Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Kürt meselesinde bir arpa boyu yol gidilmedi…

Raporun en anlamlı sonucu “Komisyon tarafından, şerhler ve ret oyları

Raporun en anlamlı sonucu “Komisyon tarafından, şerhler ve ret oyları ile kabul edilen raporun en anlamlı ve etkili sonucu, Kürt meselesinde bir arpa boyu yol gidilmediğinin kayda geçirilmesi ve Kürt siyasi hareketi ile ülkede demokrasi ve özgürlük isteyen kesimlerin birlikte politik mücadeleye tüm güçleriyle sarılması gerektiği oldu.”

 Ahmet Yaşaroğlu yazdı

Komisyon tarafından, şerhler ve ret oyları ile kabul edilen raporun en anlamlı ve etkili sonucu, Kürt meselesinde bir arpa boyu yol gidilmediğinin kayda geçirilmesi ve Kürt siyasi hareketi ile ülkede demokrasi ve özgürlük isteyen kesimlerin birlikte politik mücadeleye tüm güçleriyle sarılması gerektiği oldu. Ama bu durum raporda yer yer başvurulan muğlak, çelişkili, beklenti yaratmaya yönelik ifadelerin her kesimde, kendilerinin doğruluğuna yönelik yorumlarla gündem yapılmasını da engellemeyecektir. Her politik mihrak ve siyasi kesim raporun içeriğini kendi görüşlerinin kanıtlanması olarak kullanacak, ters yönlerde ilerlemesini de sürdürecektir.

DEM Parti rapora şerhler koyarak kabul oyu verdi. Sorunun doğrudan tarafı, görüşmeleri yürüten politik parti olarak sorumluluk taşıması başka türlü davranmasına engeldi. Ama koyduğu şerhlerin anlamı ortadadır ve sıcak silahlı çatışma dışında Kürt sorunu olduğu gibi devam etmektedir. Raporun Kürt meselesinin çözümü olmadığı, mücadelenin devam edeceği DEM Parti’nin açıklamalarında açıkça görülmektedir. CHP de raporun ilk 5 bölümüne ilişkin bilgileri olmadığını söylemektedir. Ama kamuoyunda dile getirdiği görüşler ve kendi raporunda ileri sürdüğü talepler var ve bunların yerine getirilmediği açıkça ortadadır. EMEP ve TİP’in verdiği ret oylarını da dikkate alarak, Kürt sorununun çözümü ve ülkede demokrasi ve özgürlük mücadelesinde kararlılık göstereceklerinin bu vesileyle yeniden ilan edilmesi olarak yorumlayabiliriz.

Yani sorunda bir anlamıyla yeniden başa dönülmüştür ve eğer bir ilerleme sağlanacaksa, bu ilerleme demokrasi, kardeşlik, eşitlik savunucularının ortak mücadelesi ile sağlanacaktır. Rapor ve sonucundaki tartışmalarda AKP ve MHP kendilerini yeniden konsolide etmişlerdir. Zafer Partisi, İYİP gibi partilerin cepheden karşıtlık durumu ortadadır. Onlar ve ulusalcıların bir kesimi ve kendilerine cumhuriyetçi diyen bir kesim eski gerici mevzileri korumaya devam etmişlerdir. 6’lı masa artığı ve diğer muhalefet partileri ise birlikte davranmayı arama peşinde. Açıkçası politik tablo her kesimin pozisyonunu koruduğunu, karşılıklı geliş ve cepheleşmenin sürdüğünü açıkça göstermektedir.

Rapor sonrasında tüm sorumluluk iktidarın sırtına yüklenmiştir. Raporda yan çizmeye açık bolca bahane ve gerekçe var. Ama bunların hiçbiri artık iktidarın bir adım atması gerektiği beklentisini ortadan kaldırmıyor. Atılmayan her adım için geçen süre Saray rejiminin aleyhine gelişiyor. Ama iktidar vatandaşların ramazan duyarlılığını da istismar ederek laik-antilaik kışkırtmasına soyundu ve bu çelişkiyi yeniden körükleme peşine düştü. Bir grup aydının laiklik konusunda yayımladığı bildiri hedefe kondu. Bu bildiriden suç icat etmek ve vatandaşlar arasında ayrım körüklemek bu iktidarın temel icraatları arasında.

Laik, antilaik ayrımını körükleyerek yelkenlerini şişirmek ve iktidara oturmak Saray rejiminin alametifarikalarından birisi olmuştu. Ama bu trajedi ile sonuçlandı. Trajedi ile sonuçlanmasından kasıt işçi ve emekçi halkın içine itildiği açlık ve sefalet çukuru, ülkenin faizle tefecilere, garantili kârlarla vurgunculara, onursuz bir dış politikayla emperyalizme teslim edilmesidir. Şimdi ikinci kez aynı yoldan yürünerek aynı sonuçlara ulaşmak olanaklı değildir. Yürünen yollar, alınan mesafe, ortaya konan pratik halk kitlelerinde küçümsenmemesi gereken bir tecrübe birikimi yaratmıştır.

Kürtlerin en geri kesimlerinin din üzerine yaptığı bazı açıklamaların üzerine atlayan bazı kesimler, Kürt siyasi hareketinin laik ve demokratik niteliğini görmezden gelmekte, onlardaki Kürt antipatisi demokrasinin kurban edilmesine razı olmaya dönüşmektedir. Oysa demokrasi ve eşitlik mücadelesinin laisizmle ortaklaşan pek çok yönü vardır ve halkların ortak mücadelesini güçlendiren bir etkendir. Bitirirken vurgulamak gerekir ki; Türk olsun, Kürt olsun her ulustan ve mezhepten işçi ve emekçi halkı birlikte Saray rejimine karşı mücadele etmeye mahkumdur. Son raporun kanıtladığı temel gerçek de budur.