iş yerinin sahibi iki gün önce savcılığa çağrılan, o gece bile kendisi savcılar tarafından aranan Onur Bayav, tutumunu değiştirdi, partisini, Üsküdar’ı, iradesini çok tartışılacak bir şekilde, hiç beklenmedik bir şekilde fesata uğrattı, Üsküdar’ın verdiği emaneti ihanet etti. Buradan yaptığımız suç duyurusunu sonuna kadar takip edeceğiz. Ya bunlardan hesap sorulacak, ya gün gelecek millet yetkiyi verecek, bunlardan hesabı millet sorduracak. 5 Ağustos’ta kazandığımız seçimden sonra yedi belediye meclis üyemiz, ki bunlardan biri seçimi yönetecek olan meclis başkanvekilimizdi, ‘Avukatsız gel’ diyerek adliyeye çağrılmıştı. Savcı yargıdır, önüne iş gelirse yapar. Kazanılmış bir seçimden sonra yapılacak bir seçime doğru yedi belediye meclis üyesini savcılığa çağırıp konuşmak, onlara telkinde bulunmak, tehditte bulunmak tamamen yargı erkinin yürütmenin emrine ve Üsküdar Belediyesi’ndeki görevdeki kişilerin aleyhine siyasete alet edilmesidir. Bunun talimatını veren de aracılık eden de uygulayan da anayasal suç işlemiştir. Bunu yapanların bu dünyada da öbür dünyada da iki elimiz yakasındadır. And olsun.”

“SİNEM DEDETAŞ’I SAYGIYLA SELAMLIYORUM”

“Buradan, bu güzel meydandan sizin oylarınızla seçilmiş olan Sinem Dedetaş’ı saygıyla selamlıyorum. Dört yaşındaki kızından koparılan, beynine pıhtı atan babası yoğun bakımda yatan, ama iradesini satmayan Amine Cansu Çelik’i saygıyla selamlıyorum. Vaktiyle AK Parti’nin kuruluşunda emeği olan, yayın organlarının kuruluşunda emeği olan ama hileyi, vesiseyi, haksızlığı, haramı görüp isyan eden ve tarihin doğru tarafında duran Ekrem Baki’yi saygıyla selamlıyorum. Ne teklifler ne tehditler… Bunlara boyun eğmeyen, aslan gibi duran, beni burada karşılarken kendilerinin her birinin gözünde cesareti gördüğüm belediye meclis üyelerimizin önünde saygıyla eğiliyorum. Belediye meclis üyelerimiz tüm zorluklara rağmen tarihin doğru tarafında durmuş, kendilerini, ailelerini, partimizi utandırmamış, bizi Üsküdar’a mahcup etmemiş ve kendileri ayrı ayrı tarihe geçmişlerdir. Bugünler gelir, gider. Sel gider, kum kalır. Ama Allah’a şükürler olsun ki bizim yanımızda ‘AK Parti’ye geçeceğime onurumla hapis yatarım’ diyen Sinem gibi yoldaşlarımız var. İzmit’te Fatma Kaplan Hürriyet var. Anadolu yakasındayız, tanıdığıma ve tanıdığım güne şükrettiğim Onursal Adıgüzel kardeşim var, aslanlar gibi duran. Ve bir oyununuzu Sinem’e verirken bir oyunuzu ona verdiğiniz, Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu var. Bizim yanımızda bu dostlarımız, bu kardeşlerimiz, bu evlatlarımız varken; onların yanlarında ise bir taksimat yaptık AK Parti ile artık. Bizim yanımızda bu kahraman, bu cesur, bu onurlu insanlar; onların yanında ise korkudan tir tir titreyen, Tuzla’daki ismine layık olamayan Eren Aliler var. Soy ismini hak etmeyen, taşıyamayan Çekmeköy’deki Orhan Çerkez var. Beykoz’un hiç özlemeyeceği, ilk seçimde def edeceği Beykoz’un iradesini satan, Beykoz’un seçimden sonra hiç özlemeyeceği Özlem var. Onların yanında yaşına – başına güvenip Şile’yi emanet ettiğimiz, partisini ve Şile’yi satan Sacit Terzi var. Bize Sinemler, bize Ekremler, Ekrem İmamoğluları, Ekrem Bakiler, Amine Cansu Çelikler yeter. Hainleri, satılmışları tepe tepe kullansınlar. Tepe tepe.”

