Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Ordu Ünye’de IV.gr Maden Projesine karşı ortak mücadele çağrısı: “Herkes toprağına sahip çıksın”

Ordu Ünye’de IV.gr Maden Projesine karşı ortak mücadele çağrısı: “Herkes

Ordu Ünye’de IV.gr Maden Projesine karşı ortak mücadele çağrısı: “Herkes toprağına sahip çıksın”

Haber: Gençağa KARAFAZLI

(ORDU) – Ordu’nun Ünye İlçesinde  9 köyü kapsayan Bentonit ocağı ÇED başvurusu için 1 Eylül 2026 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığında Çevre İzin Denetim Genel Müdürlüğünde İnceleme Denetleme Komisyonu (İDK) toplantısının duyurusu yapıldı.  ÇED Raporuna karşı itirazlarını dile getiren yöre halkı ve çevre dernekleri bir araya geldi. Toplantıda bölgedeki bugüne kadar gerçekleşen en büyük ÇED alanı başvurusu ve planlanan madencilik faaliyetlerinin doğaya, hayvancılığa ve yaşam alanlarına etkileri ele alınırken, mücadele ve dayanışma çağrısı yapıldı.

Ordu’nun Ünye ilçesinde Ordu Büyükşehir Belediyesi iştiraki şirketi olan ORBEL tarafından yürütülen ve kamuoyunda defalarca gündeme gelen Bentonit ocağı projesi yeniden hayata geçirilmek isteniyor. 6 yıl öncesinde büyük tartışmalarla yapılan sondaj faaliyetleri sonrası, yine ORBEL tarafından 24 hektarlık alan için hazırlanan Proje Tanıtım Dosyası (PTD) ve” ÇED gerekli değildir” kararı uzun mücadeleler ve mahkeme kararı ile iptal edilmişti.

ORBEL ER:3315238 Erişim Numaralı 5691,92 hektarlık ruhsat alanı içerisinde, ÇED alanını 24 hektardan, 240,74 hektar alana büyüterek yeni bir ÇED başvurusunda bulunarak Aralık 2025 tarihinde Halkın katılım toplantısı düzenlemişti.

Toplantıda ORBEL’in tartışmalara konu olan ruhsat sahasında rödevans (madencilik haklarının diğer şirketlere devri) ile birkaç firmaya haklarını verdiği ve belediye iştiraki ve kamu kurumu olarak, bölge halkının kabul etmediği projelerde özel şirketlerin taşeronluğunu yaptığı eleştirilerinin hedefi olmuştu. Yine muhalefet tarafından belediye iştiraki olan bir kamu kuruluşunun, belediye kanununa göre madencilik faaliyeti yapamayacağına dair eleştirilerde kamuoyuna yansımıştı.

Aralık 2025 tarihinde yapılan HKT toplantısında 9 köyü kapsayan 240,74 hektarlık projenin istenmediğine dair köylüler tarafından imzalan dilekçe ve tutanaklar toplantı komisyonuna verilmesine karşılık ÇED raporu için İDK toplantı tarihi 1 Eylül 2026 olarak ilan edildi.

Bu gelişmeler üzerine maden projesine karşı yöre halkı ve çevre dernekleri bir araya geldi. Üçpınar köyünde bir araya gelen  yöre halkı, Ordu Çevre Derneği, Ünye Çevre Platformu ve Fatsa Doğa ve Çevre Derneği temsilcileri bir araya gelerek toplantı yaptı. Toplantıda, bölgedeki çalışmaların doğaya, hayvancılığa ve yaşam alanlarına etkileri ele alınırken, mücadele ve dayanışma çağrısı yapıldı.

ÇED alanı içerisinde bulunan hane, ev ve fındık bahçesi sahipleri ile yakın evlerde yaşayan köylüler topraklarını şirketlere vermeyeceklerini anlamaları için devlet yetkililerine daha ne kadar dilekçe vermeleri ve dava açmaları gerektiğini bilemediklerini ve bu inadın ne olduğunu merak ettiklerini belirttiler. Maden şirketlerine karşı verecekleri bir karış toprakları olmadığını belirten yöre halkı İDK toplantısı ve sürecinde yapılacaklar hakkında görüşlerini belirttiler.

