Bundan 10 yıl önce, 16 Şubat 2016 tarihinde Artvin’i tarihinin en acımasız bir şekilde gaza boğarak, çevre illerden terörle mücadele eden JÖH, PÖH getirilerek,
Doğayı, yaşam alanlarını korumak için orada olan Artvinlilere adeta terörist muamelesi yapılarak,
orantısız güç kullanarak Cerattepe’yi işgal ettirdiler!

Hatta o dönemde Trabzon valisi olan bir zat, madene karşı çıkan Artvinliler için neredeyse idam istemiş, bunu gazeteler yazmıştı!
Oysa; doğayı korumak anayasanın 56. maddesinde yer aldığı gibi halkın ve devletin asli görevidir!
(Madde 56: Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.)
İşgal ettiler diyorum, çünkü;
Oraya çıkarken şirketin elinde yasal belgeleri bile yoktu! Orman bölge Müdürlüğü’nden daha sonra belge alabildiler!
O zaman içişleri Bakanı Artvin kökenli bir isimdi. “Ezin geçin.!” talimatı vermişti Efkân Ala..!
Ala, şimdi AKP Genel Başkan Yardımcısı!
Aynı dönemde vali Kemal Cirit’ti Artvin Milletvekilleri
AKP’den İsrafil Kışla,
CHP’den Uğur Bayraktutan’dı.
Artvin Belediye başkanı Mehmet Kocatepe idi!
Başbakan ise Ahmet Davutoğlu idi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘dı…
*
Cengiz, Cerattepe’ye çıktı diye Artvin’de insanlar evine çekilmedi .!
Balkonlarda ıslıklarla, sokaklarda tencere tava sesleriyle binlerce insan yürüdü.
Nihayetinde Başbakan Davutoğlu, Artvin heyetiyle görüşmek zorunda kaldı. Yeşil Artvin derneği başkanı Neşe Karahan ve heyette yer alan STK temsilcileri hukuksuzluğu ve durumu başbakan Davutoğlu’na bizzat anlattı.
Orada şu devlet sözü verildi. “Mahkeme süreci bitmeden hiçbir çalışma yapılmayacak”!
Bu kararı Başbakan Ahmet Davutoğlu aldı ve sözünü verdi.
Bu karar, Davutoğlu’nun siyasi sonu oldu. Yüzde 49,5 oy alan Davutoğlu, cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından bir imzayla görevden alındı!
Ülkenin başbakanı hiçbir olumsuzluk, yolsuzluk, yanlış olmadığı halde hukuksuzca görevden alındı.
Bunun ne demokratik
ne hukuki bir dayanağı vardı. Ama Hiçbir şey olmadı! Başbakan Davutoğlu demokrasiyi savunmadı!
Halk sesini çıkarmadı!
Bu aslında anlayana
çok önemli bir mesajdı!
Cerattepe’de madenciliği hukuk, Anayasa mahkemesi hatta AHİM bile durduramaz!
Bir tek Erdoğan isterse durur!
Çünkü anayasa Mahkemesi kararı uygulanmadı!
Ki; daha önce Danıştay’ın kesin kararına rağmen;
orada madenciliğin yapılamayacağı,
hemen altında bulunan şehrin büyük zarar göreceği
açık ve net belirtilmesine rağmen, orası;
Danıştay’ın bu kararından sonra bşr cümle ile “alan boşa çıktı” denilerek yeniden ihale edildi!!!
verilen o söze rağmen
çalışma hiçbir zaman durdurulmadı.
Bugün gelinen noktada Cerattepe kilidinin kırılması neticesinde ;
Artvin’in %71’i maden ruhsatı alanı olarak satıldı!
Artvinliler, yaşam alanlarını korumak için adeta çırpınırken, daha beter bir sıkıntıyla karşı karşıya kaldı !
SİYANÜR!!!
İliç katili bir şirket Artvin’in burnunun dibine geldi. HOD Madencilik resmen faaliyete başladı! Cengiz Damar’da siyanür havuzu kurmak için ikinci saldırısına geçti!
İlki 2014 yılında gerçekleşmişti. O zaman büyük bir direnişle karşılaşan Cengiz, yazılı bir beyanla Damar’da asla siyanür liç havuzu kurmayacaklarını deklere etti. !
11 yıl sonra tekrar denedi, aynı tepki ile karşılaştı, şimdilik konuyu buzdolabına taşıdı, beklemede!
Türkiye’nin alternatif turizmde alternatifsiz ile olarak lanse edilmiş Artvin’in tamamını esasında madencilere teslim ettiler!