“ÜSKÜDAR SENİN DEĞİL, MİLLETİN KALESİDİR”

“Buradan, Üsküdar’dan madem ki ilçen ya, madem ki kalen ya. Ama sakın şunu unutma, sen istediğin kadar iradesine kapkaç yap, iradesini çalmaya çalış, Üsküdar o hesapları bozdu. Üsküdar bundan sonra ne senin, ne partinin kalesidir. Üsküdar milletin kalesidir. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. Daha önce bunu yaptık bakın ne çıktı. Aydın’da topuklayan birisi AK Parti’ye katılmıştı. Bir gece mitinginde Erdoğan’a çağrıda bulundum aynı böyle. Duymadı. Hiç oralı olmadı. Ama geçen hafta gördünüz, Aydın’ın seçim anketi yayınlandı. Geçmişte rekor oylarla seçilen, sonra Aziz İhsan Aktaş kumpası tehdidi ile AK Parti’ye devşirilen, topuklayıp kaçan, milletin gözünden düşmüş, gönlünden düşmüş yerlerde sürünüyor. YENİ Parti Aydın’da tek başına yüzde 50. Muhalefet, Aydın’da yüzde 65. ‘Kararsızım, oy kullanmayacağım’ yüzde 17. Geriye kalan yüzde 18 topuklayan efenin cilvesi. Haydi bakalım, haydi bakalım. Şimdi buradan Erdoğan’a sesleniyorum. Burası Üsküdar. Ben Üsküdar’a, ben Sinem Başkan’a, millete güveniyorum. Kendine güveniyorsan çık karşımıza, yenileyelim seçimleri. Belediye meclisinden adam satın alarak tehditle, şantajla, yargı gücüyle bir ilçeyi alıyorsan o bir seçim başarısı değil, tükenmişliğin itirafıdır. Kendine güvenen karşımıza çıksın.”

Dün Rize’ye, güzel Rize’ye gitmiş. Güneysu’da otobüsün camının içinde şöyle sesleniyor. Diyor ki, ‘İnşallah yaklaşan seçimleri atlatacağız.’ Seçim, atlatılacak bir şey değildir. Hastalık atlatılır, kriz atlatılır, tehlike atlatılır, kaza atlatılır. Seçim atlatılmaz, seçim atlatılmaz. Atlatamayacaksın. Yaklaşan seçimi bir kriz olarak gören, bir tehlike olarak gören, atlatmak için kendince dua edene diyorum ki, ‘Emekli açlığı atlatmadan, sen o seçimi atlatamayacaksın. Gençlerin ve ailelerinin gelecek kaygısı atlatılamıyorsa, vallahi de atlatamayacaksın billahi de atlatamayacaksın. O seçimden kaçamayacaksın.’

“BİZ O SANDIĞA VARIRIZ, O SEÇİMİ ALIRIZ”

“Buradan bir sözüm de tüm hastalığıma, yorgunluğuma rağmen dimdik, bütün bir cesaretimle, inancımla ve sizlere teminat vererek söylüyorum. Birileri sosyal medyada bozgunculuk, moral bozukluğu yaratıp aslında önümüzdeki döneme ilişkin mücadele azmini kırmak için türlü oyunlar içinde olabilir. Kimse endişe etmesin. Kimse enseyi karartmasın. Kimse korkmasın. Biz o sandığa varırız, o seçimi alırız. Biz o sandığa varacağız, o seçimi alacağız. Otobüs güzel mi? Teyzeme bir alkış. Teyze demek sen demeksin, kendine de bir alkış. İyi ki varsın sen. İyi ki varsın. Mitinglere biraz ara verince hem sloganların uyumunda hem de benim sesimde birazcık aksama var. Ama Üsküdar duysun. Üsküdar, Türkiye bakın ne kadar kararlı ve ne kadar azimliyiz. Biz o sandığa varırız, o seçimi alırız. Şimdi sıra sizde. Duydun mu Üsküdar? Hepinizi çok seviyoruz, hepinizi.”

