Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Milli Parklar Turizm Rantına Açılıyor: Doç. Dr. Kurdoğlu “Kamusal Alanlar Sermayeye Teslim Ediliyor. Kanun Teklifi mutlaka geri çekilmelidir”

HABER.Gençağa KARAFAZLI (RİZE)- Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM), Milli Parklar

HABER.Gençağa KARAFAZLI

(RİZE)- Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM), Milli Parklar Kanunu’nda değişiklik öngören ve halk arasında “milli parkları talan yasası” olarak adlandırılan kanun teklifi, geçen hafta beş maddesinin kabul edilmesinin ardından, üç maddesi daha Meclis’ten geçti. Bu değişiklikler, milli parklara turizm tesisleri kurulmasının ve bu tesislerin işletme haklarının 99 yıllığına şirketlere devredilmesinin önünü açıyor. Yaşam savunucuları, korunan alanların tamamının turizm ve sermaye rantına açılacağı uyarısında bulundu.

KTÜ Orman Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, kanun teklifinin mutlaka geri çekilmesi gerektiğini vurguladı. Kurdoğlu, iklim değişikliği, ormansızlaşma, madencilik ve HES projeleri gibi güncel çevre sorunları ışığında, ekoturizm ve korunan alanların geleceği üzerine değerlendirmelerde bulundu.

 Doğa, parasızlığın ve geri kalmışlığın panzehri sanılıp hoyratça tüketilmeye çalışılıyor

“Doğa, parasızlığın ve geri kalmışlığın panzehri sanılıp hoyratça tüketilmeye çalışılıyor” diyen Kurdoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Milli Parklar (MP) Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi mutlaka geri çekilmelidir. Belli ki en büyük yanılgı olarak doğa, parasızlığın ve geri kalmışlığın panzehri sanılıp hoyratça tüketilmeye çalışılıyor.

Milli parklar bir ülke için geleceğe yapılan yatırımlardır ki onun ana sermayesi mutlak koruma altındaki doğal varlıklardır. Milli parklarda yapılacak sözde yatırımlar doğayı ve koruma olgusunu yok eden faaliyetlerdir.

MP ve Korunan alanlar, insanoğlunun her şeye hükmetmemesi gerektiği fikrinin politik karşılığı olan kamusal beyanlardır. Korunan Alanlar, her doğal ekosistemi altyapıya, tarıma, madene ya da metalaşmış başka durumlara dönüştürmemeyi seçen bir öz-sınırlama felsefesini temsil eder. Korunan alanlar, insanın her şeye hükmetmemesi gerektiğinin politik bir karşılığıdır. Kısaca bir korunan alan, toplumun şunu söylemesidir: Bu yer yalnızca yararlanılan bir kaynak deposu değildir.

Biyosferin tamamı hem varlığımızı sürdürebilmenin hem de doğanın ritmi ve ihtişamını kabul etmemiz gereken eşsiz tek mekandır. Kabul edin etmeyin, doğal düzenin bu mekandaki bir parçası olarak bulunuyoruz” ifadelerini kulladı

“Artvİn’ lilik kaç ons Altin eder ey dünya

Kurdoğlu, Artvin özelinde de uyarıda bulunarak, 1980’lerden beri Artvin topraklarının talan edildiğini ve Cerattepe mücadelesinin bu sürecin simgesi olduğunu hatırlattı: “1980 yılından beri Artvin’in  topraklarının deşilmeye başlandığını vurgulayan Kurdoğlu Cerattepe mücadelesini hatırlatarak , “Ya atalarımızın mezarları? Yemyeşil ormanlar, yaylaların güzel havası, dağlardan gelen billur sular, bal akan dutlar, üzümler, incirler, hurmalar ya da dünyanın en lezzetli zeytinleri, cevizi narenciyesi.

1980’ler ortası Artvin topraklarının deşilmeye, bir şeyler aranmaya başladığı yıllardır. Daha ilk kazma vurulmadan önce Artvin’li hiçbir ayrım yapmadan; iktidardan muhalefete, zenginden fakire, esnaftan memuruna işçisine madenciliğe karşı olan tavrını ortaya koymuş ve o yıl kurulan Yeşil Artvin Derneği öncülüğünde mücadeleye başlamıştır. 16 Şubat sabahı nöbetin 245’inci  Günü saat 6 civarında binlerce kişilik kolluk güçleri Artvin Halkına müdahale etti. Halen aklımıza geldikçe adeta gaz kokusu yakıyor gözlerimizi”

“Sadece Artvin için 23.6 bin hektarlık yeni maden ihaleleri verildi

Artvin’de yeni maden ihalelerine dikkat çeken Kurdoğlu , “Son olarak 7 Şubat’ta çıkan ihale ile topraklarımız ve ormanlarımızın tahsisi için resmi izinlere bir yenisi daha eklendi ve sadece Artvin için 23.6 bin hektarlık yeni maden ihaleleri verildi.  Yahşi Artvin’de Vahşi Madencilik olamaz, olmamalı, olmayacak.Maden çıkarılmaya başlanalı 10 yıl oldu, 30 yıllık mücadele bu işin üstesinden mutlaka gelecektir. Ama bugün ama yarın… Sözde kalkınma bahanesi, Artvin’i yok etmemeli” dedi