Rize Yeni Parti İl Başkanlığı seçimlerinde mevcut İl Başkanı Saltuk Deniz yeniden adaylığını açıklarken Mustafa Ekşi de adaylık yarışına katılıyor.
Öncelikle şunu açıkça ifade etmek istiyorum: Ben de başlangıçta yeni yüzlerin siyasette daha fazla yer almasını, yeni isimlerin önünün açılmasını savunan biriydim. Saltuk Deniz’e karşı duruşumun temelinde de bu düşünce vardı. Siyasette yenilenmenin, farklı fikirlerin ve yeni kadroların ortaya çıkmasının önemli olduğuna inanıyorum. Bugün de bu düşüncemden vazgeçmiş değilim.
Ancak siyaset yalnızca değişim istemekten ibaret değildir. Değişim talebinde bulunurken mevcut yöneticilerin yaptıklarını, verdikleri mücadeleyi ve ortaya koydukları emeği de adil biçimde değerlendirmek gerekir.
Benim meselem kişiler değil; ilke, tutarlılık, adalet ve siyasi sorumluluktur.
Gelelim Rize’ye ve Saltuk Deniz’in bugüne kadar verdiği mücadeleye…
Rize, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın memleketi. İktidarın güçlü olduğu, siyasi dengelerin kolay değişmediği böyle bir şehirde muhalefet yapmak elbette kolay değildir. Hele ki Güneysu gibi bir ilçede sahaya çıkmak, tepki göstermek ve vatandaşın sorunlarını gündeme taşımak ciddi bir siyasi sorumluluk gerektirir.
Saltuk Deniz’in hakkını teslim etmek zorundayız. Çay üreticilerinin sorunlarından çay kanununa, çay taban fiyatının artırılması talebinden gazetecilere yönelik baskılara kadar birçok konuda örgütü sahada tutmaya, eylemler düzenlemeye ve muhalefeti canlı tutmaya çalıştı.
Ekrem İmamoğlu ve diğer belediye başkanlarının tutuklanmasına yönelik tepkilerde de örgütün sahada görünür olması için mücadele yürüttü. Rize gibi iktidarın güçlü olduğu bir şehirde bütün bunları yapmak, siyasi açıdan değerlendirilmesi gereken bir çabadır.
Elbette Saltuk Deniz’in eksikleri olabilir. Ben de kendisini eleştirebilirim hatta en çok ve en ağır eleştirileri yapan biri olduğumu bu satırları okuyanlar çok iyi biliyorlardır. Daha başarılı bir il başkanlığı yürütmesi gerektiğini düşünebilir, teşkilat içindeki ilişkilerini ve siyasi çalışmalarını sorgulayabilirim. Ancak eleştirmek başka, bugüne kadar verilen emeği yok saymak başkadır.
Peki, bugün değişim isteyenlerin kendilerine sorması gereken sorular yok mu?
Mustafa Ekşi aday olabilir. Siyasette aday olmak herkesin hakkıdır. Fakat adaylık iddiası ortaya koymak, tek başına daha iyi bir yönetim anlayışına sahip olmak anlamına gelmez.
Bugüne kadar çay üreticilerinin sorunları için yapılan eylemlerde kimler sahadaydı? Çay kanunu ve taban fiyatı tartışmalarında kimler sesini yükseltti? Gazetecilere yönelik baskılar karşısında kimler tepki gösterdi? Belediye başkanlarının tutuklanmasına karşı yapılan açıklamalarda ve eylemlerde kimler sorumluluk aldı?
Bu soruların sorulması, herhangi bir adaya düşmanlık etmek değildir. Tam tersine, bir siyasi partinin geleceğini kişisel yakınlıklar ve kırgınlıklar yerine somut çalışmalar üzerinden değerlendirmektir.
Mustafa Ekşi’nin bugüne kadar bu mücadelelere hangi ölçüde katıldığı, ne tür sorumluluklar üstlendiği ve partiye nasıl katkı sunduğu da aynı açıklıkla konuşulmalıdır. Kendisiyle birlikte hareket eden ekibin siyasi geçmişi ve sahadaki çalışmaları da değerlendirilmelidir.
Çünkü bir mevcut başkanın eksiklerini sıralamak kolaydır. Asıl önemli olan, o görev için talip olan kişinin kendi ortaya koyduğu çalışmaları, projeleri ve siyasi birikimiyle nasıl bir alternatif sunduğunu gösterebilmesidir.
Sadece aday olmakla mücadelede yer almak yetmiyor .Vizyon lazım her adayda . Mesela ben merak ediyorum Mustafa Ekşi ,Emperyalist politikalar konusunda ne düşünüyor, Ortadoğu’da yaşananlar konusunda bugüne kadar neler söyledi neler düşünüyor? Kürt sorunu ve çözüm süreci , hak hukuk adalet konularında fikri düşüncesi nedir? iç politikalar konusunda, siyasi iktidarın yerel siyasetine karşı nasıl bir politika izleyecek ve ya Saltuk Deniz’in başarılı olamadığını düşündüğü ……. konular hakkında nasıl çözümler ve ya neler yapacak? bunları da merak ediyorum.

Parti içindeki kırgınlıklar mı, yoksa halkın sorunları mı siyasetin merkezinde olmalı?
Bazı partililerin cenazelerine katılmadığı, düğünlerinde bulunulmadığı veya yeterince ilgi görmedikleri yönündeki eleştirileri elbette dikkate alınmalıdır. Bir il başkanının teşkilat mensuplarıyla iletişim kurması, insanları kucaklaması ve parti içinde birlik sağlaması önemlidir.
Ancak bir siyasi partinin geleceğini yalnızca bu tür kişisel ilişkiler üzerinden değerlendiremeyiz.
