Semra Sakarya..
Dünyada eğitim kurumları bilimsel çalışmalarla uğraşırken maalesef biz tuvalet işleriyle uğraşıyoruz. Bırakın tuzun kokmasını liyakatsizliğin baş gösterdiği milli eğitim kurumlarımızda bakanından tutun il müdürlerine kadar seviyesizlik nedeniyle artık tuz çürüdü. Hakkıyla gelinen makamlarda insanlar yükseldikçe mütevazileşir… Ama cemaatin torpili yok abinin torpiliyle bir koltuğa oturmaya gör…
Adeta bir kibir abidesine düşünülüyor. Uzun bir zamandır gündemimizi meşgul eden kişisel tuvalet hadisesinde il müdürü aklı selim bir şekilde süreci yöneteceğine şehrimizde görev yapan iki duayen gazeteciyi göz altına aldırarak aklı sıra yerel basına göz dağı verdiğini zannediyor. Dayımın meşhur bir sözü vardır. Bir gazeteci en az ayda bir kere ifade vermiyorsa o işini yapmıyordur. Yani biz ailece ifade vermeye alışmışız.
Yıllardır binlerce haber yapıp yüzlerce köşe yazısı yazdım ama daha bir tane bile ceza almadım. Çünkü bir Allah’ın kulu dahi gelip te ya sen yalan yazıyorsun diyemedi. Aksine ya bir görüşsek sizinle anlaşabiliriz dediler. Araştırmadan, doğruluğundan emin olmadan asla bir konuyu yazmam. Çoğu zamanda elimde belgesi hazır olur. Kişisel tuvalet hadisesi bizzat gazeteci Şenol Öksüz tarafından il müdürünün kendisiyle görüşülerek, haber yapılmış bir hadiseyken, il müdürüne göre efendim kendi kişisel zevki için Maho Ağaya özenerekten sadece 140 bin liracık bir harcama yapmışmış, eee yerel basın kendisine iftira atarak bunu milyonlarca lira yazmış diyor. Yaa Müdür Bey sana ilmi siyaseti hiç mi öğretmediler. Gazeteciler sizinle haberi yayınlamadan önce zaten iletişime geçmişler. Diyelim ki sizin iddia ettiğiniz gibi haberi çarpıtmış olsunlar… Sorunun çözümü ailevi ve siyasi nüfusunuzu kullanarak iki kişiye gözdağı vermek için gözaltına aldırmak mı? Mevlana’ya sormuşlar…”Sen ne bilirsin? Önce haddimi bilirim demiş. Bir eğitimci, öğretmenleri temsil eden bir il müdürü… Velev ki iftiraya maruz kalsa… Belgeleriyle birlikte çıkar basının karşısına tüm iddialara teker teker cevap verip haberi yapanların suratına vururdu belgeleri.
Gazetecilerin yazdıklarının yalan olmadığını sağır sultanda biliyor. Efendim milyonlarca lira değilmiş, sadece 140 bin liraymış. Müdür Bey senin temsil ettiğin kurumun okullarının tuvaletlerinden haberin var mı? Acaba kişisel zevkin harcadığın o paraya ihtiyacı olan bir okul var mıdır? Varsa merak etme hesabını ahirette verirsin…
Anlaşılan Müdür Bey görev yaptığı ilin farkına varamamış. Size naçizane tavsiyem sabahları makam aracınız sizi evinizden aldığında bir zahmet Trabzon tarafına doğru giderek şehrin girişinde yer alan il tabelasına iyice bakmanızdır. Cumhurbaşkanının memleketinde görev yaptığınızın şuuruna erişmeniz gerekiyor. Bu arada Pazartesi ve Cuma günleri çok yoğun oluyorum. Gözaltına aldırmak için diğer günleri tercih etmenizi rica ederim. Yazımı bir hikâyeyle tamamlamak istiyorum; “Adamın biri sürekli olarak oğluna, evladım senden adam olmaz diyormuş. Aradan yıllar geçmiş… Adamın oğlu okuyup kaymakam olmuş. Göreve başlar başlamaz da ilk işi kolluk küvetlerine talimat verdirerek, babasını huzuruna getirmelerini istemiş. Babası zorla getirilince de bilerek bir hayli süre babasını kapıda bekletmiş. Sonunda zorla makamına getirttiği babasına dönerek; gördün mü baba bana senden adam olmaz diyordun, okudum kaymakam oldum demiş. Babası da evladının gözlerinin içine bakarak; evladım ben sana kaymakam olamazsın demedim. Adam olamazsın dedim…” demiş. Anlayacağın… “OLMAZ MÜDÜR OLMAZ…
Akmeşe Rize’ye gelir gelmez soluğu AKP il başkanı Yılmaz Katmer’in yanında aldı..