“BİRLİK OLACAĞIZ, BERABER OLACAĞIZ”

Toplantıda söz alan köylüler, mücadelenin genişletilmesi gerektiğini belirterek, köylerde yaşayan vatandaşların sürece ilişkin bilinçlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Muhtarların sürecin önemli aktörlerinden olduğunu, muhtarların şirketlerden yana tavır alması veya sessiz kalması durumunda doğrudan köylülerle itiraz süreçlerini yürüteceklerini ifade ettiler.

“ÜÇPINAR TARİHİN DOĞRU TARAFINDA DURMUŞTUR”

Üçpınar köylüleri ise, Üçpınar’ın geçmişten bugüne sergilediği tutuma dikkat çekerek bölge halkının bugün de mücadelenin doğru tarafında olduğunu söyledi. 1980 Anayasası referandumunda Türkiye genelindeki yüksek “evet” oranına rağmen Üçpınar köyünde yüzde 100 oranında “hayır” oyu kullanıldığını belirten köylüler, bunun dönemin koşullarında jandarma ve asker baskısına rağmen gerçekleştiğini ifade etti.

“Sarı öküzü verdik mi iş biter” diyen köylüler “Birlik olacağız, beraber olacağız. Bu şirketleri bu köye sokmayacağız” ifadelerini kullandı.

Arkeolog ve aktivist Selahattin Aydın ise Toplantıya gösterilen yoğun katılıma da dikkat çekti, özellikle kadınların ve yöre halkının ilgisinin kendisini şaşırttığını belirtti. Maden çalışmalarının bir bölgeye girmesi halinde zamanla diğer alanların da etkilenebileceğini söyleyen Aydın, Akbelen direnişini örnek verdi.

“HERKES TOPRAĞINA SAHİP ÇIKSIN”

Ordu Çevre Derneği Başkanı Ertuğrul Gönül Süreç hakkında bilgi vererek, itirazlar ve yapılabilecekler hakkında bilgi verdi ve herkesin bu dönemde toprağına sahip çıkması gerektiğini yeni kanun ve yönetmelikle önü açılan madencilik faaliyetlerinin her yere göz diktiğini, Perşembe yaylası gibi dünyanın göz bebeği olan bir Dünya Mirası için bile sondaj ve maden projesi yapılabildiğini aksi takdirde Karadeniz gibi bir bölgenin kalmayacağını belirtti.

“HAKLARIMIZ VAR”

Ünye Çevre Platformu Temsilcisi Muammer Bilgiç ise yurttaşların sahip oldukları toprakların ve doğal kaynakların korunması konusunda daha fazla söz sahibi olması gerektiğini ve anayasal haklarını kullanması gerektiğini söyledi.

Su kaynaklarının ve ormanların kamusal değer taşıdığına dikkat çeken Bilgiç, özellikle 2B arazileri konusunda vatandaşların haklarını bilmeleri gerektiğini belirtti.

Şirketlerin vatandaşlara “Burası devletin, kamulaştırırız” şeklinde yaklaşmasının tek başına yeterli olmadığını savunarak, “Herkes toprağına sahip çıksın. Hakkınız var, hukukunuz var” çağrısında bulundu.

“KADINLAR BU FİTİLİ ATEŞLEYECEK”

Ünye Çevre Platformu üyesi Serap Ersöz de maden projelerine karşı yürütülen mücadelede kadınların ve yerel halkın rolüne dikkat çekti. Farklı köylerde maden sahalarını ziyaret ettiklerini belirten Ersöz, bazı bölgelerde halkın yeterince bilinçli olmadığını ancak hemen her köyde maden çalışmalarına karşı itiraz bulunduğunu, bu itirazların bir araya gelmesi gerektiğini söyledi.

Özellikle kadınların gösterdiği tepkinin önemine vurgu yapan Ersöz, bölge halkının mücadelesinin çevre köylere de örnek olduğunu ifade ederek, “Kadınlar, siz bu fitili ateşleyeceksiniz” dedi.

