Kafes balık projesine karşı nöbet başlatan Pazar’lı balıkçılar, verilen sözler tutulmazsa seslerini Erdoğan’a duyurmak için Ankara’ya yürüyecek.
Haber:Selda Karafazlı
Görüntü:Gençağa Karafazlı
(RİZE) – Rize’nin Pazar ilçesine bağlı Balıkçılar Köyü sakinleri, sahile kurulması planlanan kafes balık çiftliği projesine karşı başlattığı nöbet eyleminin 7’inci gününde direnişini sürdürüyor.
Pazar ilçesinde, Zelek Limanı açıklarında Kuzuoğlu Grup, Günvak 1 ve Günvak 2 tarafından kurulmak istenen kafes balık çiftliğine karşı Balıkçılar Köyü halkı, Kuzuoğlu Grup tarafından 7 gün önce sabahın erken saatlerinde balıkçıların limanının karşısında sahile gizlice 1 adet kafes yerleştirilmesi ve yeni kafesler getirilmek istenmesine karşı başlattığı nöbet eylemini sürdürüyor.
Yetkililerin projenin iptali için kendilerine verilen sözleri yerine getirmesi çağrısını yineleyen balıkçılar, “Ekmek teknemizi kimseye peşkeş çektirmeyeceğiz. Ya topyekûn 400 haneyi buradan sürecekler ya da İsrail gibi işgal edecekler, bizi kurşuna dizecekler.” diyerek tepkilerini dile getirdi.
Nöbet tutan balıkçı kadınlar ise yetkililerin verdikleri sözleri tutmasını isterken, sözler yerine getirilmezse 20 gün sonra seslerini Cumhurbaşkanı Erdoğan’a duyurmak için Ankara’ya yürüyeceklerini açıkladı.

Nöbet tutan balıkçıların tepkileri şöyle:
“Devletimize güveniyorum. Buna güvenmezsek kime güveneceğiz?
Yetkililerin kendilerini 7 ay oyaladığını vurgulayan kadın balıkçı Hacer Yurtsever , “ Yaklaşık 2 yıldır bununla mücadele ediyoruz. Biz kadınlar limanımıza sahip çıktık, denizimize sahip çıktık. Bize Ekim ayında söz verdiler: “Tamam, bu iş bitti. Daha bu toplantıyı yapmanıza , nöbet tutmanıza gerek yok. Kafesler kurulmayacak.” dediler.Bize bunlar söylendi ve bizi 6-7 ay oyaladılar. Biz de inandık ama aslında hava şartları bozuktu, o yüzden yapılmadı. Hava şartları düzelince Nisan, Mayıs, Haziran derken tekrar bir kafes kurdular. Bakın, kafes şu anda şurada. Şu an bir tane gözüküyor ama oraya eminim ki 60 taneden fazla koyacaklar. Şu an masum görünüyor ama bunun ne kadar tehlikeli bir başlangıç olduğunun habercisi bu.Bunu resmileştirecekler. Vali beyle görüşmedim ama o da namus sözü vermiş. Büyüklerimize, devletimize güveniyorum. Buna güvenmezsek kime güveneceğiz? Bundan sonrasını formalite icabı yapıp sonra kaldıracaklarına söz verdiler. Ben hâlâ inanmak istiyorum. Çünkü güzel sözler verildi, büyük insanlar bundan dönmez diye düşünüyorum”
“En son Ankara’ya yürüyeceğiz Cumhurbaşkanına gideceğiz. Başka çaremiz kalmadı”
Yetkililerin verdiği sözlere inanmadığını söyleyen başka bir kadın yurttaş , “Tabii ki buradayız. Köyümüz için buradayız, denizimiz için buradayız, çocuklarımızın geleceği için buradayız. Çocuklarımız için direneceğiz. Biz yaşlandık ama gelecek nesle güzel bir yer bırakmak istiyoruz.Ama verilen sözler tutulmadı. Artık inanmıyoruz, güvenmiyoruz. Güven kalmadı, inanç kalmadı.Gerekirse buradan yürüyerek Ankara’ya kadar gitmeye hazırız. En son Cumhurbaşkanına gideceğiz. Başka çaremiz kalmadı.Gelecek nesil için ne gerekiyorsa yapacağız. Bize verilen sözler tutulana kadar buradayız. Çoluk çocuk hepimiz buradayız. Bu direnişe devam edeceğiz.Bizi buradan gönderemezler. Bu işten vazgeçecekler, bunu kaldıracaklar. Denizimiz çok değerli” dedi
“Eğer verilen sözler tutulmazsa Ankara’ya gideceğiz”
Başka bir kadın , “ Elimizden alıyorlar, ağzımızdan alıyorlar.Niye böyle yapıyorlar? Gerekirse Ankara’ya kadar gideceğiz. Direneceğiz derken diğer bir kadın yurttaş , “Ben denizimin temiz olmasını istiyorum. Kafesin kurulmasını istemiyorum. Verilen sözlerin tutulmasını istiyorum. Bizi ikna etmeleri lazım. Halkı ikna etsinler ki biz de güvenelim.Çocuklarımız için temiz deniz istiyoruz. Çalışabilecekleri yerler olsun. Eğer sözler tutulmazsa Ankara’ya kadar gideceğiz”
“Sen bu kafesleri doldurduğunda küçük balıkçı nasıl ekmek yiyecek”
Kafesler denizi doldurduğunda ekmek yiyemeyeceğini vurgulayan balıkçı yurttaş , “Verilen sözlere artık kanmayacağız. İkinci, üçüncü kafes bizi tedirgin etti. Zaten burada sahamız kalmadı.Ben bir balıkçı olarak soruyorum: 30-40 tane kafes kurulursa biz nereye gidelim? Nasıl geçinelim? Küçük balıkçı ne yapacak? Sen bu kafesleri doldurduğunda küçük balıkçı nasıl ekmek yiyecek?”

