Madencilik ihale yasa yönetmeliği resmi gazete’de yayınlandı
**”Madencilik İhaleleri Yönetmeliği: Doğa Nasıl Bir İhale Dosyasına Dönüştürülüyor?”**
12 Mart 2026’da yayımlanan Maden Sahaları İhale Yönetmeliği, ilk bakışta teknik bir düzenleme gibi görünse de aslında Türkiye’de doğanın nasıl sermayeye açıldığını açık biçimde gösteren bir metindir. Yönetmeliğin satır aralarına bakıldığında, dağların, vadilerin ve ormanların artık birer ekosistem değil ihale konusu ekonomik alanlar olarak ele alındığı görülür.
Bu düzenleme yalnızca madenciliğin nasıl yapılacağını değil, doğanın nasıl pazarlanacağını da tarif eder.
1. Devlet boş alan bırakmak istemiyor
Yönetmelik, ruhsatsız ya da iptal edilmiş maden sahalarının hızla yeniden ihaleye çıkarılmasını öngörüyor. Üstelik idare, talep olmasa bile uygun gördüğü alanları tek taraflı olarak ihale listesine koyabiliyor. Bu yaklaşımın anlamı açık: Doğa, korunması gereken bir ortak yaşam alanı değil; ekonomik olarak değerlendirilmesi gereken bir “boşluk” olarak görülüyor.
2. Küçük boşluklar bile madenciliğe açılıyor
İki ruhsat sahası arasında kalan küçük alanlar bile sisteme dahil edilebiliyor. Bu alanlar bazı durumlarda ihale edilmeden doğrudan komşu ruhsat sahiplerine eklenebiliyor. Bu düzenleme, harita üzerinde görülen her boşluğu madencilik faaliyetinin bir parçasına dönüştürme anlayışını yansıtıyor. Yani madencilik alanları giderek büyüyen bir yamaya dönüşüyor.
3. Maden sadece çıkarılmayacak,
sanayi bölgesi kurulabilecek Yönetmelik, bazı ihalelerde madeni çıkarma dışında işleme tesisleri kurulması şartı da getirilebileceğini söylüyor.
Bu, bir maden sahasının aynı zamanda sanayi yatırımı alanına dönüşmesi demek. Maden ocağıyla birlikte kırma-eleme tesisleri, kimyasal işleme alanları, yollar, enerji hatları ve ağır nakliye trafiği de bölgeye geliyor. Böylece tahribat yalnızca bir ocakla sınırlı kalmıyor.
4. İhale olmazsa başka yollar bulunuyor ,
Bir maden sahasına ilk ihalede talep çıkmazsa süreç bitmiyor.
Yönetmelik, sahayı yeniden ihale programına alma ya da belirli bir süre sonra taban bedelle ruhsatlandırma gibi yollar açıyor. Yani doğanın korunması gibi bir sonuç ortaya çıkmıyor; sistem o alanı mutlaka ekonomik dolaşıma sokacak bir mekanizma kuruyor.
5. İhale ruhsatın kapısını açıyor ,haleyi kazanan şirket ihale bedelini yatırdığında kısa süre içinde ruhsat sürecine geçebiliyor. Böylece ihale yalnızca bir ön prosedür olmaktan çıkıyor; çoğu durumda maden işletmesinin fiilen önünü açan ilk adım haline geliyor.
Bu yönetmelik, teknik bir ihale düzenlemesinden çok daha fazlasını ifade ediyor. Doğa, vadiler ve dağlar artık yalnızca coğrafi alanlar değil; ekonomik değer üzerinden ölçülen ve ihale yoluyla devredilen varlıklar olarak tanımlanıyor.
Bir başka deyişle mesele yalnızca maden değil. Mesele, toprağın kaderinin ihale masalarında belirlenmesi.
Süleyman Hacıbektaşoğlu…
