Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İyidere’de Liman Dayatması: Toprak Halktan Alınıyor, Şirkete Veriliyor…

İyidere’de Liman Dayatması: Toprak Halktan Alınıyor, Şirkete Veriliyor HABER: Selda

İyidere’de Liman Dayatması: Toprak Halktan Alınıyor, Şirkete Veriliyor

HABER: Selda KARAFAZLI
(RİZE) – Rize’nin İyidere ilçesinde Cengiz İnşaat eliyle sürdürülen Lojistik Liman Projesi, kamu yararı söylemi arkasına sığınılarak bölge halkının toprağını, mülkiyet hakkını ve yaşam alanlarını gasp etme operasyonuna dönüştü. Devletin kamulaştırma yetkisi, yurttaşın rızası ve hukuku yok sayılarak büyük sermayenin önünü açan bir araca çevrilirken, Yaylacılar Köyü’nde yaşayanlar kendi topraklarında misafir konumuna itilmek isteniyor. Arazilerine el konulmasına karşı birleşen hak sahipleri “İyidere Birlik Platformu” çatısı altında bir araya gelerek, bu dayatmanın sürmesi halinde toplumsal gerilimin kaçınılmaz olacağı uyarısıyla kamuoyuna seslendi.

“Arazilerimizin ve yaşam alanlarımızın bizde kalmasını sağlayacak bir çözümün hayata geçirilmesini istiyoruz”

Mevcut uygulamanın bölge halkı üzerinde ciddi bir belirsizlik ve mülkiyet endişesi yarattığını ifade eden, İyidere Birlik Platformu sözcüsü Abdulkadir Şinoforoğlu şunları söyledi:

“İlçemizde yapımı büyük ölçüde tamamlanan lojistik liman projesi kapsamında yürütülen kamulaştırma süreciyle ilgili olarak, bölgede hak sahibi olan vatandaşlar olarak yaşadığımız sorunları ve taleplerimizi kamuoyuyla paylaşma zorunluluğu doğmuştur.

Hak sahipleri tarafından oluşturulan ve yeni katılımlarla güçlenen komisyonumuz, sürecin başından bu yana hem yetkili kurumlarla hem de yetkili mercilerle görüşmelerini sürdürmektedir. Bu kapsamda Rize Valimiz Sayın İhsan Selim Baydaş’ı ziyaret ederek, kamulaştırma sürecinde karşılaştığımız sorunları ve çözüm önerilerimizi kendilerine doğrudan ilettik.

Hak sahipleri olarak bizler, kamulaştırma yerine kiralama modelinin uygulanmasını talep ediyoruz. Bu modelin hem devletimiz hem de bölge halkı açısından sürdürülebilir, daha adil ve mülkiyet haklarını koruyan bir yöntem olduğuna inanıyoruz. Talebimiz projeye karşı olmak değildir. Arazilerimizin ve yaşam alanlarımızın bizde kalmasını sağlayacak bir çözümün hayata geçirilmesini istiyoruz.

Bugün gelinen noktada bölgede ciddi mağduriyetler bulunmaktadır. Halihazırda kiraya verilmiş işletmeler vardır. Burada evi olup başka hiçbir yerde arazisi olmayan aileler mevcuttur. Evi burada olan ve gidecek başka bir yeri bulunmayan vatandaşlarımız vardır. Arazilerin büyük bir kısmı hisselidir ve bu durum süreci daha karmaşık hale getirmektedir. Bazı aileler arasında devam eden tapu uyuşmazlıkları bulunmaktadır. Buna karşılık tapulu ve mülkiyeti net olan araziler de vardır. Ancak belirlenen rayiç bedeller gerçek değerinin çok altındadır ve hak sahiplerini mağdur etmektedir. Hayvancılık ve besicilik yapan ailelerimiz vardır. Bu ailelerin faaliyetlerini sürdürebilecekleri başka bir arazi ya da alternatif yaşam alanı bulunmamaktadır.”