“YENİ PARTİ’NİN YENİ DÜZENİ KURULACAK”

“Değerli Üsküdarlılar, 25 yıldır tek başına iktidarda olan parti üç çöküşü birlikte yaşıyor, yaşatıyor. Birincisi, siyasi olarak çökmüştür. İkincisi, ahlaki olarak çökmüştür. Üçüncüsü, memleketi ekonomik olarak çökertmiştir, bitirmiştir. Siyasi olarak çökmüştür. çünkü artık arkasında milletin desteği yoktur. Artık iktidar değişikliği zamanlama meselesidir. Siyasi olarak çökmüştür. Çünkü bir ilçe belediyesini hile ile ele geçirmeye tenezzül edecek kadar güçsüzdür, güvensizdir. Ahlaki olarak çökmüştür. Çünkü seçilmişleri tehdit ederek, menfaat teklif ederek yanına çekmeye tenezzül edecek kadar küçülmüştür. Emeklisine 23 bin lira, asgari ücretlisine 28 bin lira verip; açlık sınırının 37 bin lira, yoksulluk sınırının 122 bin lira olduğu bir ülkede seçim sandığına giderken her türlü hileyi, her türlü hurdayı göze aldığını gösterip güya sizi, bizi yıldırmaya, milleti korkutmaya, iradesine yön vermeye çalışmaktadır. Buradan açıkça söylüyorum: Erdoğan ve AK Parti siyaseti tam bu kadar, arkamızdaki 15 Temmuz Köprüsü’nün gerçekliği kadar tükenmiştir. Bu köprünün 30 yıllık gelirini satıp seçim kazanmaya hedef koyan, seçimi kazanmak için para arayan, onun için bu köprünün 30 yıllık gelirini 3 – 5 yıllık peşini bir kerede verene veren, daha doğmamış çocuğun hakkını 30 yıl sonradan alan bugün siyasetine kaynak arayan bir iktidarın ayakta kalması mümkün değildir. Andolsun ki 59 liraya geçirilen köprüyü satıp 250 lira geçiş yaptırmayı kafaya koyanlara; bunun parasını İngiliz’e, Fransız’a teklif edenlere, karşılığında bir beş yıl daha diyenlere andolsun ki AK Parti’nin kara düzeni yıkılacak ve YENİ Parti’nin yeni düzeni kurulacaktır.”

“BİZ ESKİMİŞ, ÇÜRÜMÜŞ, KÖHNE SİYASETİ GERİDE BIRAKTIK”

“Eski siyasetin pili bitmiştir. Biz eskimiş, çürümüş, köhnemiş siyaseti geride bıraktık. Milletin desteğiyle yeni bir yola çıktık. Yeni bir parti kurduk. YENİ Parti’nin kuruluş talimatı millettendir, sizdendir. YENİ Parti’nin adını koyan sizsiniz, YENİ Parti’nin bütçesini yapan sizlersiniz. YENİ Parti, Türkiye’nin yeni partisidir. YENİ Parti, Türkiye’nin yeni umududur. Eski siyaset ‘Ben kazanayım’ der, yeni siyaset ‘Millet kazansın’ der. Eski siyaset ’Devlet benim’ diyor, yeni siyaset ‘Devlet milletindir’ diyor. Eski siyaset ‘Ben gidersem ülke biter’ diyor. Ama yeni siyaset ‘Sen gidersin, Türkiye kalır, parti gider, millet kalır. İktidar değişir, Cumhuriyet kalır’ diyor. Üsküdar, ‘İktidar, iktidar’ diye sesini İstanbul’a duyuran Üsküdar, ilk sandık geldiğinde Üsküdar’ın kararını yine Üsküdarlılar verecek. İstanbul’un kararını İstanbul verecek. Türkiye’nin kararını bu millet verecek. Ve o sandığın başında hiç kimsenin gölgesi olmayacak. Ne valinin ne savcının ne bakanın ne sarayın. Söz milletin olacak. Onlar Üsküdar’ı bir belediye binasından ibaret sandılar. Oysa Üsküdar haysiyet demektir. Üsküdar edep demektir. Üsküdar hüsnüniyet demektir. Üsküdar zerafet demektir. Üsküdar, masumiyet demektir. Üsküdar, cesaret demektir. O yüzden Üsküdar’ın ne olduğunu, Üsküdar’ı güya çok eski tanıyıp, şimdilerde unutanlara Üsküdar hatırlatacak. Şu kadarını söyleyeyim, ne olursa olsun bütün kararlılığımızla mücadeleyi sürdüreceğiz. Üsküdar’a, Üsküdar’ın o en uzakta, en tepede, en ırakta olup belki de en çaresiz olanına sesleniyorum. Sandığa kadar sabır, ondan sonra selamet. Sandığa kadar sabır, sandıktan sonrası selamet.”