Önümüzdeki yıllarda milli parklar dahil, her yerde madencilik faaliyetleri
başlamış olacak!
Şimdiden aşırı derecede orman kesiminin altında yatan en büyük sebep;
Artvin’i madenciliğie hazır hale getirme çalışmalarıdır!
Borçka Karagöl Artvin’in en çok ziyaret edilen doğa harikası bir yer.
Orası da maden sahası içerisinde bulunmakta ve civarında bir çok turizm tesislerinin ruhsatları Bolu Kartalkaya otel yangını bahane edilerek (normalde her şey tam olmalı elbet) iptal edildi.
Verilmiş ruhsatlar neden, nasıl iptal edilir? Eksik varsa eksikleri tamamlayın denir!
Bunlar direk verilmiş ruhsatları iptal etti! Gerçekten enteresan değil mi?
Yeni şartları sundular! Şartlar tamamlanınca
Yenisini vereceğiz dediler!
Yapılmış olan turizm tesislerinin bazılarına yeniden sondaj yapılacağını bile söylediler!
Benim düşüncem, bu aslında çaktırmadan burası turizm bölgesi değil maden bölgesi olacak anlamına geliyor! Dolaylı yönlerden bu şekilde baskı yapılıyor!
Kim ne derse desin, madene karşı çıkmak siyaset üstü bir görevdir. Ama şu da bir gerçektir ki;
Bu siyasi bir karardır!
Hükümet izin vermese
bütün bunlar bizim başımıza gelebilir mi?
Dokuz kişinin ölümüne sebep olan Erzincan İliç’teki şirket yeniden madencilik faaliyetine başlatabilir miydi?
Bu şirketler çıkardıkları madenin %90 sekizini evlerine götürmekteler!
Hem toprağımız veriyoruz,
hem doğamızı, hem de
Canımızı veriyoruz!
Bu nasıl bir madencilik anlayışıdır! Sömürge madenciliğin dünyadaki en büyük örneği biziz galiba!
Şartlara uymayan, adeta doğayı paramparça ederek madencilik yapan şirket, geçtik cezayı ödül gibi kararlarla çalışmasına devam ediyor!
Nüfus kağıdında Artvin yazan, Artvin’de yaşasın, başka illerde ya da başka ülkede yaşasın farketmez, hepimizin görevi Artvin’in yaşam alanlarını korumaktır. Dünyanın en güzel doğasına sahip bu Coğrafyayı korumaktır.
Madeni doğa ve yaşam alanları için bir kanser olarak kabul edersek,
ŞİANÜRÜ,
vücudun bütün organlarına yayılmış
METASTAZ
olarak kabul edeceğiz!
Evet, Artvin’in her yerini kanser misali saran maden projelerini ne yazık ki dünyanın en korkunç kimyasalı
SİYANÜR
ile taçlandırdılar!
Bu süreçte, dünyanın her yerinde olduğu gibi yine insanları birbirine düşürdüler. Artvinlileri ayrıştırdılar!
Artvin’i korumak için sokağa çıktığınızda karşınıza yine bir Artvinli çıkabiliyor! Gerekçesi “iş yok nasıl yaşayacağım, borçlandım nasıl ödeyeceğim” oluyor.
Baktığınızda, çok insani ve haklı bir savunma gibi duruyor. Ama bu gerekçe gerçek değil!.
Bunun adı psikolojide
“Öğretilmiş Çaresizlik”tir.
Gerçek anlamda düşündüğümüzde;
Bu maden projeleri yokken Artvinliler yaşamıyor muydu?
Yarın bu projeler bittiğinde, veya gerçekten büyük bir risk nedeniyle iptal edildiğinde açlıktan ölür müyüz?
Artvin’in yer üzerindeki devasa zenginliklerini neden görmüyoruz? Artvin’in yerüstü zenginliği yer altından daha fazladır demiyor muyuz?
Esasında bu zemini, bu temeli 1990’larda özelleştirmelerle attılar. Artvin’de ne kadar fabrika atölye iş alanları varsa ya satıldı ya kapatıldı. İnsanlar muhtaç hale getirildi.
konu konuyu açtıkça bu yazı uzayıp gidiyor.
Pir Sultan Abdal’ın çok anlamlı ve Artvin’in ülkemizin hepimizin bugünkü durumunu anlatan o muhteşem sözü ile bitireyim”
“Demiri demirle dövdüler;
biri sıcak, biri soğuktu.
İnsanı insanla kırdılar;
biri aç, biri toktu.”
Sami ÖZÇELİK
16.02.2026
