Artvin Cankurtaran’da Reşit Kibar’ın katledilmesine ilişkin davanın 4. duruşması öncesinde Hopa’da duruşmaya çağrı eylemi yapıldı. Duruşma 30 Ocak 2026, Cuma günü saat 09.00’da Artvin Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek

Artvin Cankurtaran’da Reşit Kibar’ın katledilmesine ilişkin davanın 4. duruşması 30 Ocak’ta görülecek. Hopa halkı, Hopa Parkı’nda yaptıkları eylemde herkesi duruşmaya çağırdı.
Bugün yan yana gelmezsek bundan sonra yargıyı tepemizde sopa gibi kullananlara karşı daha güçlü mücadele edemeyiz. Yan yana olmak, güçlü olmak zorundayız. Herkesi cuma günü saat 9’da Artvin Adliyesine bekliyoruz. Reşit Kibar’a adalet için Artvin Adliyesi’nde bululaşım. Reşit Kibar onurumuzdur!”
Duruşma 30 Ocak 2026, Cuma günü saat 09.00’da Artvin Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.
30 Ocak’ta ne olacak?
Davanın kritik eşiği olan 30 Ocak’taki 4. duruşmada, katliam günü olay yerinde olmayan kolluk kuvvetlerinin tutumu sorgulanacak. Önceki celselerde jandarma karakol komutanının “Şirket ekip istemediği için güvenlik önlemi almadık” itirafı, devletin güvenlik bürokrasisinin halkın değil, sermayenin korumalığını yaptığını bir kez daha belgeledi.
Hukuk örgütleri ve davanın avukatları yaptıkları açıklamada, yargı eliyle yürütülen “aklama” operasyonuna dikkat çekti. Azmettirici olduğu iddia edilen Fikret Merttürk’ün serbestçe gezdiği, ancak ormanını savunan köylülerin “basit yaralama” ve “mala zarar verme” gibi gerekçelerle cinayet davasıyla birleştirilmek istenen bir dosyada sanık yapılmaya çalışıldığı vurgulandı.
Sendika.Org’a konuşan avukat Haktan Özkan, hukuki sürecin başından beri sistematik bir engelleme ile karşı karşıya olduklarını belirtiyor:
UYAP sistemine erişimimizin engellenmesi basit bir teknik arıza değil, savunma hakkımıza yönelik siyasi bir ambargodur. Reşit Kibar’ın ailesini salondan çıkaran, baroların müdahillik taleplerini reddeden bu anlayış, yaşam savunucularını yalnızlaştırmayı hedefliyor.
Ne olmuştu?
Artvin’in Borçka ve Hopa ilçeleri sınırında yer alan Cankurtaran Geçidi’nin önemli bir bölümü “Konaklamalı Mesire Alanı Projesi” kapsamında Yunus Merttürk’ün sahibi olduğu Yapısoy Beton adlı firmaya ihale edildi. Köylüler bu projenin “Konaklamalı Mesire Alanı Projesi” adı altında maden açma projesi olduğunu ve söz edilenden çok daha geniş bir alana yayılacağını düşünerek projeye itiraz etti.
3 Eylül 2024 günü proje kapsamında ağaç kesimi için gelen ekipleri köylüler karşıladı. Köylüler Cankurtaran Ormanı’nda tek bir ağaç bile kestirmeyeceklerini ifade etti. Bu sırada kısa süreli bir arbede yaşandı. Arbede sırasında Fikret Merttürk telefonla birini arayarak “Buralar karıştı, ne yapmamızı istiyorsunuz?” dedi. Hemen akabinde Muhammet Ustabaş, Fikret Merttürk’e ait olan aracın içinden yine Fikret Merttürk’e ait olan silahı alıp hedef gözeterek ateş etmeye başladı. Reşit Kibar vurularak yere yığıldı.
Köylüler Reşit Kibar’ı hastaneye götürmek için jandarmaya “Ambulans yetişemez, sizin araçla götürelim” dediğinde ise jandarma hiçbir şey söylemeden aracıyla uzaklaştı.
Daha sonra yaralılar köylülerin imkanlarıyla Hopa Devlet Hastanesi’ne kaldırılsa da Reşit Kibar tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
Saldırının olduğu gün Muhammet Ustabaş ve Fikret Merttürk saldırıda kullanılan silahla birlikte gözaltına alındı. Daha yaralıların bile ifadeleri alınmadan mahkemeye sevk edildiler. Ustabaş tutuklanırken Merttürk onun hakkında verilen yalnızca bir ifade baz alınarak adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Azmettirici Merttürk tutuklanmamışken saldırıdan sağ kurtulan Artvin Halkevi yöneticisi Dursun Ali Koyuncu, saldırının olduğu gün Hopa Devlet Hastanesi önünde yaptığı konuşma nedeniyle “kamu görevlisine hakaret” ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla tutuklandı. Koyuncu daha sonra serbest bırakıldı.
Dosya hakkında ise gizlilik kararı verildi. Her ne kadar yaralıların ve bazı tanıkların ifadeleri kamuoyuna yansısa da faillerin ifadeleri, şirket çalışanı tanıkların ifadeleri ve saldırı anında orada bulunan jandarmaların ifadeleri gizli kaldı.