“AYRILIKTA AZAP, BİRLİKTELİKTE RAHMET VARDIR”

“Herkes şunu bilsin ki biz YENİ Parti’yi, ‘Partimizi elimizden aldılar. Bir partimiz olsun’ diye kurmadık. Biz YENİ Parti’yi iktidar olsun diye kurduk. Üsküdar’a müjdelerim ki eskiler, eskinin sahibi Erdoğan, eskiler, eskiler, onlar yolun sonundalar; yeniler, biz daha yolun başındayız. Artık saflar netleşmiştir. Yapılacak seçim, demokratlarla otokratlar arasındadır; Türkiye İttifakı ile darbe ittifakı arasındadır. Butlancılar ve darbeciler, otokratların safındadır. Arkadaşına atılan iftiralar üzerinden onlara prim vererek, partinin içinde iktidar arayanlar, Türkiye’nin muhalefeti olmaya razı olanlar; oyun bozulmuştur, yeni kurulmuştur. Asla yenilmeyeceğiz. Biz kazanacağız, biz kazanacağız. Üsküdar’dan, ruhu Üsküdar gibi olan ve bizi Türkiye’nin dört bir yanında şimdi dinleyenlere şunu müjdelemek isterim. Artık bütün demokratların birleşme vakti gelmiştir. Üsküdar iyi bilir; ayrılıkta azap, birliktelikte rahmet vardır. Bugün 19 Mart darbesinden sonra İstanbul’da 55’inci kez biz bir otobüsün üstündeyiz, siz de Türkiye’nin yüreğindesiniz. ‘Biz’ derken biz, hepimiz korkuya karşı umudun mücadelesini veriyoruz. Eskiye karşı yeninin mücadelesini veriyoruz. Sonu ne olursa olsun bu yolda kararlılıkla yürüdük, yürüyeceğiz. ‘Yaşasın demokrasi’ diyoruz. ‘Yaşasın Cumhuriyet’ diyoruz. ‘Yaşasın Türkiye’ diyoruz. Bu meydan yepyeni bir iktidarın, Cumhuriyet iktidarının, Atatürkçülerin, milliyetçilerin; bu meydan devletini sevenlerin, özgürlüğünden taviz vermeyenlerin; bu meydan zalimlere direnenlerin meydandır. ‘Kur’ dediniz, kurduk. Adını koydunuz. Otobüsünü aldınız, yola koyulduk. Bu iktidar yolunda durmadan, yorulmadan yürümeyi var mıyız? O zaman yolumuz açık olsun, yolunuz açık olsun. Kötülük bir kenarda dursun. Biz hep birlikte başaracağız. Hadi o zaman yürüyelim arkadaşlar.”

SİNEM DEDETAŞ’IN MEKTUBU OKUNDU

Tekirdağ Karatepe Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan seçilmiş Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş da cezaevinden gönderdiği mektupla meydandaki yurttaşlara seslendi.

Dedetaş’ın mektubu YENİ Parti Kurucu Üsküdar İl Başkanı tarafından kürsüden okundu.

Dedetaş, belediye yönetiminin el değiştirmesine ilişkin süreci eleştirerek, “Hakkıyla alınmış bir seçim olsa tebrik ederdim ama ne mümkün! Siyasi nezaket devrede olsa teşekkür ederdim ama ne mümkün! Millî iradeye saygı gösterilmiş olsa gurur duyardım ama ne mümkün!” ifadelerini kullandı.

Anayasa’nın “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” hükmüne dikkat çeken Dedetaş, “Yani yargı da idare de gücünü doğrudan sizlerden alır, almalıdır. Ancak bugün sandıkta kazanamayanlar, halkın ortak iradesini gölgelemek istiyor” dedi.