“Top yekün 400 haneyi buradan sürecekler, ya da İsrail gibi işgal edecekler, bizi kurşuna dizecekler”
60 yıldan beri balıkçılıkla geçimini sağlayan Minur Kuru Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslendi , “ 60 yıldan beri de ben balıkçılık yapıyorum. Bizim balıkçı soframızı kaldırıp, yani işgalcasına şirketlere kucak açılmasına biz karşıyız. Ya bu devlet milletten yana mı olacak, yoksa şirketlerden yana mı olacak? Biz, ben vali’ye de güvenmiyorum. Sayın vali’ye de güvenmiyorum. Kaymakama da güvenmiyorum.Kaymakam buradayım dedi. 3 gün önce tayini çıkmış, başka tarafa gitmiş. Var de kim bilsin nereye gidecek. Ondan sonra başka bir vali gelecek. Benim işim değildi diyecek. Buradan kaldırsınlar. Bizim ekmek soframıza mani olmasınlar.Yani ille de yapacaklarsa biz de yaptırmayacağız. Eğer yaptırma yapmaya kalkarlarsa ya bu köylüyü komple, topyekün 400 haneyi buradan sürecekler, ya da İsrail gibi işgal edecekler, bizi kurşuna dizecekler. Başka ne diyeyim? Çok sakinceli bir durum yani.Ya artık ben utanıyorum ya, vallahi billahi utanıyorum ya. Böyle bir haksızlık bu millete yapılır mu ya? Adamın ekmeğini alacaksın ağzından.Zengini daha zengin yapacaksın. Kediye alacaklar da bilmem ne döner olacak diye kimin kimin parasını kime verecek? Ya devletin parasını yani şirkete mi verecek? Yok bilmem. Günvak, günvak 1, gün vak, tamam biz de yardım edelim, elimizden gelen yardımı yapalım. Eğer böyle bir şey vakıflere para ihtiyacı varsa, yani bizim ekmeğimiz alıp yani onlara mı yedirecekler? Vurayı billahi şaşıyorum ya. Cumhurbaşkanımızı da kandırıyorlar burada. Cumhurbaşkanımızı bürokratlar, siyasetçiler, milletvekilleri, hatta bakanlar, tarım bakanı hepsi kandırıyor. Bizi bizim muhtarı dolmuşa getirdiler. Semir katıldın diye katıldı diye imza almışlar. Sonradan chat raporu geçerli oldu diye Uçpek Çapulcu bizim köyden olmayan başka bir köyde toplantı yapıyorlar.Askeriyi de, istihbaratı da, polisi de arkalarına alıp orada seminer düzenlemişler. Bir gösteri düzenlemişler. Muhtar da dolmuşa getirdiler. İmzayı attılar. Chat raporu kabul oldu. Cumhurbaşkanımız da inandırdılar. Neymiş? %99’u köylü inanmış, istiyormuş. Kooperatif başkanı muhtar da istiyor, merdivenli muhtarı da istiyor diye kandırdılar. Asla alakası yok.%99.99’u bu kafesi istemiyor. Ya şimdi biz nereye gideceğiz ya? Kendi bahçeme ben gidemedikten sonra, kendi bahçeme başka bir insan nasıl ceza verir ya? Ben bunu nasıl kabul edeyim? Kim kabul ediyor ki bunu?Ya cumhurbaşkanı, lütfen sesleniyorum. Bu haksızlığı yapmayın. Kesinlikle bu onayı yapmayın. Sizi kandırıyorlar. Kaçacak yerimiz yok aslında. Kafesin içine bizi aldılar. Biz farkında değiliz” ifadelerini kullandı