Bir il başkanının görevi, partililerin özel günlerinde yanlarında bulunmak kadar, halkın sorunları karşısında örgütü harekete geçirmek ve muhalefeti etkili biçimde yürütmektir. Birlik ve beraberlik iddiasında bulunan herkesin, bu birliği hangi siyasi hedefler etrafında sağlayacağını da ortaya koyması gerekir.
Şimdi sormak istiyorum: Birlik ve beraberliği sağlayacağını söyleyen Mustafa Ekşi, bugüne kadar bu ortak siyasi mücadelede ne kadar sorumluluk aldı? Partinin sahadaki eylemlerinde, çay üreticisinin sorunlarının gündeme getirilmesinde ve Rize’de muhalefetin güçlendirilmesinde nasıl bir rol üstlendi?
Bu soruların sorulması gayet doğaldır. Çünkü siyasette herkesin aynı ölçütlerle değerlendirilmesi gerekir. Mevcut başkanın eksikleri sorgulanıyorsa, yeni adayın da siyasi geçmişi ve ortaya koyduğu çalışmalar sorgulanmalıdır.
Benim meselem Saltuk Deniz’i koşulsuz desteklemek değil, haksızlığa karşı çıkmaktır.
Başlangıçta yeni yüzlerin gelmesini isteyen biri olarak bugün kendi düşüncemi de sorguluyorum. Değişim talebim, sahada mücadele eden bir insanın emeğini görmezden gelmeme neden olmamalıdır.
Saltuk Deniz’den daha iyi bir aday varsa elbette çıksın. Siyasi birikimini, çalışmalarını, projelerini ve Rize için ortaya koyacağı hedefleri anlatsın. Yeni bir isimle yola devam edilmesi gerekiyorsa bu da tartışılsın. Benim itirazım yeni yüzlere değil.
Ancak Saltuk Deniz’in yerine geçmek isteyen birinin, yalnızca mevcut yönetime yönelik eleştirilerle değil, kendi siyasi geçmişi ve ortaya koyduğu somut çalışmalarla da değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum.
Saltuk Deniz’in eksikleri varsa konuşulsun. Başarısız olduğu alanlar varsa ortaya konulsun. Teşkilat yönetiminde yanlışları varsa bunlar eleştirilirsin. Fakat çay üreticisinin sorunları için yürütülen mücadele, çay kanunu ve taban fiyatı konusundaki eylemler, gazetecilere yönelik baskılara gösterilen tepkiler ve tutuklanan belediye başkanları konusunda örgütün sahada tutulması için verilen çaba da görmezden gelinmesin.
Kimse kusura bakmasın; siyaset, kişisel hesapların görüldüğü, birilerinin önünün açılıp birilerinin tasfiye edildiği bir alan hâline getirilmemelidir. İnsanların kırgınlıkları, kişisel beklentileri veya teşkilat içindeki anlaşmazlıkları, siyasi mücadelenin ve kamu yararının önüne geçirilmemelidir.
Değişim istiyorsak ölçümüz kişisel kırgınlıklar değil, siyasi sorumluluk olmalıdır.
Ben yeni yüzlerin gelmesini savunuyorum. Ancak yeni yüzlerin gelmesi, bugüne kadar mücadele eden insanların emeğinin yok sayılması anlamına gelmemelidir. Bir kişinin görevde kalmasını savunmakla onun hakkını teslim etmek aynı şey değildir. Aynı şekilde bir yöneticiyi eleştirmek de onun yaptığı her şeyi değersiz görmek anlamına gelmez.
Bugün Rize’de asıl konuşmamız gereken, kimin kiminle yakın olduğu değil; kimin ne yaptığı, kimin sorumluluk aldığı ve partinin geleceği için nasıl bir yol önerdiğidir.
Saltuk Deniz’in de Mustafa Ekşi’nin de aynı ölçütlerle değerlendirilmesini istiyorum. Her iki adayın da siyasi geçmişi, saha çalışmaları, teşkilat yönetimi ve Rize’nin sorunlarına yönelik önerileri açıkça konuşulsun. Karar verilirken kişisel kırgınlıklar kadar yapılan çalışmalar da dikkate alınsın.
Çünkü siyaset yalnızca bir koltuğa talip olmak değil, o koltuğun sorumluluğunu taşıyabileceğini ortaya koymaktır.
Son sözüm şudur:
Ben de yeni yüzler olsun istedim. Ancak değişim talebimin, Saltuk Deniz’in bugüne kadar verdiği mücadeleyi yok saymak için bir gerekçeye dönüşmesini istemiyorum.
Rize’de daha güçlü bir muhalefet, daha etkili bir teşkilat ve daha fazla toplumsal karşılık elbette hepimizin hedefi olmalıdır. Bunun yolu da kişileri koşulsuz savunmaktan veya koşulsuz karşı çıkmaktan değil, herkesi aynı ilkelerle değerlendirmekten geçer.
Saltuk Deniz’den daha iyi bir alternatif varsa kendisini göstersin. Ancak bu değerlendirme yapılırken bugüne kadar sahada verilen emek de hesaba katılsın. Mustafa Ekşi’nin değişim iddiası da Saltuk Deniz’in performansı da somut çalışmalar üzerinden tartışılsın.
Çünkü adalet, yalnızca değişim isteyenlerin sesini duymak değil, eleştirdiğimiz insanların emeğine de hakkını verebilmektir.
Koltuklar geçicidir, isimler değişebilir. Fakat siyasette geriye kalması gereken şey, kişisel hesaplar değil; ilke, tutarlılık ve adalet olmalıdır.
Gençağa KARAFAZLI