“Toprağımızı, evimizi ve geçim kaynaklarımızı kaybetmeden; devletimizle karşı karşıya gelmeden ortak akılla bir çözüm istiyoruz.”

Mülkiyet hakkını koruyan tüm seçeneklerin değerlendirilmesini talep eden Şinoforoğlu , “Devletimizin yol, demir yolu ve benzeri altyapı yatırımları yapmasına karşı değiliz. Güzergâh üzerinde zorunlu olan kamulaştırmaların gerekliliğinin farkındayız. Ancak liman sahası kapsamında zorunlu olmayan alanlarda kamulaştırma yerine kiralama modelinin tercih edilmesini ve alternatif güzergâhların ciddi şekilde değerlendirilmesini talep ediyoruz. Mevcut uygulama bölgede mülkiyet endişelerine yol açmış, yaşanan belirsizlik halk arasında ciddi bir tepkiye dönüşmeye başlamıştır. Bizler bu sürecin daha fazla toplumsal huzursuzluğa neden olmadan, karşılıklı anlayış ve diyalogla çözülmesini istiyoruz.

Hak sahipleri olarak çağrımız nettir:
Toprağımızı, evimizi ve geçim kaynaklarımızı kaybetmeden; devletimizle karşı karşıya gelmeden ortak akılla bir çözüm üretilmesini istiyoruz. Kiralama modeli başta olmak üzere mülkiyet hakkını koruyan tüm seçeneklerin değerlendirilmesini talep ediyoruz” ifadelerinde bulundu

“Kamulaştırmadan 2500 İnsan etkilenecek, Burada öyle insanlar var ki evini buradan sökerse gideceği başka bir yer yok”

Devlet almayacaksa, birilerinin burada rant sağlamaya çalışmasına karşı olduklarını vurgulayan hak sahipleri , “Buradan  Yol geçti, bir şey demedik. Elektrikler geçti, yine bir şey denilmedi. Devletin buraya bir şey yapmasına da karşı değiliz. Ben şahsen üç hisseli bir araziyi satıyordum, kiraya veriyordum. 2,5 milyon dolara satıyordum. Allah aşkına, eğer devlet burayı istimlak edecekse, burada öyle insanlar var ki evini buradan sökerse gideceği başka bir yer yok.

Biz burayı 100’e satacakken, kamulaştırılacağı zaman 3’e 5’e satmak zorunda kalıyoruz. Buradaki insanların mağdur edilmesinin sebebi ne? Burada aşağı yukarı 4 köy var. En az 2500 kişi, belki daha fazla insan bundan etkileniyor. Devlet alacaksa bizim diyeceğimiz bir şey yok. Ama devlet almayacaksa, birilerinin burada rant sağlamaya çalışmasına karşıyız.

“Siyasi baskı var Yeri geldiğinde Allah’tan, peygamberden bahsediyorlar ama burada insanların hakkı söz konusu”

Siyasi baskılarla karşı karşıya kaldıklarını vurgulayan Hüseyin Şinoforoğlu , “Yerel basında şöyle bir durum var: Kamulaştırma yönünde olan bazı kişilerin çıkarı var. Peki neden bizim yanımızda olmuyorlar? İşlerine geldiği zaman hemen müdahale ediyorlar. İlk etapta bu bölgede, sahile kadar olan yerlerin istimlak edileceği söylenmişti. Ondan sonraki yerler satılacak ya da kiralanacaktı. Ancak öyle bir siyasi baskı oldu ki olay tersine döndü. Bize söylenen buydu. Şimdi yukarısı istimlak edilecek, aşağısı edilmeyecek deniyor. Yani siyasetin buraya girdiği kesin. Net bir siyasi baskı var. Ama siyaset bir kenara, ahlak var, dindarlık var, Müslümanlık var. Yeri geldiğinde Allah’tan, peygamberden bahsediyorlar ama burada insanların hakkı söz konusu”