HABER: Gençağa KARAFAZLI
(RİZE) – Eğitim İş Sendikası Rize şubesi , İstanbul’da katledilen öğretmen Fatma Nur Çelik ve görev başında şiddete maruz bırakılan eğitimciler için Rize valiliği önünde basın açıklaması yaparak 2 gün iş bırakma eylemi başlattı. Eğitim emekçileri, okullardaki güvenlik önlemlerinin yetersiz olduğunu ,öğretmenlerin sadece bir sayı olarak görülmemesi gerektiğini ,yaşanan olayın münferit olmadığını ifade etti.

Rize’de Valilik protokol alanında İstanbul’da katledilen öğretmen Fatma Nur Çelik ve şiddet gören öğretmenler için bir araya gelen Eğitim İş Rize şubesi üyesi eğitim emekçileri , okullarda güvenli çalışma koşullarının sağlanması ve şiddete karşı somut önlemler alınması talebiyle bir araya gelerek öğretmen Fatma Nur Çelik’in katledilmesini basın açıklamasıyla protesto ettiler.
“Öldürüldükten sonra ismimizin okula, köprüye, mahalleye verilmesiyle mi değerli olacağız”
Rize valiliği Prtotokol alanında yapılan açıklamada konuşan Eğitm İş Riz<e şube başkanı Hamza Kutay şunları söyledi.
Kutay , “Bugün yine öldürüldük. Yine sesleniyoruz. Hangi para, okullarda ölümlerin önüne geçilmesi için gerekli tedbirlerin alınmasından daha değerlidir? O gün de bakanlığımızdan en üst seviyede tedbirlerin alınmasını istemiştik. Fakat bizi duymamışlardı. Biz MEB’in gözünde neyiz? Sadece bir sayı mıyız? Öldürülen; bir anne, bir eş, bir insan, bir öğretmen. Mesela ne olsaydık bakanlığımızın gözünde daha önemli olabilirdik? 1.100.000 öğretmenden yalnızca biri olarak mı değerlendiriliyoruz?
Adımız yok mu? Yaşayacak bir hayatımız yok mu? Tekrar soruyoruz: Sadece bir sayı mıyız? Öldürüldükten sonra ismimizin bir okula, bir köprüye ya da bir mahalleye erilmesiyle mi değerli olacağız? Bu, geride kalanların acısını dindirecek mi? Bu öldürülen meslektaşımız, kimin annesi, kimin eşi, kimin çocuğu olsaydı yer yerinden oynayacaktı? Bizim sesimizi duyan var mı? Bu ülkede bir öğretmen daha okulda öldürüldü. Artık yeter. Yaralılarımız var. Vicdanımız sızlıyor, aklımız kabul etmiyor. Uzun süredir okula gelmeyen bir öğrencinin elini kolunu sallayarak bıçakla okula girebilmesi, iki öğretmeni ve bir öğrenciyi hedef alabilmesi ve bir öğretmenimizin hayatını kaybetmesi” ifadelerini kullandı

Bakanı Yusuf Tekin’e soruyoruz:”Daha kaç öğretmenimizin can vermesi gerekiyor”
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e seslenen Kutay , “Bu tablo münferit bir olay değildir.Bu tablo, yıllardır görmezden gelinen uyarıların, itibarsızlaştırılan öğretmenlerin ve güvenliksiz bırakılan okulların sonucudur. Bu açık bir ihmal zinciridir. Bu sorumluluk öğretmenin ya da okul idaresinin üzerine yıkılamaz. Buradan açıkça söylüyoruz: Bir kamu çalışanı görev yaptığı yerde devlet tarafından korunamıyorsa, orada kamu otoritesinden söz edilemez.Buradan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e soruyoruz: Daha kaç öğretmenimizin can vermesi gerekiyor? Okullardaki güvenlik açığının bedelini canımızla mı ödeyeceğiz? Öğretmenler her gün ölüm korkusuyla mı derse girecek? Okullarda ölmek istemiyoruz. Şiddetin tek bir faili yoktur. Bu cinayetin arkasındaki zihniyet; öğretmeni ötekileştiren, her fırsatta hedef gösteren, “Herkes öğretmenlik yapabilir” diyerek mesleği değersizleştiren anlayıştır. Öğretmenleri çalışmamakla itham eden, emeğini küçümseyen, itibarsızlaştıran siyasi dildir. Bugün öğretmene değer verilmeyen bir sistemin sonucu ile karşı karşıyayız. Eğitimi kamusal bir hak olmaktan çıkaran; okulları siyasal ve ideolojik yuvalanmalara çeviren; liyakatsiz yöneticilerle dolduran anlayış, bugün bu kanın sorumluluğundan kaçamaz. Öğretmenleri baskı altına alan, güvencesizleştiren ve susturmaya çalışan zihniyet, okulları güvenliksiz bırakmıştır. Valilik binalarına, kaymakamlıklara, emniyet binalarına, adliyelere ve birçok kamu kurumuna güvenlik kontrolünden geçmeden giremezken; alışveriş merkezlerine kesici-delici aletleri bırakın, kontrol edilmeden anahtarlıkla bile girilemezken; okullara rahatlıkla girilebilmektedir. Biz diyoruz ki: Okullarda şiddetin arkasındaki nedenler bilimsel olarak ortaya konulmalıdır. Eğitimde Şiddet Yasası derhal çıkarılmalıdır. Tüm eğitim kurumlarında etkin güvenlik önlemleri alınmalıdır. Failler caydırıcı şekilde cezalandırılmalıdır. Şiddeti meşrulaştıran medya içerikleri denetlenmelidir. Toplumsal şiddetle mücadele kamusal bir politika haline getirilmelidir. Bilim dışı, çağ dışı müfredat yerine; barışı, birlikte yaşamı ve eleştirel düşünceyi öğreten programlar hazırlanmalıdır. İfadelerini kulandı

“Çocuklar bombaların gölgesinde değil, barış içinde ve güvenli okullarda eğitim görmelidir”
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında tepki gösteren Hamza Kutay , “Bugün şiddet yalnızca okullarda değil, dünyanın dört bir yanında hayatı kuşatmış durumdadır. Ortadoğu bir kez daha emperyalizmin kanlı saldırganlığının, işgalci politikalarının ve güç zorbalığının hedefi haline getirilmiştir. Sivilleri, yaşam alanlarını ve çocukları hedef alan saldırılar hiçbir şekilde meşru değildir. Okulların vurulduğu, çocukların öldürüldüğü bir yerde hiçbir gerekçe kabul edilemez. Bu açık bir insanlık suçudur. Vatan savunması dışında savaş politikalarının insanlığa yıkım getirdiği tarih boyunca defalarca görülmüştür. Savaşlarda kazanan; silah lobileri ve güç odaklarıdır. Kaybeden ise insanlıktır, çocuklardır. Altını çiziyoruz:Çocuklar bombaların gölgesinde değil, barış içinde ve güvenli okullarda eğitim görmelidir. Öğretmenler ölüm korkusuyla değil, onurla ve güven içinde ders anlatmalıdır.