“Bu köy AKP’nin oy deposu görülüyordu”
Konuşmacı 5:Bu kafes meselesi yüzünden günlerdir, hatta geçen yıldan beri köy halkı ve çevre köylerde yaşayan herkes tedirgin.Yüzyıllardır dedelerimizden kalan bu deniz, bu köylerin ekmek teknesi. Ama şimdi birkaç uyanık ve zengin kişiye peşkeş çekilmek isteniyor.Yıllardır bu köyler, hükümetin oy sandığı olarak görülüyor ama bugün bu insanlara haksızlık yapılıyor. Vatandaşın ekmeği alınıp başkasına veriliyor.haksızlık yapılıyor.”
“Kuzuoğlu bizi yıldırmak için hakkımızda sürekli şikayetlerde bulunuyor”
kendilerini yıldırmak için Kuzuoğlu Grubun çalışmalarını engelledikleri, gerekçesiyle pazarlı balıkçılardan şikayetçi olduğunu kaydeden Kadri Yurtsever , “Balıkçı köyü direnmeye devam ediyor ve Allah’ın izniyle devam edecek.Bizim sorunumuz şu: Kuzuoğlu şirketi basın açıklamalarında örneğin bir tanesinde “Artvin’in yarısını içeri attım” diyor. Burada da oynamak istediği oyunun bu olduğunu düşünüyorum. Sürekli hakkımızda suç duyurusunda bulunuyor.Hiç bulunmadığımız yerlerle ilgili suçlamalar yapılıyor. Örneğin Fındıklı’da eylem yaptığımız söyleniyor ama ben Fındıklı’ya hiç gitmedim, katılmadım.Olur olmaz sebeplerle davalarla karşı karşıyayız. Sürekli ifade veriyoruz. Ama adalete güveniyoruz. Adaletin bizim haklı olduğumuzu bildiğine inanıyoruz. İsterlerse dava açmaya devam etsinler bizi susturamazlar yılmayacağız mücadeleye devam edeceğiz” dedi

“Cumhurbaşkanımıza sesleniyoruz: Bu halkın sesini duyun. Bunlar sizin hemşehriniz”
Balıkçıların direnişine destek olmak amacıyla Pazar Zelek limanında nöbet tutan balıkçıları ziyaret eden Zafer Partisi Rize il başkanı Hüseyin Karaman , “Şimdi soruyorum: 20 gün sonra kaldırılacak bir tesis neden buraya kuruluyor? Demirleri atılmış. “Çelik telle bağlamadık” diyorlar, projeyi geçirmek için yapılıyor gibi görünüyor.Eğer iddialar doğruysa bu şirket devletin teşviklerinden milyonlar alıp cebine mi koyacak? Yoksa bu tesis gerçekten kaldırılacak mı?Her durumda mağdur olan vatandaş. Bu bölgede iki köy geçimini balıkçılıkla sağlıyor. Sabah saat 5’te denize giden insanlar ailelerine rızık götürüyor. Bu sistem kurulursa o insanlar ekmeğinden olacak.Diğer insanlar da geçim kaynaklarını kaybedecek. Zaten balıkçılıktan üç beş kuruş kazanılıyor, ona da göz dikiliyor. Bu halk ne yiyecek? Taş mı yiyecek?300 yıldır bu insanlar balıkçılıkla geçiniyor. Bir şirketin çıkarı için bu düzenin bozulmasına gerek yok.Sayın Cumhurbaşkanım, bu insanların sesini duyun. Bu vatandaşların, ablalarımızın, abilerimizin, kardeşlerimizin sesini duyun. Bunlar yabancı değil, sizin hemşehriniz.Artık bıktılar, sabırları kalmadı. Verdiğiniz sözü tutun.Yetkililere de sesleniyorum: Sayın kaymakamım, verdiğiniz sözü tutacaksınız. Buna inanıyoruz. Ama şu ana kadar tutulmadı.Eğer bir şirketin bürokrasisine yenilirseniz bu çok yazık olur. Bu vatandaş sizden verdiğiniz sözleri tutmanızı bekliyor.Biz de bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız. Her zaman halkın yanında olacağız” ifadelerini kullandı

default

