Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İskender Bayhan “Süreç Komisyonu raporuna neden hayır oyu kullandık”

Süreç Komisyonu raporuna neden hayır oyu kullandık? Süreç Komisyonunun rapor

Süreç Komisyonu raporuna neden hayır oyu kullandık?

Süreç Komisyonunun rapor taslağına ilişkin EMEK partisi adına İstanbul Milletvekili İskender Bayhan’ın değerlendirmesini kamuoyuna sunarız.

Komisyon çalışmalarının son aşamasına gelmiş bulunuyoruz. Yaklaşık beş buçuk ay süren bir çalışmanın rapor taslağını değerlendirip oylayacağız. Rapor taslağının değerlendirilmesini, İmralı süreci ve komisyon çalışmalarının toplamı üzerinden kimi önemli hususların altını çizerek yapmanın yararlı olacağı kanaatindeyiz.

Bilindiği gibi, işçilerin, emekçilerin çıkarlarını savunan bir parti olarak komisyonda yer aldığımızı sürecin en başından beri vurguladık. Kuruluşundan bu yana komisyon çalışmalarında Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümünü savunduk. Bunun için atılması gereken somut adımları dile getirmeye çalıştık.

PKK’nin fesih ve silah bırakma kararını da bunun bir dayanağı olarak gördük. Türk ve Kürt uluslarından bütün işçi sınıfımıza ve emekçilere karşı sorumlu bir tutumla hareket etmeyi esas aldık. Komisyon çalışmalarına katılan ve grubu olmayan partilerin karar alma süreçlerine katılımındaki anti-demokratik tutumu eleştirdik. Bu anti-demokratik tutum, ne yazık ki rapor yazım sürecinde de devam etti. Talep ettiğimiz halde rapor yazım grubunun çalışmalarına katılamadık. Raporun taslak halini ise 2 gün önce alabildik.

1- Hazırlanan rapor taslağının yedi başlığından özellikle ilk beşi, komisyonun bugüne kadarki çalışmalarının ortaya çıkardığı birikimden oldukça uzak bir içeriktedir. Esas olarak saray rejiminin ideolojik-politik hattını ve AKP-MHP tarafından sunulan raporların yaklaşımını yansıtıyor.
Bu beş başlıktan oluşan bölümlerin yerine, komisyon başkanının görevlendirdiği uzmanlar tarafından hazırlanan analiz raporunun konulması bile daha gerçekçi olurdu. Bu durum, altı ve yedinci başlıklardaki sınırlı ve tartışmaya açık önerileri de gölgede bırakıyor. Dahası bu bölümler arasında tutarsızlığa da neden oluyor. Örneğin; silah bırakma ve yapılacak yasal düzenlemelere ilişkin öncelik ve eş zamanlılık bağıntısı rapora çelişkili bir şekilde yansıyor. Beşinci başlığın iki ve üçüncü paragrafı ile altıncı başlığın ikinci alt başlığının ilk iki paragrafı bunu somut olarak gösteriyor.

2- Raporda Kürt sorunu ifadesi bir kez bile geçmiyor. “Problem” deniyor, “sorun” deniyor, “mesele” deniyor, “kök nedenler var” deniyor, ama sorunun adı ve nedenlerin kendisi yok. Yetmiyor bir de terör sorunu ve “Terörsüz Türkiye” asıl hedef olarak ifade ediliyor.

3- Anadilde eğitim yer almadığı gibi; anadil hakkı bile kavram olarak geçmiyor. Üstü örtük bir şekilde ifade ediliyor. Ama aksi yönde bir ifade, ihtiyaç olmadığı halde Türkçenin resmi dil statüsü özellikle vurgulanıyor.

4- Bütün ulusal inkâr ve baskı politikalarına, türlü provokasyonlara rağmen Türk ve Kürt halklarının kardeşlik duygusu bozulmamıştır. Halklar düşmanlaştırılamamıştır. Ancak bu gerçek, Türk ve Kürtlerin eşit haklara dayalı, bir arada, barış içerisinde yaşaması konusunda devlet yönetiminin ve hükümetlerin bu güne kadar izlediği yanlış politikaları ortadan kaldırmıyor.

5- Her şeyi sadece terör parantezine alarak izah etmek doğru değildir. Ülkeyi de ilerletmez. Bunun için de, faili meçhul cinayetler, gözaltında kayıplar, yargısız infazlar vb. halka karşı işlenmiş suçlara ilişkin tek bir cümle bulunmaması rapor taslağında önemli bir eksikliktir.