Toplantıda yapılan konuşmalarda, maden çalışmalarının çevreye ve yöre halkının yaşamına etkilerinin takip edilmesi, hukuki ve demokratik itiraz mekanizmalarının kullanılması ve bölge halkının ortak hareket etmesi gerektiği vurgulandı.

“BİRLİK OLACAĞIZ, BERABER OLACAĞIZ”

Toplantıda söz alan Fatsa Doğa ve Çevre Derneği Temsilcisi Alaattin Yılazer, mücadelenin genişletilmesi gerektiğini belirterek, köylerde yaşayan vatandaşların sürece ilişkin bilinçlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Muhtarların sürecin önemli aktörlerinden olduğunu ifade eden Yılazer, muhtarların şirketlerden yana tavır alması veya sessiz kalması durumunda doğrudan köylülere ulaşacaklarını söyledi.

Toplantıya gösterilen yoğun katılıma da dikkat çeken Yılazer, özellikle kadınların ve yöre halkının ilgisinin kendisini şaşırttığını belirtti. Maden çalışmalarının bir bölgeye girmesi halinde zamanla diğer alanların da etkilenebileceğini savunan Yılazer, Akbelen direnişinden örnek verdi.

“Sarı öküzü verdik mi iş biter” diyen Yılazer, “Birlik olacağız, beraber olacağız. Bu adamları bu köye sokmayacağız” ifadelerini kullandı.

“ÜÇPINAR TARİHİN DOĞRU TARAFINDA DURMUŞTUR”

Ünye Çevre Platformu Temsilcisi Muammer Bilgiç ise Üçpınar’ın geçmişten bugüne sergilediği tutuma dikkat çekerek bölge halkının bugün de mücadelenin doğru tarafında olduğunu söyledi.

Bilgiç, 1980 Anayasası referandumunda Türkiye genelindeki yüksek “evet” oranına rağmen Üçpınar köyünde yüzde 100 oranında “hayır” oyu kullanıldığını belirterek, bunun dönemin koşullarında jandarma ve asker baskısına rağmen gerçekleştiğini ifade etti.

“HERKES TOPRAĞINA SAHİP ÇIKSIN”

Arkeolog ve aktivist Selahattin Aydın ise yurttaşların sahip oldukları toprakların ve doğal kaynakların korunması konusunda daha fazla söz sahibi olması gerektiğini söyledi.

Su kaynaklarının ve ormanların kamusal değer taşıdığına dikkat çeken Aydın, özellikle 2B arazileri konusunda vatandaşların haklarını bilmeleri gerektiğini belirtti.

Aydın, şirketlerin vatandaşlara “Burası devletin, kamulaştırırız” şeklinde yaklaşmasının tek başına yeterli olmadığını savunarak, “Herkes toprağına sahip çıksın. Hakkınız var, hukukunuz var” çağrısında bulundu.

“KADINLAR BU FİTİLİ ATEŞLEYECEK”

Ünye Çevre Platformu üyesi Serap Ersöz de maden projelerine karşı yürütülen mücadelede kadınların ve yerel halkın rolüne dikkat çekti. Farklı köylerde maden sahalarını ziyaret ettiklerini belirten Ersöz, bazı bölgelerde halkın yeterince bilinçli olmadığını ancak hemen her köyde maden çalışmalarına karşı çıkan bir grubun bulunduğunu söyledi.

Perşembe Yaylası’ndaki katılımın kendisini şaşırttığını belirten Ersöz, özellikle kadınların gösterdiği tepkinin önemine vurgu yaptı. Ersöz, bölge halkının mücadelesinin çevre köylere de örnek olabileceğini ifade ederek, “Kadınlar, siz bu fitili ateşleyeceksiniz” dedi.

Toplantıda yapılan konuşmalarda, maden arama ve sondaj çalışmalarının çevreye ve yöre halkının yaşamına etkilerinin takip edilmesi, hukuki ve demokratik itiraz mekanizmalarının kullanılması ve bölge halkının ortak hareket etmesi gerektiği vurgulandı.

deneme bonusu