Komisyon dinlemelerinde, dün ve bugün iktidar temsilcisi konumundaki kurum ve kişilerin bizzat ifade etmelerine rağmen, devlet ve hükümetlerin yanlış politikalarına ilişkin eleştirel ya da özeleştirel tek bir cümle bile raporda yer almıyor.
Türk’ün gururu her vesile ile gözetilirken, Kürt’ün onuru, kardeşlik tarihi ve kardeşlik hukuku içerisine sıkışıp kalıyor.

6- Gerek İmralı sürecine ilişkin gerekse komisyon çalışmaları konusunda Türküyle, Kürdüyle, Alevisiyle, Sünnisiyle işçi ve emekçiler içerisinde iki eğilim öne çıkmaktadır. Önemli bir kesim, saray iktidarının ve cumhur ittifakının bu süreci kendi siyasi çıkarları için değerlendirdiğini düşünmekte, barış ve demokratikleşme konusunda somut adım atılacağına inanmamaktadır.
Önemli bir kesimi de PKK’nin silah bırakma kararının ciddiyetine inanmamakta, fesih kararının pratikte karşılığının olmayacağını düşünmektedir. Komisyon raporunun bu kaygıları giderecek, barışın sağlanacağına olan güveni artıracak bir içerik ve somutluk taşıması gerekir. Ancak raporun özellikle ilk beş bölümü bizim açımızdan bu nitelikten oldukça uzaktır.

7- Silah bırakan PKK üyeleri ve bugüne kadar Kürt sorunun çözümünü savunduğu için terörist ilan edilip cezaevine konulan bütün yurttaşlarımızın bu raporu okuduğunda, eve dönüş konusunda yasal düzenlemelerin yapılacağı güvenini elde etmesi gerekir. Siyasi bir genel af konusunda güven duyması gerekir. Bunu başından beri vurguladık. Ancak raporun böyle bir özelliği yoktur.

8- Raporda AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyulması üzerinden tespit ve öneriler yer almaktadır. Yine, hasta ve yaşlı mahpusların durumu, idare ve gözlem kurullarının hak ihlalleri açıkça ifade edilmektedir. Bu durumda umut hakkının zikredilmesinden kaçınılması tamamen politik bir tercihtir. Bu konu, on yıllardır hapishanelerde tutulan çok sayıda mahpusu doğrudan ilgilendirmektedir ve bu nedenle “hak” olarak tespiti dahi elzemdir.

9- Öte yandan; özü itibariyle ayrımcı düzenlemeleri esas alan ve yapısal sorunlardan kurtarılmayan infaz hukuku hapishanelerde yaşanan hak ve özgürlüklerin ihlalinin temel sebebidir. Bu hususta, ihlalleri giderecek fiili düzenlemelerin ve yasal iyileştirmelerin hızla yapılması şarttır.

10- Rapor taslağı, kayyum konusunda mevcut durumdan daha ileri bir düzenlemeyi içermektedir. Bu sınırlı da olsa olumlu bir durumdur. Ancak atanmışların seçilmişler üzerindeki vesayetini ve bürokratik oligarşinin üstünlüğü pratiğini değiştirecek demokratik düzenlemelere ihtiyaç vardır.

11- Rapor, bölgenin kalkınması, Kürt illerinin ekonomik gelişimi konusunda işçilerin, emekçilerin, köylülerin, küçük üreticilerin çıkarını temel alan bir anlayıştan uzaktır. Sermayenin yatırım ve teşviklerini temel almakta, mevcut kapitalistleri ve yenilerini zengin etmeyi öncelemektedir.

Raporun 6. ve 7. maddelerindeki yasal düzenleme önerilerini önemli buluyoruz. Önümüzdeki dönemde kalıcı barışa ve demokratikleşmeye hizmet edecek yasal düzenlemeler için çalışacağımızı ve mecliste bu konuda gerekli yasaların çıkarılması için atılacak en küçük somut adımı da destekleyeceğimizi belirteceğiz.

Bütün milliyet ve inançlardan işçi ve emekçilere, gençlerimize seslenmek istiyorum.
Bölgede barış, içeride, Türkiye’de gerçek bir demokrasi ihtiyacı her geçen gün artmaktadır.
Ekmek, adalet, barış ve özgürlük mücadelesi etle tırnak gibidir. Barış ve demokratik haklar, ekmek gibi, su gibi bir ihtiyaçtır.
Bütün bu değerlerin toplumsal yaşama hakim kılınması sizlerin eseri olacaktır.
Emperyalistlere ve işbirlikçilerine verilecek en iyi ve somut yanıt da bu olacaktır.
Bunun için birlik, dayanışma ve mücadeleyi büyütelim.

İskender Bayhan
Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili